Ana SayfaMealler › Ali Ünal

Ali Ünal

Bu mealle oku
Ali Ünal meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
Batmaya yöneldiği zaman yıldıza andolsun ki,
A.Ünal 53:1
2
Arkadaşınız (Muhammed) ne yanıldı ve doğru yoldan saptı, ne de aldanıp yanlış bir yol tuttu.
A.Ünal 53:2
3
O, asla heva ve hevesinden konuşmaz;
A.Ünal 53:3
4
O’nun (Din adına) size söyledikleri, ancak kendisine vahyolunan vahiyden ibarettir.
A.Ünal 53:4
5
(Kur’ân’ı) O’na o pek güçlü ve kuvvetli (Cebrail) öğretti;
A.Ünal 53:5
6
Pek metin, kemal ve üstün melekeler sahibi. O, aslî şekli ve bütün haşmetiyle doğruldu.
A.Ünal 53:6
7
O esnada, ufkun en yüksek noktasında idi.
A.Ünal 53:7
8
Sonra aşağı doğru meyletti ve yaklaştı.
A.Ünal 53:8
9
Öyle ki, arada (yan yana konmuş) iki yay aralığı kadar bir mesafe kaldı, hattâ daha da az.
A.Ünal 53:9
10
Ve böylece kuluna vahyetmek dilediği her şeyi vahyetti.
A.Ünal 53:10
11
O’nun (gözleriyle gördüğünü) kalb yalanlamadı.
A.Ünal 53:11
12
Şimdi siz kalkmış, O’nun gördükleri konusunda kendisiyle münakaşa mı ediyorsunuz?
A.Ünal 53:12
13
O’nu bir başka (ikinci) inişinde daha gördü,
A.Ünal 53:13
14
Sidretü’lMüntehâ’nın yanında.
A.Ünal 53:14
15
Onun yanında da Cennetü’lMe’vâ (Barınma Cenneti) vardır.
A.Ünal 53:15
16
O anda Sidre’yi bürüyen (İlâhî feyz), onu sardıkça sarıyordu.
A.Ünal 53:16
17
Rasûl’ün gözü başka yana kaymadı (ki, gördüğünü yanlış görmüş olsun), görebileceğinin ötesine yönelmedi (ki, bir illüzyon görmüş olsun).
A.Ünal 53:17
18
Kesinlikle Rabbisinin en büyük bazı âyetlerini gördü.
A.Ünal 53:18
19
Şimdi düşün, (böylesi büyük gerçekler karşısında) şu Lât ve Uzza ne ifade eder?
A.Ünal 53:19
20
Ve şu diğeri, üçüncüsü Menat?
A.Ünal 53:20
21
Hem, ne oluyor? Erkekler sizin, kızlar O’nun mu?
A.Ünal 53:21
22
O zaman bu, (değerlerinize göre) insafsız bir taksim olmaz mı?
A.Ünal 53:22
23
(O putlar), aslında sizin ve atalarınızın uydurduğu kuru isimlerden, bir isimlendirmeden ibarettir; Allah, onların ilâh olabileceklerine dair hiçbir şey indirmemiştir. O müşrikler, sadece zanna ve nefisleri neye çekerse ona tâbi olmaktadırlar. Oysa onlara Rabbilerinden hidayetin, doğrunun ta kendisi gelmiş bulunuyor.
A.Ünal 53:23
24
Yoksa insan, her heves ve kuruntusunu bir gerçek ve kendisine garanti edilmiş mi sanıyor?
A.Ünal 53:24
25
Hayır, Âhiret de, ondan önceki (dünya) hayatı da Allah’ın (kudret ve iradesi altındadır; her iki hayatta da mutlak hüküm ve hakimiyet O’na aittir).
A.Ünal 53:25
26
Göklerde ne kadar melek bulunursa bulunsun, (farz–ı muhal, bir kimse için kendiliklerinden şefaatte bulunmaya teşebbüs edecek bile olsalar,) Allah dilemedikçe ve rıza gösterip izin vermedikçe herhangi bir kimse hakkındaki şefaatleri en küçük bir fayda sağlamaz.
A.Ünal 53:26
27
Âhiret’e inanmayanlardır ki, melekleri (Allah’ın kızları olarak kabul etmekte ve onlara) dişi isimleri takmaktadırlar.
A.Ünal 53:27
28
Oysa bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, ancak zanna tâbi olmaktadırlar. Halbuki zan, hakikat adına hiçbir şey ifade etmez.
A.Ünal 53:28
29
O halde, Bizi anmaya ve Kitabımıza sırt dönen ve dünya hayatını yegâne gaye edinenleri sen de bir tarafa bırak.
A.Ünal 53:29
30
Onların bilgileri ancak bu kadardır, (sadece dünya hayatıyla, o da ancak onun dış yüzüyle sınırlıdır). Ve hiç şüphesiz Rabbin, Kendi yolundan kimin sapıp gittiğini çok iyi bildiği gibi, kimin hidayeti tabiatı haline getirdiğini de çok iyi bilmektedir.
A.Ünal 53:30