صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ٧
Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).
Kendilerine (ikrâm ve) in`âm etmiş bulunduğun o (peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve salih) kimselerin yoluna! (Senin tarafından) kendilerine gazap edilen (Yahudi)lerin (yoluna) değil, (doğru yoldan sapıtarak) dalâlete düşen (Hristiyan tâife)lerin(in izine) de değil! ”Ebû Hureyre (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadîs-i kudsîde Allâh-u Te`âlâ şöyle buyurmuştur: “Namazı (Fâtiha’yı) Kendimle kulum arasında iki parçaya böldüm. İstediği şey kuluma verilecektir. Kul: "Hamd, âlemlerin Rabbi Allâh’a aittir!" dediğinde, Allâh-u Te`âlâ: "Kulum Bana hamdetti!" buyur(arak memnuniyetini ifade buyur)ur. Kul: "O Rahmân; O Rahîm!" dediği zaman Allâh-u Te`âlâ: ‘Kulum Bana övgüde bulundu!’ buyurur. Kul: "Ceza gününün Mâliki!" dediği vakit Allâh-u Te`âlâ: "Kulum Bana tâzimde bulundu!\" buyurur. Kul: "Ancak Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz!" deyince de Allâh-u Te`âlâ: "İşte bu, Benimle kulum arasındadır. İstediği şey kulumundur!" buyurur. Kul: ‘Bizi, gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin (yoluna) değil de, kendilerine in’âm etmiş bulunduğun kimselerin o dosdoğru yoluna hidâyet buyur!’ dediğinde ise, Allâh-u Te`âlâ: "İşte bu, kuluma ait (bir talep)tir. İstediği şey kulumundur!’ buyurur.” (Müslim, Salât: 11, No: 395, 1/296)— M.Ustaosmanoğlu