فَقَضٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى ف۪ي كُلِّ سَمَٓاءٍ اَمْرَهَاۜ وَزَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَۗ وَحِفْظاًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ ٢١
Fe kadâhunne seb’a semâvâtin fî yevmeyni ve evhâ fî kulli semâin emrehâ ve zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve hıfzâ(hıfzen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
Derken, onların iki aşamada yedi gök[⁴²⁴⁴] olarak var olmasını kararlaştırdı, her bir göğe kendi görev yasasını yükledi.[⁴²⁴⁵] Nihayet Biz en yakın göğü ışıklarla süsledik[⁴²⁴⁶] ve bir güvenlik sistemi oluşturduk:[⁴²⁴⁷] İşte bu her şeyi bilen, her işi mükemmel olan Allah’ın takdiridir.
[4244] “Yedi gök”, bilinen ve bilinmeyen birbirinden farklı tüm kozmik sistemleri kapsayan bir ifade. Yedi rakamı çeşitlilik ve çok katmanlılıktan kinayedir (Krş: 15:44, not 34). “Yedi kat gökler ve yer” ibaresi “bütün kâinat” mânasına gelir. [4245] Burada olduğu gibi mutlak mânada öznesi Allah nesnesi eşya olan (burada gökler) emr terimi, Allah’ın eşyaya yüklediği kanuna delâlet eder. Bu vurgusuyla emr eşyadaki nedensellik yasasına (causality) tekabül eder. Allah’ın eşyaya emr’ini vahyetmesi, ona yaratılış amacı olan mâ hulikâ leh’ini yüklemesidir. Arıya vahyetmesi de bu cümledendir (16:68). Bu nedensellik elbet Allah’ı koyduğu yasanın -hâşâ- mahkûmu eden bir nedensellik değildi. Zira O koyduğu yasanın hâkimi olarak her an eşyaya müdahil ve her an yaratmadaydı. Dolayısıyla ilâhî emri yüklenen eşya O’ndan bağımsız mutlak bir varlığa değil, O’nun iznine ve emrine tâbi mümkün bir varlığa sahiptir. [4246] Gökyüzünün çıplak gözle görüntüsünün tasviri. [4247] Kur’an kozmolojisini üç başlıkta tasnif etmek mümkündür: 1) Kur’an’ın “Dünya seması” veya “en yakın gök” (67:5) adını verdiği kuşların da boşluğunda uçtuğu gök (16:79). Bu atmosfer içi göktür. Belirlilik takısıyla es-semâ’ biçiminde geldiği yerlerde de çoğunlukla “çıplak gözle görülen” göğe delâlet eder. 2) Seb’a semâvât (yedi kat gökler) formuyla ifade edilen gök. Bu, bağlamına göre ya güneş sistemini, ya da birini kendi âlemimizin/uzayımızın oluşturduğu sonsuz âlemleri/uzayları ifade eder. 3) Semâun formunda belirsiz olarak geldiği yerler. Bu “uzay” anlamındadır. Bağlamına göre bazen kâinatın tümünü, bazen arzdan arşa kadar bütün bir varlık mertebelerini ifade eder. Âyetteki “güvenlik” (hıfzan) yeryüzünün zehirli güneş ışınlarından, meteor serpintilerinden ve çekim dengesini saptırıcı unsurlardan korunması anlamına gelebilir. Sâffât 7’de sözü edilen vahyin görünmez varlıklara karşı korunması anlamına da gelebilir (Krş: 67:5; 15:17). Bu sonuncu ihtimal Kur’an’ın geneliyle daha bir uyumludur (Hıfzanı çevirimiz için bkz: İbn Âşûr).— M.İslamoğlu