Meryem 98 Ayet 16. Cüz مريم
19

Meryem

— Meryem
98 Ayet 16. Cüz
مريم
19
Meryem
98 Ayet
مريم
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
61
جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِياًّ ١٦
Cennâti adninilletî vaader rahmânu ibâdehu bil gayb(gaybi), innehu kâne va’duhu me’tiyyâ(me’tiyyen).
Gayb ile (Görmeden), Rahmân’ın kendi kullarına vaad ettiği Adn cennetlerine! Şu bir gerçektir ki; O’nun vaadi hep yerine gelmiştir.— M. Özdemir
19:61
62
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً اِلَّا سَلَاماًۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ ف۪يهَا بُكْرَةً وَعَشِياًّ ٢٦
Lâ yesmeûne fîhâ lagven illâ selâmâ(selâmen), ve lehum rızkuhum fîhâ bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
Selâmdan başka orada bir boş söz işitmezler. Orada akşamleyin ve sabah erken vakitler onlar için rızıkları vardır.— M. Özdemir
19:62
63
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِياًّ ٣٦
Tilkel cennetulletî nûrisu min ibâdinâ men kâne takıyyâ(takıyyen).
Kullarımızdan sakınıp korunmuş kimseleri mirasçı kılacağımız Cennet işte budur.— M. Özdemir
19:63
64
وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَۚ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْد۪ينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِياًّۚ ٤٦
Ve mâ netenezzelu illâ bi emri rabbik(rabbike), lehu mâ beyne eydînâ ve mâ halfenâ ve mâ beyne zâlik(zâlike), ve mâ kâne rabbuke nesiyyâ(nesiyyen).
Sadece senin rabbinin emriyle iniyoruz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunun arasındaki şeyler O’nundur. Senin rabbin unutkan değildir.— M. Özdemir
19:64
65
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِه۪ۜ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِياًّ۟ ٥٦
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ fa’budhu vastabir li ibâdetih(ibâdetihî), hel ta’lemu lehu semiyyâ(semiyyen).
Yer’in, Gökler’in, ikisi arasındakilerin rabbidir. O’na kulluk et; O’na kulluk için sabır-sebat göster! O’na bir adaş biliyor musun? ***— M. Özdemir
19:65
66
وَيَقُولُ الْاِنْسَانُ ءَاِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ اُخْرَجُ حَياًّ ٦٦
Ve yekûlul insânu e izâ mâ mittu le sevfe uhracu hayyâ(hayyen).
İnsan: -"Öldüğüm zaman mı, diri olarak çıkarılacağım?" diyor.— M. Özdemir
19:66
67
اَوَلَا يَذْكُرُ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْـٔاً ٧٦
E ve lâ yezkurul insânu ennâ halaknâhu min kablu ve lem yeku şey’â(şey’en).
İnsan, bir şey olmadığı halde bizim, önceden onu yarattığımızı düşünmez mi?— M. Özdemir
19:67
68
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاط۪ينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِياًّۚ ٨٦
Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyâtîne summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyyâ(cisiyyen).
Senin rabbine and olsun, onları ve Şeytanlar’ı bir araya toplarız! Elbette onları Cehennem’in etrafında diz çökmüş olarak hazır tutarız.— M. Özdemir
19:68
69
ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ ش۪يعَةٍ اَيُّهُمْ اَشَدُّ عَلَى الرَّحْمٰنِ عِتِياًّۚ ٩٦
Summe le nenzianne min kulli şîatin eyyuhum eşeddu aler rahmâni ıtiyyâ(ıtiyyen).
Sonra, hangisi Rahmân’a karşı azgınlıkta en şiddetli ise, her bir zümreden çekip çıkarırız.— M. Özdemir
19:69
70
ثُمَّ لَنَحْنُ اَعْلَمُ بِالَّذ۪ينَ هُمْ اَوْلٰى بِهَا صِلِياًّ ٠٧
Summe le nahnu a’lemu billezîne hum evlâ bihâ sıliyyâ(sıliyyen).
Yine de oraya atılmaya en uygun olanları elbette biz biliriz.— M. Özdemir
19:70
71
وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْماً مَقْضِياًّۚ ١٧
Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).
Sizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Senin rabbinin üzerine kesinleşmiş bir hüküm oldu.— M. Özdemir
19:71
72
ثُمَّ نُنَجِّي الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِم۪ينَ ف۪يهَا جِثِياًّ ٢٧
Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).
Yine de sakınıp korunmuş kimseleri kurtarırız. Zâlimler’i ise orada dizüstü çökmüş olarak bırakırız.— M. Özdemir
19:72
73
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓواۙ اَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ خَيْرٌ مَقَاماً وَاَحْسَنُ نَدِياًّ ٣٧
Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne keferû lillezîne âmenû eyyul ferîkayni hayrun makâmen ve ahsenu nediyyâ(nediyyen).
Açık belgeler olarak bizim âyetlerimiz onlara okunacağı zaman inkâr etmiş olanlar, inanmış olanlara: -"Bu İki Grup’tan hangisi makamca en hayırlı ve çevre bakımından en güzel?" dedi.— M. Özdemir
19:73
74
وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَحْسَنُ اَثَاثاً وَرِءْياً ٤٧
Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum ahsenu esâsen ve ri’yâ(ri’yen).
Onlardan önce, görüş ve servet bakımından en güzel olan nice kuşakları helâk ettik.— M. Özdemir
19:74
75
قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَداًّۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضْعَفُ جُنْداً ٥٧
Kul men kâne fîd dalâleti fel yemdud lehur rahmânu meddâ(medden), hattâ izâ raev mâ yûadûne immel azâbe ve immes sâah(sâate), fe se ya’lemûne men huve şerrun mekânen ve ad’afu cundâ(cunden).
De ki: -"Kim Sapkınlık içindeyse, varsın Rahmân ona süre verip uzatsın! İster Azâp olsun, ister Saat olsun, nihayet onlara vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimler mekân / makam olarak en şerrli ve ordu olarak en zayıf, artık bileceklerdir".— M. Özdemir
19:75
76
وَيَز۪يدُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اهْتَدَوْا هُدًىۜ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَاباً وَخَيْرٌ مَرَداًّ ٦٧
Ve yezîdullâhullezînehtedev hudâ(huden), vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun mereddâ(meredden).
Allah hidayete ermiş olanlara hidayet artırır. Salih Bakiyyeler, rabbinin katında sevâpça da en hayırlıdır, dönüp varılacak yer olarak da en hayırlıdır.— M. Özdemir
19:76
77
اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي كَفَرَ بِاٰيَاتِنَا وَقَالَ لَاُو۫تَيَنَّ مَالاً وَوَلَداًۜ ٧٧
E fe raeytellezî kefere bi âyâtinâ ve kâle le ûteyenne mâlen ve veledâ(veleden).
Gördün mü, bizim âyetlerimizi inkâr etmiş kimseyi? -"Elbette, bana mal ve çocuk verilecek!" dedi.— M. Özdemir
19:77
78
اَطَّـلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۙ ٨٧
Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).
Gayb’a mı muttali’ oldu; yoksa Rahmân katında bir ahid mi aldı?— M. Özdemir
19:78
79
كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَداًّۙ ٩٧
Kellâ, se nektubu mâ yekûlu ve nemuddu lehu minel azâbi meddâ(medden).
Hayır! Ne diyorsa yazacağız; ona Azâp’tan uzattıkça uzatıyoruz.— M. Özdemir
19:79
80
وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْت۪ينَا فَرْداً ٠٨
Ve nerisuhu mâ yekûlu ve ye’tînâ ferdâ(ferden).
Ne diyorsa, ona vâris oluyoruz. Bize tek başına gelir.— M. Özdemir
19:80
81
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزاًّۙ ١٨
Vettehazû min dûnillâhi âliheten li yekûnû lehum ızzâ(ızzen).
Allah’tan başka ilahlar edindiler ki onlar için bir izzet olsun!— M. Özdemir
19:81
82
كَلَّاۜ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِداًّ۟ ٢٨
Kellâ, se yekfurûne bi ibâdetihim ve yekûnûne aleyhim dıddâ(dıdden).
Hayır! Tapınmalarını inkâr edecekler; onlara karşı zıt (muhalif) olurlar. ***— M. Özdemir
19:82
83
اَلَمْ تَرَ اَنَّٓا اَرْسَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ عَلَى الْكَافِر۪ينَ تَؤُزُّهُمْ اَزاًّۙ ٣٨
E lem tere ennâ erselneş şeyâtîne alel kâfirîne teuzzuhum ezzâ(ezzen).
Onları kışkırttıkça kışkırtan Şeytanlar’ı Kâfirler’in üzerine salıverdiğimizi görmedin mi?— M. Özdemir
19:83
84
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْۜ اِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَداًّۚ ٤٨
Fe lâ ta’cel aleyhim, innemâ neuddu lehum addâ(adden).
-"Onların aleyhine acele etme! Onlar için saydıkca sayıyoruz".— M. Özdemir
19:84
85
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّق۪ينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْداًۙ ٥٨
Yevme nahşurul muttekîne iler rahmâni vefdâ(vefden).
Müttakîler’i / Sakınıp Korunanlar’ı konuk olarak Rahmân’ın huzuruna toplayacağımız gün,— M. Özdemir
19:85
86
وَنَسُوقُ الْمُجْرِم۪ينَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْداًۢ ٦٨
Ve nesûkul mucrimîne ilâ cehenneme virdâ(virden).
Suç İşleyenler’i Cehennem’e aralıklarla sevk edeceğimiz gün,— M. Özdemir
19:86
87
لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۢ ٧٨
Lâ yemlikûneş şefâate illâ menittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).
Rahmân’ın katında ahid almış kimseden başkası Şefaat’e mâlik olmaz.— M. Özdemir
19:87
88
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ ٨٨
Ve kâluttehazer rahmânu veledâ(veleden).
Bir de: -"Rahmân çocuk edindi" dediler.— M. Özdemir
19:88
89
لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْـٔاً اِداًّۙ ٩٨
Lekad ci’tum şey’en iddâ(idden).
And olsun çok kötü saçmaladınız!— M. Özdemir
19:89
90
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَداًّۙ ٢٩
Tekâdus semâvâtu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibâlu heddâ(hedden).
Bundan neredeyse Gökler çatlayıp yırtılacak, Yer yarılacak, Dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı;— M. Özdemir
19:90
Yükleniyor...
Meryem
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle