Yasin 83 Ayet Mekke · يس
36

Yasin

Ya Sin · Mekke
36
Ya Sin · Mekke
يس
83
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يٰسٓۜ ١
Yâ sîn.
يٰ (Yâ) سٓ (Sîn).— E. Demiryent
یس— IRI — H.Ansarian
36:1
2
وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ٢
Vel kur’ânil hakîm(hakîmi).
Hikmetlerle dolu olan Kur’ân’a kasem olsun ki,— E. Demiryent
سوگند به قرآن کریم،— IRI — H.Ansarian
36:2
3
اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٣
İnneke leminel murselîn(murselîne).
(Resûlüm!) Şüphesiz ki sen (hakkı tebliğ etmek üzere, tarafımızdan görevlendirilen) peygamberlerdensin.— E. Demiryent
که بی تردید تو از فرستادگانی،— IRI — H.Ansarian
36:3
4
عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ٤
Alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
(Bütün peygamberlerimiz gibi, sen de) dosdoğru bir yol (olan, İslâm dini) üzeresin.— E. Demiryent
بر راهی راست [قرار داری.]— IRI — H.Ansarian
36:4
5
تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ٥
Tenzîlel azîzir rahîm(rahîmi).
5-6. (Bu Kur’ân,) ataları (fetret dönemi içerisinde) uyarılmamış, (bir peygamberin tebliğine muhatap olmamış) bu nedenle (hidâyetten/tevhid inancından ve Allah’ın hükümlerinden yana) gaflette kalmış bir toplumu uyarman için, her işinde mutlak galip ve çok merhametli olan (Allah) tarafından (sana) vahyedilmiştir.— E. Demiryent
[قرآن] نازل شده توانای شکست ناپذیر و مهربان است.— IRI — H.Ansarian
36:5
6
لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ٦
Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
5-6. (Bu Kur’ân,) ataları (fetret dönemi içerisinde) uyarılmamış, (bir peygamberin tebliğine muhatap olmamış) bu nedenle (hidâyetten/tevhid inancından ve Allah’ın hükümlerinden yana) gaflette kalmış bir toplumu uyarman için, her işinde mutlak galip ve çok merhametli olan (Allah) tarafından (sana) vahyedilmiştir.— E. Demiryent
تا مردمی را بیم دهی که پدرانشان را بیم نداده اند و به این علت [از حقایق] بی خبرند.— IRI — H.Ansarian
36:6
7
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٧
Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Kasem olsun ki, onların (cinlerin ve insanların) çoğuna, o (azap) söz (ümüz) hak oldu, artık onlar îmân etmezler.— E. Demiryent
یقیناً فرمان عذاب بر بیشترشان محقق و ثابت شده است، به این سبب ایمان نمی آورند.— IRI — H.Ansarian
36:7
8
اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ٨
İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne).
Şüphesiz ki biz, onların (hakkı inkârda ısrar edenlerin) boyunlarına, çenelerine kadar dayanan (manevi) halkalar (tasmalar) geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.— E. Demiryent
مسلماً ما غل هایی بر گردنشان نهاده ایم که تا چانه هایشان قرار دارد به طوری که سرهایشان بالا مانده است،— IRI — H.Ansarian
36:8
9
وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ٩
Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
(Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr etmelerinden dolayı) biz, onların önlerine (manevi) bir set ve arkalarına (da manevi) bir set çektik, böylece onları her taraftan kuşattık. Artık onlar (hakikati) gör (e) mezler.— E. Demiryent
و از پیش رویشان حایلی و از پشت سرشان [نیز] حایلی قرار داده ایم، و به صورت فراگیر دیدگانشان را فرو پوشانده ایم، به این خاطر حقایق را نمی بینند،— IRI — H.Ansarian
36:9
10
وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٠١
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, îmân etmezler.— E. Demiryent
و برای آنان یکسان است چه بیمشان دهی یا بیمشان ندهی، ایمان نمی آورند،— IRI — H.Ansarian
36:10
11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ١١
İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gayb(gaybi), fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerîm(kerîmin).
(Habibim!) Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan, (azabı) görmediği hâlde, Rablerin (in azametin) den korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahlarının bağışlanmasıyla) hem de iyi mükâfatla (cennetle) müjdele.— E. Demiryent
بیم دادنت فقط برای کسی ثمربخش است که از قرآن پیروی کند و در نهان از خدای رحمان بترسد، پس او را به آمرزش و پاداشی نیکو و باارزش مژده ده.— IRI — H.Ansarian
36:11
12
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ٢١
İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).
Şüphesiz (hesap vermeleri için) ölüleri biz diriltiriz. Ayrıca onların (ölümlerinden önce iyi ve kötü) gönderdikleri amelleri ve (öldükten sonra) geriye bıraktıkları (iyi ve kötü) eserleri (karşılıklarını görmeleri için levh-i mahfûza) yazarız. Biz, her şeyi tastamam (eksiksiz olarak, en ince ayrıntısına kadar) apaçık bir kitapta (levh-i mahfûzda) kaydetmişizdir.— E. Demiryent
بی تردید ما مردگان را زنده می کنیم و آنچه را پیش فرستاده اند و [خوبی ها و بدی های] بر جا مانده از ایشان را ثبت می کنیم و همه چیز را در کتابی روشن [که اصل همه کتاب هاست و آن لوح محفوظ است] برشمرده ایم.— IRI — H.Ansarian
36:12
13
وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ٣١
Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne).
(Resûlüm) Onlara (müşriklere), şu şehir halkını misal getir, Hani onlara elçiler gelmişti.— E. Demiryent
و برای آنان [که با تو برخورد خصمانه دارند] اهل آن شهر را مثل بزن، هنگامی که پیامبران به آنجا آمدند،— IRI — H.Ansarian
36:13
14
اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ٤١
İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
Biz o (şehirde yaşayan insa) nlara iki elçi göndermiştik fakat onlar ikisini de yalanladılar. (Bunun üzerine,) Biz de (o iki elçiyi) üçüncü bir elçi ile destekledik. (Bu üç elçi, “Ey insanlar!) Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.— E. Demiryent
زمانی که دو پیامبر را به سوی آنان فرستادیم، پس آن دو را انکار کردند و با پیامبر سومی آنان را تقویت کردیم، پس [همگی] گفتند: ما را به سوی شما فرستاده اند.— IRI — H.Ansarian
36:14
15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ٥١
Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne).
(Hakkı inkâr edenler) dediler ki: “Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey göndermedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.”— E. Demiryent
[اهل شهر] گفتند: شما جز بشرهایی مانند ما نیستید و [خدای] رحمان هیچ چیزی نازل نکرده است، شما فقط دروغ می گویید.— IRI — H.Ansarian
36:15
16
قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ٦١
Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne).
(Elçiler) dediler ki: “Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.— E. Demiryent
گفتند: پروردگارمان می داند که یقیناً ما به سوی شما فرستاده شده ایم،— IRI — H.Ansarian
36:16
17
وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ٧١
Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).
Bize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.”— E. Demiryent
و بر عهده ما جز رساندن آشکار [پیام وحی] نیست.— IRI — H.Ansarian
36:17
18
قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٨١
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
(Onlar, elçilere) dediler ki: “Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık (zira siz, beldemize geldikten sonra yağmur yağmaz oldu). Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır.”— E. Demiryent
گفتند: همانا ما شما را به شومی و فال بد گرفته ایم، اگر [از دعوت خود] باز نایستید، قطعاً شما را سنگسار می کنیم، و از سوی ما شکنجه دردناکی به شما خواهد رسید.— IRI — H.Ansarian
36:18
19
قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ٩١
Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
(Elçiler) dediler ki: “Sizin uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz!”— E. Demiryent
گفتند: شومی شما از خود شماست [و این شومی نتیجه کفر و طغیان و گناه است، شگفتا!] آیا اگر به شما تذکر دهند [آن تذکر سعادت بخش را به شومی و فال بد می گیرید؟ نه، شومی از ما نیست] بلکه شما مردمی تجاوزکارید.— IRI — H.Ansarian
36:19
20
وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ ٠٢
Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne).
O sırada, (elçilerin geldiğini ve kavminin onları inkâr ettiğini haber alan) *bir adam, şehrin öbür ucundan koşarak geldi (ve şöyle) dedi: “Ey kavmim! Elçilere uyun!”— E. Demiryent
و از دورترین نقطه شهر مردی شتابان آمد، گفت: ای قوم من! از این فرستادگان [خدا] پیروی کنید،— IRI — H.Ansarian
36:20
21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ ١٢
İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
“Sizden (vazifelerine karşılık olarak), herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere uyun, onlar hidâyet üzere olan kimselerdir” (Ona: “Sen de onların dinleri üzere misin?” Denilince şöyle devam etti:)— E. Demiryent
از کسانی پیروی کنید که پاداشی از شما نمی خواهند و آنان راه یافته اند،— IRI — H.Ansarian
36:21
22
وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٢
Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn(turceûne).
Hem bana ne oluyor ki, beni yoktan yaratana niçin kulluk etmeyeyim? Hâlbuki (hepiniz, öldükten sonra hesap vermek üzere) ancak O’ (nun manevi huzuru) na döndürüleceksiniz.— E. Demiryent
و مرا چیست که [از روی یقین] کسی را نپرستم که مرا آفریده و به سوی او بازگردانده می شوید؟— IRI — H.Ansarian
36:22
23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ ٣٢
E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn(yunkızûni).
(Hiç ben) O’ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer rahmân (olan Allah), bana bir zarar vermeyi dilerse, onların (ilâh olduklarını iddiâ ettiğiniz putların) şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni (azaptan da) kurtaramazlar.— E. Demiryent
آیا به جای او معبودانی را برگزینم که اگر [خدای] رحمان برای من آسیب وگزندی بخواهد نه شفاعتشان چیزی را از من دفع می کند و نه می توانند نجاتم دهند؟!— IRI — H.Ansarian
36:23
24
اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٤٢
İnnî izen le fî dalâlin mubîn(mubînin).
24-25. (Allah’tan başka ilâhlar edinirsem) o takdirde şüphesiz ben apaçık bir sapkınlık içinde olurum, (dedikten sonra elçilere dönerek:) Şüphesiz ben, sizin Rabbinize îmân ettim, (ey kavmim!) beni dinleyin (siz de îmân edin)!”— E. Demiryent
اگر چنین کنم، بی تردید در گمراهی آشکار خواهم بود.— IRI — H.Ansarian
36:24
25
اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ٥٢
İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn(fesmeûni).
24-25. (Allah’tan başka ilâhlar edinirsem) o takdirde şüphesiz ben apaçık bir sapkınlık içinde olurum, (dedikten sonra elçilere dönerek:) Şüphesiz ben, sizin Rabbinize îmân ettim, (ey kavmim!) beni dinleyin (siz de îmân edin)!”— E. Demiryent
[ای رسولان!] بی تردید به پروردگار شما ایمان آورده ام؛ بنابراین از من بشنوید.— IRI — H.Ansarian
36:25
26
ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ ٦٢
Kîled hulil cenneh(cennete), kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn(ya’lemûne).
26-27. (Bunca nasihate rağmen, müşrik kavmi onu taşlayarak öldürdüler. Rûhuna hitaben şöyle) buyuruldu: “Haydi, gir cennete!” O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni (m geçmiş günahlarımı) bağışladığını ve beni (cennet ile) ikram edilenlerden kıldığını bilseydi” dedi.— E. Demiryent
[سرانجام به دست آن مشرکان شهید شد، و به او] گفته شد: به بهشت درآی. گفت: ای کاش قوم من معرفت و آگاهی داشتند،— IRI — H.Ansarian
36:26
27
بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ ٧٢
Bimâ gafere lî rabbî ve cealenî minel mukremîn(mukremîne).
26-27. (Bunca nasihate rağmen, müşrik kavmi onu taşlayarak öldürdüler. Rûhuna hitaben şöyle) buyuruldu: “Haydi, gir cennete!” O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni (m geçmiş günahlarımı) bağışladığını ve beni (cennet ile) ikram edilenlerden kıldığını bilseydi” dedi.— E. Demiryent
به اینکه پروردگارم مرا آمرزید و از کرامت یافتگان قرارم داد.— IRI — H.Ansarian
36:27
28
وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ ٨٢
Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba’dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn(munzilîne).
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten (meleklerden oluşan) hiçbir ordu göndermedik. Gönderecek de değildik.— E. Demiryent
و بعد از شهادت او هیچ سپاهی از آسمان بر [هلاکت] قومش نازل نکردیم، و بر آن نبوده ایم که نازل کنیم.— IRI — H.Ansarian
36:28
29
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ٩٢
İn kânet illâ sayhaten vâhıdetenfe izâ hum hâmidûn(hâmidûne).
(Onların helâkine) sadece bir sayhâ (şiddetli/korkunç bir ses/gürültü) yetti ve onlar, anında sönüverdiler. (Alevi giden sönmüş ateşe döndüler.)— E. Demiryent
[کیفرشان] جز یک فریاد مرگبار نبود که ناگهان [پس از آن فریاد] همه بی حرکت و خاموش شدند!— IRI — H.Ansarian
36:29
30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٠٣
Yâ hasreten alel ıbâd(ıbâdi), mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Yazıklar olsun o kullara ki, her ne zaman kendilerine bir elçi gelse, mutlaka onunla alay ederlerdi.— E. Demiryent
ای دریغ و افسوس بر این بندگان که هیچ پیامبری برای هدایتشان نمی آمد مگر اینکه او را مسخره می کردند!— IRI — H.Ansarian
36:30
Yükleniyor...
Yasin
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle