Kaf 45 Ayet Mekke · ق
50

Kaf

Kaf · Mekke
50
Kaf · Mekke
ق
45
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ ١
Kâf vel kur’ânil mecîd(mecîdi).
قٓ (Kâf). Şanı yüce olan Kur’ân’a kasem olsun ki;— E. Demiryent
ق، سوگند به قرآن مجید [که محمّد، فرستاده ماست و وقوع قیامت حق است.]— IRI — H.Ansarian
50:1
2
بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْـكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ ٢
Bel acibû en câehum munzirun minhum fe kâlel kâfirûne hâzâ şey’un acîbun.
Doğrusu (o Kureyşli) kâfirler, kendi içlerinden bir uyarıcının (insanoğlundan bir peygamberin) gelmesine şaşırarak, “Bu şaşılacak/tuhaf bir şeydir” dediler.— E. Demiryent
[کفر پیشگان نه تنها ایمان نیاوردند] بلکه از اینکه بیم دهنده ای از خودشان به سوی آنان آمد تعجب کردند و در نتیجه کافران گفتند: این چیزی عجیب است.— IRI — H.Ansarian
50:2
3
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ ٣
E izâ mitnâ ve kunnâ turâbâ(turâben), zâlike rec’un baîdun.
(Ayrıca yine dediler ki:) “Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecekmişiz?) Bu, (akla) uzak (imkânsız) bir dönüştür!”— E. Demiryent
آیا هنگامی که مردیم و خاک شدیم [زنده می شویم و به حیات دوباره باز می گردیم؟] این بازگشتی دور [از عقل] است.— IRI — H.Ansarian
50:3
4
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ ٤
Kad alimnâ mâ tenkusul ardu minhum, ve indenâ kitâbun hafîzun.
Şüphesiz biz, toprağın onların bedenlerinden neleri eksilttiğini (ezelî ve ebedî ilmimiz ile) bilmekteyiz. (Buna rağmen onların akıllarına hitap ederek buyuruyoruz ki:) “Bizim nezdimizde (o bilgileri) koruyan (ve ayrıca her şeyin kayıtlı olduğu) bir kitap (levh-i mahfûz) vardır.”— E. Demiryent
بی تردید ما آنچه را که زمین از اجسادشان می کاهد، می دانیم و نزد ما کتابی ضبط کننده [همه امور چون لوح محفوظ] است.— IRI — H.Ansarian
50:4
5
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ ٥
Bel kezzebû bil hakkı lemmâ câehum fe hum fî emrin merîcin.
Doğrusu onlar, kendilerine hak (olan Kur’ân) gelince onu yalanladılar ve bu yüzden de (peygambere ve Kur’ân’a karşı) çelişkili tavırlar içindeler.— E. Demiryent
[اینان نه اینکه زنده شدن پس از مرگ را باور نکردند] بلکه حق را هم هنگامی که به سویشان آمد، تکذیب کردند پس در حالتی آشفته و سردرگم اند.— IRI — H.Ansarian
50:5
6
اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ ٦
E fe lem yanzurû iles semâi fevkahum keyfe beneynâhâ ve zeyyennâhâ ve mâ lehâ min furûcin.
(Yeniden dirilişi inkâr edenler, âlemin yaratılışındaki kudret eserlerimizden biri olan) üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu (kudretimiz ile direksiz bir şekilde) nasıl bina ettik ve (yıldızlarla) nasıl süsledik! Onda hiçbir çatlak (düzensizlik ve eksiklik) yoktur.— E. Demiryent
آیا با تأمل به آسمان بالای سرشان ننگریستند که چگونه آن را بنا کرده و بیاراستیم و آن را هیچ شکاف [و ناموزونی] نیست؟— IRI — H.Ansarian
50:6
7
وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ ٧
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîcin.
Yeryüzüne gelince... Onu da (yaşamaya elverişli biçimde) döşedik, üzerine (yeryüzünü) sabit tutacak dağlar yerleştirdik ve orada her türden güzel bitkiler bitirdik.— E. Demiryent
و زمین را گستردیم و کوه هایی استوار در آن افکندیم و در آن از هر نوع گیاه خوش منظر و دل انگیزی رویاندیم،— IRI — H.Ansarian
50:7
8
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ ٨
Tebsıraten ve zikrâ li kulli abdin munîbin.
(Bütün bunlar, kalben) Allah’ (ın rızasın) a yönelen her kulun, basiretini açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.— E. Demiryent
تا برای هر بنده ای که [با اندیشیدن در نظام هستی] به سوی خدا باز می گردد، مایه بینایی و یادآوری باشد؛— IRI — H.Ansarian
50:8
9
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ ٩
Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi.
9-10-11. Ve gökten de (bulutlar vasıtasıyla çok) bereketli bir su indirip, onunla kullar için rızık olarak, bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve (işte) böylece onunla (o yağmur suyu ile), ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (tarafımızdan, tekrar diriltilerek, kabirlerinizden) çıkış (ınız) da böyledir.— E. Demiryent
و از آسمان آبی بسیار پربرکت و سودمند نازل کردیم، پس به وسیله آن باغ ها و دانه های دروکردنی را رویاندیم.— IRI — H.Ansarian
50:9
10
وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ ٠١
Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun.
9-10-11. Ve gökten de (bulutlar vasıtasıyla çok) bereketli bir su indirip, onunla kullar için rızık olarak, bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve (işte) böylece onunla (o yağmur suyu ile), ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (tarafımızdan, tekrar diriltilerek, kabirlerinizden) çıkış (ınız) da böyledir.— E. Demiryent
و [نیز] درختان بلندقامت خرما را که خوشه های متراکم و روی هم چیده دارند [رویاندیم.]— IRI — H.Ansarian
50:10
11
رِزْقاً لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتاًۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ ١١
Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu.
9-10-11. Ve gökten de (bulutlar vasıtasıyla çok) bereketli bir su indirip, onunla kullar için rızık olarak, bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve (işte) böylece onunla (o yağmur suyu ile), ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (tarafımızdan, tekrar diriltilerek, kabirlerinizden) çıkış (ınız) da böyledir.— E. Demiryent
برای آنکه رزق و روزی بندگان باشد، و نیز به وسیله آن آب سرزمین مرده را زنده کردیم؛ و بیرون آمدنشان [پس از مرگ از خاک گور برای ورود به قیامت] این گونه است.— IRI — H.Ansarian
50:11
12
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ ٢١
Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve ashâbur ressi ve semûdu.
12-13-14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. Âd ve Firavun (ve kavmi), Lût’un kavmi, Eyke halkı ve Tubba kavmi de... Hepsi (de Kureyş kavmi gibi) peygamberleri yalanladılar, böylece (azap) tehdidim (onların üzerine) hak olmuştu.— E. Demiryent
پیش از اینان [که تو را تکذیب می کنند] قوم نوح و اصحاب رس و [قوم] ثمود [پیامبرانشان] را تکذیب کردند.— IRI — H.Ansarian
50:12
13
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ ٣١
Ve âdun ve fir’avnu ve ihvânu lûtın.
12-13-14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. Âd ve Firavun (ve kavmi), Lût’un kavmi, Eyke halkı ve Tubba kavmi de... Hepsi (de Kureyş kavmi gibi) peygamberleri yalanladılar, böylece (azap) tehdidim (onların üzerine) hak olmuştu.— E. Demiryent
و نیز قوم عاد و فرعون و برادران لوط،— IRI — H.Ansarian
50:13
14
وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍۜ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَع۪يدِ ٤١
Ve ashâbul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaîdi.
12-13-14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. Âd ve Firavun (ve kavmi), Lût’un kavmi, Eyke halkı ve Tubba kavmi de... Hepsi (de Kureyş kavmi gibi) peygamberleri yalanladılar, böylece (azap) tehdidim (onların üzerine) hak olmuştu.— E. Demiryent
و اصحاب ایکه و قوم تُبّع همگی پیامبران را تکذیب کردند، پس تهدیدم [به نزول عذاب] بر آنان محقق و ثابت شد.— IRI — H.Ansarian
50:14
15
اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟ ٥١
E fe ayînâ bil halkıl evvel(evveli), bel hum fî lebsin min halkın cedîd(cedîdin).
Biz ilk yaratmadan âciz mi kaldık (ki tekrar diriltmekten âciz kalalım)! Hayır! Onlar yeniden yaratılış hususunda şüphe içindedirler.— E. Demiryent
آیا ما از آفرینش نخستین عاجز و درمانده شدیم [تا از دوباره آفریدن عاجز و درمانده شویم؟ چنین نیست] بلکه آنان [با این همه دلایل روشن و استوار] باز در آفرینش جدید در تردیدند.— IRI — H.Ansarian
50:15
16
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ ٦١
Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi.
Kasem olsun ki insanı biz yarattık ve nefsinin ona neler fısıldadığını da biliriz. Zira biz (onun her hâlini bilmekle) ona (manen) şah damarından daha yakınız.— E. Demiryent
همانا انسان را آفریدیم و همواره آنچه را که باطنش [نسبت به معاد و دیگر حقایق] به او وسوسه می کند، می دانیم، و ما به او از رگ گردن نزدیک تریم.— IRI — H.Ansarian
50:16
17
اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ ٧١
İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.
(Üstelik) biri insanın sağ tarafında, diğeri sol tarafında oturan, iki yazıcı melek de (onun bütün yaptıklarını, amel defterlerine) kaydetmektedir.— E. Demiryent
[یاد کن] دو فرشته ای را که همواره از ناحیه خیر و از ناحیه شر، ملازم انسان هستند و همه اعمالش را دریافت کرده و ضبط می کنند.— IRI — H.Ansarian
50:17
18
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ ٨١
Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbun atîdun.
İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini (amel defterine) kaydeden bir melek hazır bulunmasın.— E. Demiryent
هیچ سخنی را به زبان نمی گوید جز اینکه نزد آن [برای نوشتن و حفظش] نگهبانی آماده است؛— IRI — H.Ansarian
50:18
19
وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ ٩١
Ve câet sekretul mevti bil hakk(hakkı), zâlike mâ kunte minhu tehîdu.
(Yeniden diriltilmeyi inkâr eden kâfire) sekerât-ı mevt (ölüm baygınlığı) bir hakikat olarak gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp kurtulmak istediğin (hoşlanmadığın) şeydir!” diye, hitap edilir.— E. Demiryent
و سکرات و بیهوشی مرگ، حق را [که همه واقعیات جهان پس از مرگ است] می آورد [و به محتضر می گویند:] این همان چیزی است که از آن می گریختی؛— IRI — H.Ansarian
50:19
20
وَنُفِـخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ ٠٢
Ve nufiha fîs sûr(sûri), zâlike yevmul vaîdi.
(Öldükten sonra tekrar diriliş için, İsrâfil tarafından) Sûr’a (ikinci kez) üfürülür. İşte bu, (gün, kâfirlere azap) tehdidin (in) gerçekleşeceği gündür!— E. Demiryent
و در صور می دمند؛ آن است روز [تحقق و ظهور] وعده های تهدیدآمیز و وحشتناک.— IRI — H.Ansarian
50:20
21
وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ ١٢
Ve câet kullu nefsin meahâ sâikun ve şehîdun.
(O diriliş gününde) herkes beraberinde, (kendisini mahşer yerine götüren) bir sevk edici ve bir (de amellerine) şahit (lik eden bir melek) le gelir.— E. Demiryent
هر کسی در آن روز می آید در حالی که سوق دهنده ای و شاهدی با اوست، [که سوق دهنده او را به محشر می راند و شاهد بر اعمالش گواهی می دهد.]— IRI — H.Ansarian
50:21
22
لَقَدْ كُنْتَ ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَـكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَد۪يدٌ ٢٢
Lekad kunte fî gafletin min hâzâ fe keşefnâ anke gıtâeke fe besarukel yevme hadîdun.
(Allah, yeniden diriltilmeyi inkâr eden kâfire şöyle buyurur: “Ey insanoğlu! Dünyada iken) bugünden gaflette idin. (Israrla yeniden diriltilmeyi inkâr ediyordun.) Şimdi senden perdeni açtık, (şu anda muşâhede ettiğin şeylerle senin gafletini yok ettik) artık bugün gözün (dünyada inkâr ettiklerini görecek, kavrayacak kadar) keskindir.— E. Demiryent
[به او می گویند:] تو از این روز بزرگ در بی خبری و غفلت بودی، پس ما پرده بی خبری را از دیده [بصیرت] ات کنار زدیم در نتیجه دیده ات امروز بسیار تیزبین است.— IRI — H.Ansarian
50:22
23
وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَت۪يدٌۜ ٣٢
Ve kâle karînuhu hâzâ mâ ledeyye atîd(atîdun).
Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte, bu yanımdaki (insan, hesap için) hazırdır.”— E. Demiryent
و [فرشته] همراهش می گوید: این است نامه اعمالش که همراه من آماده است.— IRI — H.Ansarian
50:23
24
اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ ٤٢
Elkıyâ fî cehenneme kulle keffârin anîdin.
24-25. (Amel defterindeki kayıtlara göre, adalet ile hüküm verildikten sonra, Allah şöyle buyurur:) “Siz ikiniz (ey melekler), inatla (hakkı) inkâr eden her kâfiri, (sürekli) hayra engel olanı, haddi aşanı (zâlimi) ve dininde şüphe içerisinde olanı cehenneme atın!— E. Demiryent
[به دو فرشته نگهبان و حافظ اعمال فرمان می دهند] شما دو نفر هر کافر سرسخت و معاندی را در دوزخ اندازید.— IRI — H.Ansarian
50:24
25
مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُر۪يبٍۙ ٥٢
Mennâın lil hayri mu’tedin murîbin.
24-25. (Amel defterindeki kayıtlara göre, adalet ile hüküm verildikten sonra, Allah şöyle buyurur:) “Siz ikiniz (ey melekler), inatla (hakkı) inkâr eden her kâfiri, (sürekli) hayra engel olanı, haddi aşanı (zâlimi) ve dininde şüphe içerisinde olanı cehenneme atın!— E. Demiryent
[همان که به شدت] مانع خیر و تجاوزکار [از حدود خدا] و تردید کننده در حقایق [و تردید انداز در دل های مردم بود.]— IRI — H.Ansarian
50:25
26
اَلَّذ۪ي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّد۪يدِ ٦٢
Ellezî ceale meallâhi ilâhen âhara fe elkıyâhu fîl azâbiş şedîdi.
O (kâfir) ki, (zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve hükümlerinde asla dengi ve ortağı olmayan) Allah’ (ı ilâh edinmek) ile birlikte, başka (bir takım sahte) ilâhlar edindi, bundan dolayı onu şiddetli bir azaba atın!”— E. Demiryent
که با خدا معبودی دیگر قرار داد، پس او را در عذاب سخت اندازید،— IRI — H.Ansarian
50:26
27
قَالَ قَر۪ينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ ٧٢
Kâle karînuhu rabbenâ mâ etgaytuhu ve lâkin kâne fî dalâlin baîdin.
(Dünyada iken yanından ayrılmayan) arkadaşı (şeytanı) der ki: “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım (doğru yoldan çıkarmadım), fakat kendisi derin bir sapkınlık içindeydi (ben onu küfre davet ettim o da icabet etti).”— E. Demiryent
همنشینش [از میان شیطان ها] می گوید: پروردگارا! من او را به سرکشی و طغیان وا نداشتم، او خودش [به میل خود] در گمراهی دور و درازی بود. ….— IRI — H.Ansarian
50:27
28
قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَع۪يدِ ٨٢
Kâle lâ tahtesımû ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaîdi.
(Allah, onlara şöyle) buyurur: “Benim (manevi) huzurumda çekişip durmayın. Ben size (dünyada peygamberler aracılığıyla, azabıma dair) kesin bir uyarı göndermiştim!— E. Demiryent
[خدا] می گوید: در پیشگاه من با یکدیگر ستیزه مکنید، بی تردید من تهدید [به عذاب] را پیش از این [از طریق وحی و پیامبران] به شما اعلام کرده بودم.— IRI — H.Ansarian
50:28
29
مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ٩٢
Mâ yubeddelul kavlu ledeyye ve mâ ene bi zallâmin lil abîd(abîdi).
Benim (manevi) huzurumda hüküm değiştirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici değilim.”— E. Demiryent
نزد من فرمان [تهدیدآمیز به اینکه هر کس با حال کفر و شرک وارد آخرت شود حتماً دوزخی است] تغییر نمی یابد و من نسبت به بندگان ستمکار نیستم.— IRI — H.Ansarian
50:29
30
يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَز۪يدٍ ٠٣
Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.
O (hesap) gün (ünde), cehenneme, “Doldun mu?” diye soracağız fakat o, (kâfirlere ve günahkârlara olan öfkesinden dolayı) “Hayır! Daha yok mu?” diyecek.— E. Demiryent
[یاد کن] روزی را که به دوزخ می گوییم: آیا پر شدی؟ می گوید: آیا زیادتر از این هم هست؟— IRI — H.Ansarian
50:30
Yükleniyor...
Kaf
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle