Şuara 227 Ayet 19. Cüz الشعراء
26

Şuara

— Şairler
227 Ayet 19. Cüz
الشعراء
26
Şuara
227 Ayet
الشعراء
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
طٰسٓمٓۜ ١
Tâ, sin, mim.
Tâ, Sîn, Mîm.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

1- Ta, sin, mim. 2- Bu ayetler, açık anlamlı Kitabın ayetleridir.? Burada verilen kopuk harfler, bu surenin de bir bölümünü oluşturduğu apaçık Kitabın ayetlerine dikkat çekmek içindir. Bu harfler, vahyi yalanlayanların elleri altında olmalarına rağmen onlar bu harflerden bu apaçık Kitabın bir benzer...

26:1
2
تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ ٢
Tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).
Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

1- Ta, sin, mim. 2- Bu ayetler, açık anlamlı Kitabın ayetleridir.? Burada verilen kopuk harfler, bu surenin de bir bölümünü oluşturduğu apaçık Kitabın ayetlerine dikkat çekmek içindir. Bu harfler, vahyi yalanlayanların elleri altında olmalarına rağmen onlar bu harflerden bu apaçık Kitabın bir benzer...

26:2
3
لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ اَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَ ٣
Lealleke bâhıun nefseke ellâ yekûnû mu’minîn(mu’minîne).
(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

3- Ey Muhammed, onlar mü'min olmuyorlar diye neredeyse canına kıyacaksın. 4- Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de karşısında boyunları eğik kalır. Ayetlerin ifade üslubunda Hz. Peygamber -salat ve selam üzerine olsun- onların iman etmemelerine sıkıldığından ve üzüldüğünden azarlanıyor ...

26:3
4
اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِع۪ينَ ٤
İn neşe’ nunezzil aleyhim mines semâi âyeten fe zallet a’nâkuhum lehâ hâdıîn(hâdıîne).
Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

3- Ey Muhammed, onlar mü'min olmuyorlar diye neredeyse canına kıyacaksın. 4- Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de karşısında boyunları eğik kalır. Ayetlerin ifade üslubunda Hz. Peygamber -salat ve selam üzerine olsun- onların iman etmemelerine sıkıldığından ve üzüldüğünden azarlanıyor ...

26:4
5
وَمَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِض۪ينَ ٥
Ve mâ ye’tîhim min zikrin miner rahmâni muhdesin illâ kânû anhu mu’ridîn(mu’ridîne).
Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

5- Onlar son derece merhametli olan Allah'ın kendilerine gönderdiği her yeni uyarıya burun kıvırarak set çevirirler. Burada Yüce Allah'ın "Rahman" ismi anılarak bu Kur'an'ı onlara göndermekle insanlara ne denli büyük rahmet ve lütufta bulunduğuna işaret edilmektedir. Onların bu rahmet kaynağından yü...

26:5
6
فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْت۪يهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٦
Fe kad kezzebû fe seye’tîhim enbâu mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Üstelik (ona) «yalandır» dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

6- Onlar yalanladılar. Fakat, alay konusu ettikleri gerçeklerin somut olayları ile yakında yüzyüze geleceklerdir. Bu, öz biçimde ifade edilen kapalı ve korkunç bir tehdittir. Ayetin ifade tarzında onların kendilerine yöneltilen tehditlerle alay etmelerine uygun düşen alaylı bir ifade yer almaktadır....

26:6
7
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ ٧
E ve lem yerev ilel ardı kem enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).
Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

7- Onlar yeryüzüne bakarak orada ne kadar yararlı bitki türleri yarattığımızı görmezler mi? 8- Hiç kuşkusuz bunda, üstün gücümüzü kanıtlayan bir ayet vardır, ama onların çoğu inanmazlar. Cansız topraktan, canlı bitkiyi çıkarma, dişili-erkekli onu çift nitelikte yaratma, bazı bitki türlerinin erkekle...

26:7
8
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٨
İnne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).
Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

7- Onlar yeryüzüne bakarak orada ne kadar yararlı bitki türleri yarattığımızı görmezler mi? 8- Hiç kuşkusuz bunda, üstün gücümüzü kanıtlayan bir ayet vardır, ama onların çoğu inanmazlar. Cansız topraktan, canlı bitkiyi çıkarma, dişili-erkekli onu çift nitelikte yaratma, bazı bitki türlerinin erkekle...

26:8
9
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ ٩
Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm(rahîme).
Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

9- Hiç kuşkusuz senin Rabb'in üstün iradeli ve merhametlidir. Allah; "Aziz" dir. Mucizeler, ayetler yaratabilecek, azabı yakın sayanları cezalandırabilecek güce ve kudrete sahiptir. "Merhamet sahibidir" Ayetlerini mucizelerini ortaya koyar. Kalbi doğru olanlar O'na inanır. Bu ayetleri yalanlayanları...

26:9
10
وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۙ ٠١
Ve iz nâdâ rabbuke mûsâ eni’til kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip «Git o zalim kavme» dedi.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:10
11
قَوْمَ فِرْعَوْنَۜ اَلَا يَتَّقُونَ ١١
Kavme fir’avn(fir’avne), e lâ yettekûn(yettekûne).
«Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:11
12
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِۜ ٢١
Kâle rabbi innî ehâfu en yukezzibûn(yukezzibûni).
(Musa) şöyle seslendi: «Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:12
13
وَيَض۪يقُ صَدْر۪ي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَان۪ي فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ ٣١
Ve yadîku sadrî ve lâ yentaliku lisânî fe ersil ilâ hârûn(hârûne).
«Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:13
14
وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ ٤١
Ve lehum aleyye zenbun fe ehâfu en yaktulûn(yaktulûni).
«Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:14
15
قَالَ كَلَّاۚ فَاذْهَبَا بِاٰيَاتِنَٓا اِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ ٥١
Kâle kellâ, fezhebâ bi âyâtinâ innâ meakum mustemiûn(mustemiûne).
(Allah): «Hayır hayır» buyurdu, «haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:15
16
فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ٦١
Fe’tiyâ fir’avne fe kûlâ innâ resûlu rabbil âlemîn(âlemîne).
«Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:16
17
اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ ٧١
En ersil meanâ benî isrâîl(isrâîle).
İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

10- Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, "Şu zalim topluma git. 11- Firavun'un soydaşlarına `Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar? 12- Musa dedi ki: "Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum ". 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da pe...

26:17
18
قَالَ اَلَمْ نُرَبِّكَ ف۪ينَا وَل۪يداً وَلَبِثْتَ ف۪ينَا مِنْ عُمُرِكَ سِن۪ينَ ٨١
Kâle e lem nurabbike fînâ velîden ve lebiste fînâ min umurike sinîn(sinîne).
«Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

18- Firavun dedi ki: "Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" 19- Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. 20- Musa dedi ki: "O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim." 21- Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan...

26:18
19
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّت۪ي فَعَلْتَ وَاَنْتَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ ٩١
Ve fealte fa’letekelletî fealte ve ente minel kâfirîn(kâfirîne).
«Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

18- Firavun dedi ki: "Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" 19- Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. 20- Musa dedi ki: "O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim." 21- Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan...

26:19
20
قَالَ فَعَلْتُـهَٓا اِذاً وَاَنَا۬ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۜ ٠٢
Kâle fealtuhâ izen ve ene mined dâllîn(dâllîne).
Musa, «Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

18- Firavun dedi ki: "Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" 19- Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. 20- Musa dedi ki: "O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim." 21- Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan...

26:20
21
فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ ١٢
Fe ferartu minkum lemmâ hıftukum fe vehebe lî rabbî hukmen ve cealenî minel murselîn(murselîne).
«Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

18- Firavun dedi ki: "Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" 19- Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. 20- Musa dedi ki: "O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim." 21- Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan...

26:21
22
وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ اَنْ عَبَّدْتَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ ٢٢
Ve tilke ni’metun temunnuhâ aleyye en abbedte benî isrâîl(isrâîle).
«O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

18- Firavun dedi ki: "Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" 19- Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin. 20- Musa dedi ki: "O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim." 21- Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan...

26:22
23
قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَم۪ينَ ٣٢
Kâle fir’avnu ve mâ rabbul âlemîn(âlemîne).
Firavun şöyle dedi: «Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

23- Firavun, "alemlerin Rabb'i dediğin nedir?" dedi. Firavun -Allah cezasını versin- soruyor: Ben kendisinin elçisiyim dediğin Alemlerin Rabbi de kimdir? Bu ancak sözü temelden red eden sözü ve söyleyeni aşağılayan, meseleyi bütünü ile hayretle karşılayıp düşünülmesini bile imkansız gören, söz konus...

26:23
24
قَالَ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ ٤٢
Kâle rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkınîn(mûkınîne).
Musa cevap olarak: «Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

24- Musa "Eğer kesin gerçeği öğrenmek istiyorsanız, O göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki bütün varlıkların Rabbidir" dedi. Bu cevap Firavunun bilmezlikten gelişini karşılayan ve ağzını kapatan bir cevaptır. Ey Firavun, yüce Allah senin gücünün ve ilminin ulaşamayacağı bu dehşet verici evrenin Ra...

26:24
25
قَالَ لِمَنْ حَوْلَـهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ ٥٢
Kâle li men havlehû e lâ testemiûn(testemiûne).
(Firavun) etrafında bulunanlara: «İşitmiyor musunuz?» dedi.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

25- Firavun çevresindekilere "dediklerini duyuyor musunuz?" dedi. Şimdiye kadar duymadığımız ve tanımadığımız hiç kimsenin söylemediği bu ilginç ve hayret verici söze kulak veriyor musunuz? Bu sırada Hz. Musa zaman kaybetmeden ona ve etrafındakilere tekrar saldırarak Alemlerin Rabb'inin başka bir sı...

26:25
26
قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ٦٢
Kâle rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
Musa dedi ki: «O sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

26- Musa: "O hem sizin hem de sizden önceki atalarınızın Rabbidir" dedi. Bu sıfat Firavun'a iddiasına ve konumuna yönelik daha büyük bir darbe indirmektedir. Açık açık belirtiyor ki, Alemlerin Rabbi, firavunun da Rabbidir. Firavun onun kullarından biridir. Yoksa kendisi milletine karşı iddia ettiği ...

26:26
27
قَالَ اِنَّ رَسُولَكُمُ الَّـذ۪ٓي اُرْسِلَ اِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ ٧٢
Kâle inne resûlekumullezî ursile ileykum le mecnûn(mecnûnun).
(Firavun): «Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir» dedi.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

27- Firavun çevresindekilere: "Size peygamber olarak gönderilen bu adam kesinlikle bir delidir" dedi. Size peygamber olarak gönderilen bu adam elçiniz.. diyerek bizzat peygamberlik meselesini hafife almak ve bu aşağılama ile kalbleri onu tasdik etmekten uzaklaştırmak istemektedir. Onu kabul etmek ve...

26:27
28
قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ ٨٢
Kâle rabbul meşrıkı vel magribi ve mâ beynehumâ, in kuntum ta’kılûn(ta’kılûne).
Musa devamla şöyle söyledi: «Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

28- Musa, "Eğer düşünme yeteneğiniz varsa anlarsınız ki, O doğunun, batının ve bu ikisi arasındaki bütün varlıkların Rabb'idir. dedi. Doğu ve Batı hergün gözler önünde serili bulunan iki olgu, iki görüntüdür. Sürekli tekrarlandıkları ve alışılageldikleri için kalbler onlara dikkat ile yönelmez. Bu s...

26:28
29
قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْر۪ي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُون۪ينَ ٩٢
Kâle leinittehazte ilâhen gayrî le ec’alenneke minel mescûnîn(mescûnîne).
Firavun: «Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim» dedi.— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

29- Firavun "Eğer benden başka bir ilah edinirsen yemin ederim ki, seni hapse attırırım " dedi. İşte gerekçe ve işte sebep. Zindanda bulunanların arasına katma tehdidi! Zindan ondan uzakta değildir. Ve o, ilk suçsuz zindana gönderilen kişi olmayacaktır! Bu aynı zamanda acizliğin delilidir. Atak hald...

26:29
30
قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُب۪ينٍ ٠٣
Kâle e ve lev ci’tuke bi şey’in mubîn(mubînin).
Musa sordu: «Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?»— E.H.Yazır (S-2)
Tefsir — Seyyid Kutub

30- Musa "Sana doğru söylediğimi kanıtlayan apaçık bir delil göstersem de mi? dedi. Yani ben sana peygamber olduğumu doğrulayan apaçık bir delil göstermiş olsam da mi beni zindana atılanlardan edeceksin? Bununla Firavun Hz. Musa'nın daha önceki sözlerini dinleyen kabine önünde zor duruma düşürülmüşt...

26:30
Yükleniyor...
Şuara
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle