Ana SayfaMealler › Ali Ünal

Ali Ünal

Bu mealle oku
Ali Ünal meali ile okumaya başla
Tur 1 / 49
1
Yemin olsun Tûr’a (Sina Dağı’na);
A.Ünal 52:1
2
Ve yazılmış kitaplara
A.Ünal 52:2
3
Açılıp yayılmış parşümenler (ve kâğıtlar) üzerine;
A.Ünal 52:3
4
Ve Beyti Ma’mur’a (sürekli iskân ve ziyaret olunan Ev’e);
A.Ünal 52:4
5
Ve yükseltilmiş olan o tavana (gök kubbeye);
A.Ünal 52:5
6
Ve dopdolu, (kaynatılmayı bekleyen) deniz(ler)e,
A.Ünal 52:6
7
Ki, Rabbinin cezası mutlaka vuku bulacaktır.
A.Ünal 52:7
8
Onu savacak hiçbir kuvvet yoktur.
A.Ünal 52:8
9
Gün gelecek, gök şiddetle sarsılacak,
A.Ünal 52:9
10
Ve dağlar müthiş hareketlerle yürüyecektir.
A.Ünal 52:10
11
O gün vay haline (Rasûlü ve getirdiği gerçeği) yalanlayanların!
A.Ünal 52:11
12
Onlar ki, daldıkları bâtılda, oyun ve eğlence içinde oyalanıp durmaktadırlar.
A.Ünal 52:12
13
O gün Cehennem’e şiddetle itilirler.
A.Ünal 52:13
14
“İşte, (dünyada iken varlığını ve vukuunu) yalanlayıp durduğunuz Ateş!
A.Ünal 52:14
15
“Bakın bakalım, (Kur’ân hakkında iddia ettiğiniz gibi) bu da mı bir sihir, yoksa gözleriniz görmüyor (da, vehme kapıldığınızı mı düşünüyorsunuz)?
A.Ünal 52:15
16
“Yanıp kavrulmak için girin şimdi oraya! İster katlanın, ister katlanmayın, artık sizin için fark edecek bir şey yoktur. (Dünyada iken) ne yapıyor idiyseniz, ancak onun karşılığını göreceksiniz.”
A.Ünal 52:16
17
Allah’a gönülden saygı besleyen ve O’na karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakınanlar (müttakîler) ise, bahçelerde ve her türlü nimetler içindedirler;
A.Ünal 52:17
18
Rabbilerinin kendilerine verdikleriyle safa sürerler; ve Rabbileri onları o Kızgın Alevli Ateş’in azabından korumuştur.
A.Ünal 52:18
19
“(Dünyada iken) yaptığınız güzel işlerin karşılığı olarak (bugün) afiyetle yiyin için!”
A.Ünal 52:19
20
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar; onlara ayrıca pak ve güzel gözlü eşler vermişizdir.
A.Ünal 52:20
21
Kendileri iman etmiş oldukları gibi, zürriyetleri de iman ile kendilerini takip edenlerin zürriyetlerini, (imanları kendileri seviyesinde olmasa bile) onlara kavuştururuz ve (bu kavuşturmadan dolayı) onların amellerine verdiğimiz mükâfattan hiçbir şey eksiltmeyiz. Bununla birlikte herkes, (Cennet’ten dünyada iken) kazandıkları nisbetinde istifade eder.
A.Ünal 52:21
22
Onlara canlarının çektiği meyve ve et çeşitlerinden bol bol veririz.
A.Ünal 52:22
23
Orada meşrubat dolu kadehleri elden ele dolaştırırlar ki, o meşrubat, ne boş ve manâsız konuşmalara sebep olur ne de bir günaha.
A.Ünal 52:23
24
Etraflarında hizmetlerine tahsis edilmiş, sedef içinde saklı inciler gibi pırıl pırıl civanlar dolaşır.
A.Ünal 52:24
25
Birbirlerine döner ve (dünyada iken olup bitenler, Cennet’e kabul edilme sebepleri hakkında) karşılıklı sorular sorup, konuşmaya başlarlar.
A.Ünal 52:25
26
“Biz”, derler, “ailemiz içinde (onların hidayeti ve âkıbetleri konusunda) dikkatli ve titizdik.
A.Ünal 52:26
27
“Allah da bize lütfetti ve bizi o kavurucu, deriden içeriye işleyen ateşin azabından korudu.
A.Ünal 52:27
28
“Gerçekten biz, bundan önce (dünyada iken) sadece O’na ibadet eder, sadece O’na yalvarırdık. O’dur mutlak iyilik ve hayır kaynağı, (bilhassa mü’min kullarına karşı) hususî rahmet ve merhamet sahibi.”
A.Ünal 52:28
29
İşte (Rasûlüm), sen irşad ve nasihatlerine devam et; bil ki sen, Rabbinin lütf u keremiyle ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
A.Ünal 52:29
30
Ne o, yoksa senin hakkında bir de, “(Cinlerle haşir–neşir, dersini onlardan alan) bir şair. Bekliyoruz, başına muhakkak bir musibet gelecek ve onu alıp götürecek” mi diyorlar?
A.Ünal 52:30