اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَالَتْ اَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَداً رَابِياًۜ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِي النَّارِ ابْتِغَٓاءَ حِلْيَةٍ اَوْ مَتَاعٍ زَبَدٌ مِثْلُهُۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْحَقَّ وَالْبَاطِلَۜ فَاَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَٓاءًۚ وَاَمَّا مَا يَنْفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الْاَرْضِۜ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَۜ ٧١
Enzele mines semâi mâen fe sâlet evdiyetun bi kaderihâ fahtemeles seylu zebeden râbiyâ(râbiyen), ve mimmâ yûkıdûne aleyhi fîn nâribtigâe hılyetin ev metâın zebedun misluh(misluhu), kezâlike yadribullâhul hakka vel bâtıl(bâtıle), fe emmez zebedu fe yezhebu cufâ’(cufâen), ve emmâ mâ yenfaun nâse fe yemkusufîl ard(ardı), kezâlike yadrıbullâhul emsâl(emsâle).
(Allah,) gökten (bulutlar vasıtasıyla) bir su indirir de (kurumuş) dereler (den her biri kendi) hacimlerine göre (bu su ile) dolarak, (sel olup) akar, akarken de üste çıkan köpükleri sürükleyip götürür. (İnsanların) süs veya meta (eşya) edinmek için ateşte erittikleri (altın, gümüş, demir ve kurşun gibi) şeylerden (madenlerden) de bunun gibi bir köpük çıkar. İşte Allah, hak ile bâtılı böyle misallendirir. (Suyun üstündeki köpükle madenlerin eritilme aşamasında meydana gelen) köpük, (hiçbir işe yaramaz,) kaybolup gider (işte bâtıl da böyledir). İnsanlara faydalı olan (hakka benzetilen) şeye (suya ve madenlere) gelince... O yeryüzünde kalır. İşte Allah (hak ile bâtıl arasındaki farkı, anlayasınız diye, size) böyle misaller verir.— E. Demiryent
خدا از آسمان آبی نازل کرد که در هر درّه و رودی به اندازه گنجایش و وسعتش [سیلابی] جاری شد، سپس سیلاب، کفی پُف کرده را به روی خود حمل کرد، و نیز از فلزاتی که برای به دست آوردن زینت و زیور یا کالا و متاع، آتش بر آن می افروزند، کفی پُف کرده مانند سیلاب بر می آید؛ این گونه خدا حق و باطل را [به امور محسوس] مَثَل می زند. اما آن کفِ [روی سیل و روی فلز گداخته در حالی که کناری رفته] به حالتی متلاشی شده از میان می رود، و اما آنچه [چون آب و فلز خالص] به مردم سود می رساند، در زمین می ماند. خدا مَثَل ها را این گونه بیان می کند [تا مردم در همه امور حق را از باطل بشناسند.]— IRI — H.Ansarian