Al-i İmran 200 Ayet Medine · آل عمران
3

Al-i İmran

İmran’ın ailesi · Medine
3
İmran’ın ailesi · Medine
آل عمران
200
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓۚ ١
Elif lâm mîm.
ا (Elif) لٓ (Lâm) مٓ (Mîm).— E. Demiryent
الم— IRI — H.Ansarian
3:1
2
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۜ ٢
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).
Allah’tan başka ilâh yoktur. O haydır (ezelî ve ebedî hayat sahibidir), kayyumdur (her şey varlığını devam ettirebilmek için O’na muhtaçtır).— E. Demiryent
خدای یکتا که جز او هیچ معبودی نیست، زنده و قائم به ذات [و مدبّر و برپا دارنده ونگه دارنده همه مخلوقات] است.— IRI — H.Ansarian
3:2
3
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ ٣
Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).
O, sana (yüce) Kitâb’ı (Kur’ân’ı), kendinden öncekileri (nin aslını) tasdik edici olarak, hak ile vahyetti. Daha önce insanlara (hak) yol (u) göstermek için Tevrât’ı (Mûsâ’ya) ve İncîl’i (de Îsâ’ya) vahyetmişti.— E. Demiryent
این کتاب را تدریجاً به حق و راستی بر تو نازل کرد که تصدیق کننده کتاب های پیش از خود است؛ و تورات و انجیل را— IRI — H.Ansarian
3:3
4
مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُوانْتِقَامٍ ٤
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun zuntikâm(zuntikâmin).
Bundan (Kur’ân’dan) önce (peygamberlere vahyedilenler) insanlar için bir (er) hidâyet (kaynağı) idiler. (Ancak hakkı inkâr edenler, vahyedilen kitapları tahrif ettiler. Allah, Furkân’ı (Kur’ân’ı) da (insanlar için, kıyamete kadar hidâyet rehberi olmak üzere sana) vahyetti. Şüphesiz ki Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah, zâlimin/kâfirin müstahak olduğu cezayı verendir, her işinde mutlak galip olandır.— E. Demiryent
پیش از این برای هدایت مردم فرستاد، و فرقان را [که مایه جدایی حق از باطل است] نازل کرد. مسلماً کسانی که به آیات خدا کافر شدند، برای آنان [به کیفرِ کفرشان] عذابی سخت است؛ وخدا توانای شکست ناپذیر و صاحب انتقام است.— IRI — H.Ansarian
3:4
5
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۜ ٥
İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’(semâi).
Şüphesiz ki yerde ve gökte, hiçbir şey (mekân ve zamandan münezzeh olan) Allah’a gizli kalmaz.— E. Demiryent
یقیناً چیزی در زمین و در آسمان بر خدا پوشیده نیست.— IRI — H.Ansarian
3:5
6
هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٦
Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren (dilediği sûrette yaratan) O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her işinde mutlak galip olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.— E. Demiryent
اوست که شما را در رحم ها [یِ مادران] به هر گونه که می خواهد تصویر می کند. جز او هیچ معبودی نیست؛ توانای شکست ناپذیر و حکیم است.— IRI — H.Ansarian
3:6
7
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ٧
Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Sana Kitab’ı (Kur’ân’ı) vahyeden O’dur. Onun (Kur’ân’ın) bazı âyetleri muhkemdir (manası açıktır), onlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri ise müteşâbihtir (manası kapalıdır). Kalplerinde eğrilik (sapkınlığa meyilli) olanlar, fitne çıkarmak ve (kendi bâtıl görüşlerine göre) tevil etmek için, müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun tevilini (hakiki manasını) ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar ise, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafından (gönderilmiştir)” derler. (Bu hakikati) akl-ı selîm sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz.— E. Demiryent
اوست که این کتاب را بر تو نازل کرد که بخشی از آن کتاب، آیات محکم است [که دارای کلماتی صریح و مفاهیمی روشن است] آنها اصل و اساس کتاب اند، و بخشی دیگر آیات متشابه است [که کلماتش غیر صریح و معانی اش مختلف و گوناگون است و جز به وسیله آیات محکم و روایات استوار تفسیر نمی شود] ولی کسانی که در قلوبشان انحراف [از هدایت الهی] است برای فتنه انگیزی و طلب تفسیرِ [نادرست و به تردید انداختن مردم و گمراه کردن آنان] از آیات متشابهش پیروی می کنند، و حال آنکه تفسیر واقعی و حقیقی آنها را جز خدا نمی داند. و استواران در دانش [و چیره دستان در بینش] می گویند: ما به آن ایمان آوردیم، همه [چه محکم، چه متشابه] از سوی پروردگار ماست. و [این حقیقت را] جز صاحبان خرد متذکّر نمی شوند.— IRI — H.Ansarian
3:7
8
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ ٨
Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).
8-9. (Müteşabih âyetlerin peşine düşerek onlara bâtıl manalar verenleri gören, ilimde derinleşmiş olan kimseler şöyle dua ederler,) “Rabbimiz! Bizi hidâyete erdirdikten sonra kalplerimizin (haktan) çevrilmesine müsaade etme. Bize tarafından bir rahmet bahşet. Şüphesiz ki sen, kullarına, karşılıksız olarak ihsanlarda bulunan, sonsuz lütuf ve ikram sahibisin. Rabbimiz (gerçekleşmesi hususunda) kendisinde şüphe olmayan bir günde (hesap gününde), insanları (bir araya) toplayacak olan da sensin. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.”— E. Demiryent
[و می گویند:] پروردگارا! دل هایمان را پس از آنکه هدایتمان فرمودی منحرف مکن، و از سوی خود رحمتی برما ببخش؛ زیرا تو بسیار بخشنده ای.— IRI — H.Ansarian
3:8
9
رَبَّنَٓا اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟ ٩
Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).
8-9. (Müteşabih âyetlerin peşine düşerek onlara bâtıl manalar verenleri gören, ilimde derinleşmiş olan kimseler şöyle dua ederler,) “Rabbimiz! Bizi hidâyete erdirdikten sonra kalplerimizin (haktan) çevrilmesine müsaade etme. Bize tarafından bir rahmet bahşet. Şüphesiz ki sen, kullarına, karşılıksız olarak ihsanlarda bulunan, sonsuz lütuf ve ikram sahibisin. Rabbimiz (gerçekleşmesi hususunda) kendisinde şüphe olmayan bir günde (hesap gününde), insanları (bir araya) toplayacak olan da sensin. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.”— E. Demiryent
پروردگارا! قطعاً تو در روزی که هیچ شکی در آن نیست، گردآورنده همه مردمی؛ مسلماً خدا خلف وعده نمی کند.— IRI — H.Ansarian
3:9
10
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ ٠١
İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri).
Şüphesiz, (hakkı) inkâr edenlere (kâfirlere), ne malları ne de evlatları, Allah (‘tan gelecek azab) a karşı bir fayda sağlayabilir. Onlar ateşin (cehennemin) yakıtıdırlar.— E. Demiryent
یقیناً اموال و فرزندان کافران هرگز چیزی از [عذاب] خدا را از آنان برطرف نمی کند؛ و اینانند که آتشگیره آتش اند.— IRI — H.Ansarian
3:10
11
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ١١
Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).
(Bu kâfirlerin durumu) Firavun ve ona itaat edenlerin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar da âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahları sebebiyle (azabı ile) yakaladı. Allah’ın azabı çok şiddetlidir.— E. Demiryent
[روشِ آنان] مانند روش فرعونیان و کسانی است که پیش از آنان بودند که آیات ما را تکذیب کردند، پس خدا هم آنان را به گناهانشان مؤاخذه کرد؛ و خدا سخت کیفر است.— IRI — H.Ansarian
3:11
12
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ٢١
Kul lillezîne keferû se tuglebûne ve tuhşerûne ilâ cehennem(cehenneme), ve bi’sel mihâd(mihâdu).
(Habibim! Hakkı) inkâr eden (yahûdî) lere de ki: “Yakında (müslümanlara karşı) mağlup olacaksınız ve (öldükten sonra âhirette, müstahak olduğunuz üzere) cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir.”— E. Demiryent
به کافران بگو: به زودی شکست می خورید و به سوی دوزخ محشور می شوید، و آن بد آرامگاهی است.— IRI — H.Ansarian
3:12
13
قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ ٣١
Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).
Şüphesiz ki (Bedir muharebesinde) karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır. (Onlardan) bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu, öteki (topluluk) ise kâfirdi. (Kâfirler) onları (müslümanları, savaş esnasında) göz görüşüyle, (sayı olarak) kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah (îmân ve itaatleri sebebiyle) dilediği kimseleri yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için (büyük) bir ibret vardır.— E. Demiryent
تحقیقاً برای شما در دو گروهی که [در جنگ بدر] با هم رو به رو شدند، نشانه ای [از قدرت خدا و حقّانیّت نبوّت پیامبر] بود، گروهی در راه خدا می جنگیدند، و گروه دیگر کافر بودند، که اهل ایمان را به چشم خویش دو برابر می دیدند [به همین خاطر شکست خوردند] و خدا هر که را بخواهد با یاری خود تأیید می کند؛ مسلماً در این [واقعیت] عبرتی برای دارندگان بصیرت است.— IRI — H.Ansarian
3:13
14
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَن۪ينَ وَالْقَنَاط۪يرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِۜ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ ٤١
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşler, salma (soylu, güzel) atlar, (deve, sığır, koyun, keçi gibi) sağmal hayvanlar ve ekinler, insanlara güzel gözükmektedir. Oysa bunlar, sadece dünya hayatının geçici menfaatleridir. Varılacak yerin (ebedî hayatın bütün) güzel (likler) i, Allah nezdindedir.— E. Demiryent
محبت و عشق به خواستنی ها [که عبارت است] از زنان و فرزندان و اموال فراوان از طلا و نقره و اسبان نشاندار و چهارپایان و کشت و زراعت، برای مردم آراسته شده است؛ اینها کالای زندگیِ [زودگذرِ] دنیاست؛ و خداست که بازگشت نیکو نزد اوست.— IRI — H.Ansarian
3:14
15
قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِۚ ٥١
Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).
(Habibim!) De ki: “Size bunlardan (dünya hayatının geçici olan menfaatlerinden) daha hayırlısını haber vereyim mi? (Allah’ın emirlerine uygun yaşayıp) günahtan sakınanlar için Rablerinin nezdinde, (içinde ebedî kalacakları,) altlarından ırmaklar akan cennetler, tertemiz zevceler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını (n her hâlini) hakkıyla görmektedir.”— E. Demiryent
بگو: آیا شما را به بهتر از این [امور] خبر دهم؟ برای آنان که [در همه شؤون زندگی] پرهیزکاری پیشه کرده اند، در نزد پروردگارشان بهشت هایی است که از زیرِ [درختانِ] آن نهرها جاری است، در آنجا جاودانه اند و [نیز برای آنان] همسرانی پاکیزه و خشنودی و رضایتی از سوی خداست؛ و خدا به بندگان بیناست.— IRI — H.Ansarian
3:15
16
اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ ٦١
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri).
Onlar (o takva sahipleri) ki, “Ey Rabbimiz, gerçekten biz sana îmân ettik, bizim günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru!” derler.— E. Demiryent
آنان که می گویند: پروردگارا! قطعاً ما ایمان آوردیم، پس گناهانمان را بیامرز وما را از عذاب آتش نگاه دار.— IRI — H.Ansarian
3:16
17
اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ ٧١
Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).
(Takva sahibi o kimselerdir ki, musibetlere karşı) sabredenler, (özü sözü) doğru olanlar, (Allah’a) gönülden itaat edenler, (mallarını hayır yolunda) harcayanlar ve seherlerde istiğfar edenlerdir.— E. Demiryent
آنان که صبر کنندگان و راستگویان و فرمانبرداران و انفاق کنندگان و استغفار کنندگان در سحرهایند؛— IRI — H.Ansarian
3:17
18
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ ٨١
Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Allah (kâinatta, kendi varlığına ve vahdaniyetine delâlet edecek şeyleri yaratmakla ve peygamberleri vasıtasıyla) kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığını (kullarına) bildirdi, melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de (îmân etmek sûretiyle) bunu ikrar/tasdik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur, O her işinde mutlak galip olan, hüküm ve hikmet sahibidir.— E. Demiryent
خدا در حالی که برپا دارنده عدل است [با منطق وحی، با نظام مُتقن آفرینش و با زبان همه موجودات] گواهی می دهد که هیچ معبودی جز او نیست؛ و فرشتگان و صاحبان دانش نیز گواهی می دهند که هیچ معبودی جز او نیست؛ معبودی که توانای شکست ناپذیر و حکیم است.— IRI — H.Ansarian
3:18
19
اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْياً بَيْنَهُمْۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٩١
İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mahtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb(hısâbı).
Şüphesiz ki Allah nezdinde, (bütün peygamberlere vahiy edilen ve bütün peygamberlerin de ümmetlerine tebliğ etmiş oldukları tek hak) din, İslâm’dır. *Ehl-i kitap, kendilerine ilim geldikten (resûlümüz Muhammed’in peygamberliği hususunda, kendilerine apaçık deliller ve mu‘cizeler gelip de işin hakikatini öğrendikten) sonra, sırf aralarındaki aşırılık (kıskançlık, haset ve dünyalık çıkar kaygısı) yüzünden ayrılığa düştüler. (Ehl-i kitaptan kimileri, İslâm dinini kabul ederek müslüman oldu, kimileri ise inatla hakkı inkâr ederek küfür üzere kaldı. Ancak o kâfirler şunu iyi bilsinler ki) her kim, Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, hiç şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir.— E. Demiryent
مسلماً دینِ [واقعی که همه پیامبرانْ مُبلّغ آن بودند] نزد خدا، اسلام است. و اهل کتاب [درباره آن] اختلاف نکردند مگر پس از آنکه آنان را [نسبت به حقّانیّت آن] آگاهی و دانش آمد، این اختلاف به خاطر حسد و تجاوز میان خودشان بود؛ و هر کس به آیات خدا کافر شود [بداند که] خدا حسابرسی، سریع است.— IRI — H.Ansarian
3:19
20
فَاِنْ حَٓاجُّوكَ فَقُلْ اَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّـبَعَنِۜ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّ۪نَ ءَاَسْلَمْتُمْۜ فَاِنْ اَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ۟ ٠٢
Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
(Resûlüm!) Şayet (kâfirler) seninle (din hususunda) tartışmaya girecek olurlarsa (onlara): “Ben bana uyanlarla birlikte kendi özümü (tüm varlığımla her şeyimi), Allah’a teslim ettim” de. (Resûlüm!) Ehl-i kitaba ve ümmilere (müşriklere) de ki: “İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse muhakkak doğru yolu bulmuşlardır. Yok, eğer (îmân etmekten) yüz çevirirlerse sana düşen (vazife) sadece tebliğdir. Allah, kullarını (n bütün yaptıklarını) hakkıyla görendir.— E. Demiryent
پس اگر با تو جدال و گفتگوی خصومت آمیز کردند، [فقط در پاسخشان] بگو: من و همه پیروانمْ وجود خود را تسلیم خدا کرده ایم. و به اهل کتاب و به بی سوادانِ [مشرک] بگو: آیا شما هم تسلیم شده اید؟ پس اگر تسلیم شوند، قطعاً هدایت یافته اند، و اگر روی گرداندند [برتو دشوار و سخت نیاید] که آنچه بر عهده توست فقط ابلاغ [پیام خدا] ست؛ و خدا به بندگان بیناست.— IRI — H.Ansarian
3:20
21
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَيَقْتُلُونَ الَّذ۪ينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ١٢
İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).
Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, *haksız yere peygamberleri öldürenler ve adaleti emreden (iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıran) insanları öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele.— E. Demiryent
کسانی که پیوسته به آیات خدا کفر می ورزند، و همواره پیامبران را به ناحق می کشند، و از مردم کسانی را که امر به عدالت می کنند به قتل می رسانند، پس آنان را به عذابی دردناک بشارت ده.— IRI — H.Ansarian
3:21
22
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ٢٢
Ulâikellezîne habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
İşte bunlar, yaptıkları (bütün amelleri) dünyada ve âhirette boşa gitmiş olan kimselerdir. Ve onların (kendilerini azaptan kurtaracak) hiçbir yardımcıları da yoktur.— E. Demiryent
آنان کسانی اند که اعمالشان در دنیا و آخرت تباه و بی اثر شده، و برای آنان هیچ یاوری نخواهد بود.— IRI — H.Ansarian
3:22
23
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٣٢
E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
(Resûlüm,) kendilerine Kitap’tan (Tevrât’tan) bir pay verilenleri (yahûdîleri) görmedin mi? (Onlar,) aralarında hüküm verilmesi için, Allah’ın Kitabı’na (Tevrât’ın hükümlerine) çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı (inandıklarını iddiâ ettikleri Tevrat’ın hükümlerinden bile) yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.— E. Demiryent
آیا به کسانی که بهره ای اندک از کتاب [تورات و انجیل] به آنان داده شده ننگریستی که به سوی کتاب خدا خوانده می شوند تا در میان آنان [درباره احکام الهی و نبوّت پیامبر اسلام] داوری کنند؟ سپس گروهی از آنان در حالی که اعراض کننده [از حق و حقیقت] اند، روی می گردانند.— IRI — H.Ansarian
3:23
24
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ ٤٢
Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Bu (pervasızca tutumlarının sebebi;) onların, (vaktiyle Allah adına uydurdukları yalanı/sapkınlığı, zamanla inanç haline getirerek, “Bizler, Allah’ın seçkin/üstün kullarıyız, bundan dolayıdır ki bizler ne günah işlersek işleyelim, Allah, âhirette bizi cehennemde yakmayacak, yaksa bile) sayılı günler dışında, bize asla ateş dokunmayacak” demelerindendir. Ve (böylelikle) inançları hususunda uydurmakta oldukları şeyler (ile kendi) kendilerini aldattı (lar).— E. Demiryent
این روی گردانی به خاطر آن است که گفتند: هرگز آتش [دوزخ در روز قیامت] جز چند روزی به ما نمی رسد و آنچه همواره افترا و دروغ [به خدا] می بستند، آنان را در دینشان مغرور کرده است.— IRI — H.Ansarian
3:24
25
فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٥٢
Fe keyfe izâ cema’nâhum li yevmin lâ raybe fîhi ve vuffiyet kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
(Gerçekleşmesi hususunda) kendisinde şüphe olmayan ve haksızlığa uğratılmaksızın herkese (dünyada hayatında iken) yaptıklarının karşılığının tastamam verileceği bir günde (hesap gününde, herkesi) bir araya topladığımız zaman, (Allah adına yalan uyduran o yahûdîlerin) hâlleri nice olacak!— E. Demiryent
پس چه خواهند کرد، هنگامی که آنان را برای روزی که هیچ شکی در آن نیست گرد آوریم، و به هر کس آنچه [از نیک و بد] به دست آورده، به طور کامل داده شود، و آنان مورد ستم قرار نخواهند گرفت.— IRI — H.Ansarian
3:25
26
قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٦٢
Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
(Resûlüm!) De ki: Ey bütün mevcudatın (mutlak) sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü (yeryüzünde hâkimiyet, savaşlarda zafer, yönetme gücü/iktidar ve zenginlik gibi imkânları) dilediğine verirsin ve dilediğinden de mülkü (bu nimetleri geri) alırsın. Dilediğini (lütfunla) yüceltir, dilediğini (müstahak olduğundan dolayı, adaletinle) alçaltırsın. (Her türlü) hayır (iyilik ve nimet) senin tasarrufundadır. Şüphesiz ki sen her şeye kâdirsin.— E. Demiryent
بگو: خدایا! ای مالک همه موجودات! به هر که خواهی حکومت می دهی و از هر که خواهی حکومت را می ستانی، و هر که را خواهی عزت می بخشی و هر که را خواهی خوار و بی مقدار می کنی، هر خیری به دست توست، یقیناً تو بر هر کاری توانایی.— IRI — H.Ansarian
3:26
27
تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ٧٢
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın).
Geceyi (kısaltarak) gündüzün, gündüzü de (kısaltarak) gecenin içine sokarsın. Ölüden diri çıkarırsın, diriden de ölü çıkarırsın. Dilediğini de (lütfunla) hesapsız bir şekilde rızıklandırırsın.”— E. Demiryent
شب را در روز در می آوری و روز را در شب در می آوری، و زنده را از مرده بیرون می آوری و مرده را از زنده بیرون می آوری؛ و هر که را بخواهی بی حساب روزی می دهی.— IRI — H.Ansarian
3:27
28
لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ٨٢
Lâ yettehizil mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne), ve men yef’al zâlike fe leyse minallâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâta(tukâten), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), ve ilallâhil masîr(masîru).
Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Ve (her) kim böyle yaparsa, Allah ile bir şeyi kalmaz (Allah’ın rahmetinden/yardımından mahrum olur). Ancak onlardan (kâfirlerden), gelebilecek (ciddi) bir tehlikeden korunma (maksadıyla ve müslümanlara zarar vermemek şartıyla, kalben onlardan uzak durup, zahiren onlara dost görünme) hâliniz müstesnadır. Allah, sizi kendisinden (emir ve yasaklarına muhalefetten) sakındırır. (Düşmanlarını dost edinmek sûretiyle Allah’ın gazabına uğramayın. Unutmayın ki hiç şüphesiz hesap vermek üzere) dönüşünüz (zaman ve mekândan münezzeh olan) Allah’(ın manevi huzurun) adır.— E. Demiryent
مؤمنان نباید کافران را به جای اهل ایمان، سرپرست و دوست بگیرند؛ و هر کس چنین کند در هیچ پیوند و رابطه ای با خدا نیست، مگر آنکه بخواهید به سبب دفع خطری که متوجه شماست از آنان تقیّه کنید؛ خدا شما را از [عذاب] خود بر حذر می دارد، و بازگشت [همه] به سوی خداست.— IRI — H.Ansarian
3:28
29
قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٩٢
Kul in tuhfû mâ fî sudûrikum ev tubdûhu ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
(Habibim!) De ki: “Kalplerinizde olanı gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kâdirdir.”— E. Demiryent
بگو: اگر آنچه [از نیّت های فاسد و افکار باطل] در سینه های شماست، پنهان دارید یا آشکار کنید، خدا آن را می داند. و نیز آنچه را در آسمان ها و آنچه را در زمین است، می داند و خدا بر هر چیز تواناست.— IRI — H.Ansarian
3:29
30
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَراًۚۛ وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُٓوءٍۚۛ تَوَدُّ لَوْ اَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُٓ اَمَداً بَع۪يداًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ۟ ٠٣
Yevme tecidu kullu nefsin mâ amilet min hayrin muhdâran, ve mâ amilet min sû’(sûin), teveddu lev enne beynehâ ve beynehû emeden baîdâ(baîden), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).
O (hesap) gün (ünde) herkes (dünyada) yaptığı her hayrı (amel defterinde, noksansız bir şekilde yazdığını görüp, önünde) hazır bulacak, işlediği her türlü kötülüğü de. (Ama o gün insan,) işlediği (kötü amelleri) ile kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını isteyecektir. Allah, sizi kendisin (e karşı gelmek) den sakındırır. Allah kullarına çok şefkatlidir.— E. Demiryent
روزی که هر کس آنچه را از کار نیک انجام داده و آنچه را از کار زشت مرتکب شده حاضر شده می یابد، و آرزو می کند که ای کاش میان او و کارهای زشتش زمان دور و درازی فاصله بود. و خدا شما را از [عذاب] خود برحذر می دارد؛ و خدا به بندگان مهربان است.— IRI — H.Ansarian
3:30
Yükleniyor...
Al-i İmran
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle