Ana SayfaMealler › Ali Ünal

Ali Ünal

Bu mealle oku
Ali Ünal meali ile okumaya başla
Rum 1 / 60
1
ElifLâmMîm.
A.Ünal 30:1
2
Rumlar mağlûp oldular,
A.Ünal 30:2
3
(Arabistan ülkesine) en yakın bir yerde; fakat bu mağlûbiyetlerinin arkasından onlar galip geleceklerdir,
A.Ünal 30:3
4
Birkaç (en fazla dokuz) yıl içinde. Her işin, her hadisenin öncesinde de sonrasında da mutlak hüküm Allah’a aittir. Ve (Rumların galip geldiği) o yıl mü’minler de sevineceklerdir,
A.Ünal 30:4
5
Allah’ın yardımı ve bahşedeceği zaferle. Allah kimi dilerse ona yardım eder ve onu zafere ulaştırır. O, Azîz (izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip)tir, Rahîm (özellikle iman edip Kendisine yönelen kullarına karşı) hususi rahmeti pek bol olandır.
A.Ünal 30:5
6
Allah’ın va’didir bu. Allah, asla va’dinden dönmez ve onu yerine getirmede kusur etmez, fakat (Allah hakkında gerçek bilgiye sahip olmadıklarından) insanların çoğu bunu bilmezler.
A.Ünal 30:6
7
Dünya hayatının sadece dış yüzü konusunda belli bilgileri vardır, ama Âhiret konusunda bütün bütün gafil ve kayıtsızdırlar.
A.Ünal 30:7
8
Bir defa olsun kendi başlarına kalıp düşünmezler mi? Allah gökleri, yeri ve bunların arasındaki bütün varlıkları hak bir gaye için, yerli yerince ve gerçeğe dayalı sabit bir sistem üzerinde yarattı ve onlar için belli bir vade tayin etti. Ne var ki insanlar içinde pek çoğu, bir gün gelip Rabbileriyle buluşacaklarını inkâr etmektedirler.
A.Ünal 30:8
9
Hiç yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki, kendilerinden önce gelen (inkârcıların) âkıbeti nasıl oldu görüp ibret alsınlar? Onlar, bunlardan daha güçlü idi; toprağı işlemiş, (su ve maden kaynaklarını ortaya çıkarıp onlardan yararlanmış ve) bunlardan çok daha fazla olarak yeri imar etmişlerdi. (Bunlara geldiği gibi,) onlara da kendileri için tayin edilen rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara asla zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
A.Ünal 30:9
10
Sonunda kötülüklere batmış o toplulukların âkıbeti çok fena oldu; çünkü Allah’ın âyetlerini yalanlıyor ve onlarla alay ediyorlardı.
A.Ünal 30:10
11
Allah, baştan yaratır ve sonra (dünyada sürekli yeniden yaratır ve Âhiret’te her şeyi) yeni baştan yaratacaktır. Sonra da O’nun huzuruna getirileceksiniz.
A.Ünal 30:11
12
Hayatları günah hasadından ibaret bulunan inkârcı suçlular için Kıyamet’in kopup ölülerin diriltileceği ve hesapların görüleceği o gün hiçbir kurtuluş ümidi kalmaz.
A.Ünal 30:12
13
Dünyada Allah’a koştukları ortaklardan kendilerine tek bir şefaatçi çıkmamış, bunun da ötesinde, o ortaklarını orada ret ve inkâr etmişlerdir.
A.Ünal 30:13
14
Kıyamet’in kopup, ölülerin diriltileceği ve hesapların görüleceği gün, işte o gün insanlar birbirlerinden ayrılırlar.
A.Ünal 30:14
15
Ayrılırlar da, iman edip, imanları istikametinde doğru, sağlam, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapmış olanlar, işte o kutlu insanlar, Cennet’in has bahçelerinde mutluluk içinde ağırlanırlar.
A.Ünal 30:15
16
İnkâra saplanıp, âyetlerimizi ve Âhiret Günü buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar toplanıp getirilir ve azabın orta yerine bırakılırlar.
A.Ünal 30:16
17
Şu halde, akşamladığınızda ve sabaha ulaştığınızda Allah’a tesbihte bulunun: (O’nun her türlü noksanlıktan ve ortakları bulunmaktan mutlak manâda münezzeh olduğunu ilan edin);
A.Ünal 30:17
18
İkindi vaktinde ve öğleye girdiğinizde de ilan edin ki, göklerde ve yerde bütün hamd sadece O’na mahsustur.
A.Ünal 30:18
19
O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve (kışta) ölümünün ardından (baharda) yeryüzünü diriltir. İşte siz de öldükten sonra böyle diriltilip, kabirlerinizden çıkarılacaksınız.
A.Ünal 30:19
20
O’nun âyetlerinden (varlık ve birliğinin delillerinden)dir ki, sizi topraktan yaratmıştır. Sonra da siz, çoğalan ve her tarafa yayılan insan nesli oldunuz.
A.Ünal 30:20
21
Yine O’nun âyetlerindendir ki, sizin için kendilerine ısınasınız diye öz varlığınızdan, mahiyetinizden eşler var etmiş ve aranıza yakınlık, sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz bunda sistemli düşünebilen kimseler için dersler, (Allah’ı hatırlatan) alâmetler vardır.
A.Ünal 30:21
22
Göklerin ve yerin yaratılması, ayrıca dillerinizin ve renklerinizin farklı farklı olması da O’nun âyetlerindendir. Elbette bunda da, (ön yargısız olarak varlığa yaklaşıp, onu yakından) bilenler için dersler, işaretler bulunur.
A.Ünal 30:22
23
Gece ve (kısmen) gündüz uyumanız ve O’nun lütf u kereminden geçim vesilelerinizi aramanız da O’nun âyetlerindendir. Muhakkak ki bunda, (Allah’ın yaratma ve hayatı idamedeki mesajına) kulak verip onu duyabilen kimseler için dersler, işaretler söz konusudur.
A.Ünal 30:23
24
Elbette şunlar da O’nun âyetlerindendir: O, size şimşeği gösterir; o anda hem korkuya kapılırsınız hem de yağmur geleceği ümidini taşırsınız. Ve gök tarafından su indirir de, onunla ölmüş bulunan yeri diriltir. Şüphesiz bunda da, aklını kullanmasını bilen kimseler için pek çok dersler, işaretler vardır.
A.Ünal 30:24
25
Yine O’nun âyetlerindendir ki, yer ve gök, ancak O’nun emir (ve kanunlarıyla) (ayakta) kalmaktadır. Sonra O, (ölü olarak yatmakta bulunduğunuz) yerden sizi çağırıverdiğinde hepiniz hemen kabirlerinizden çıkıvereceksiniz.
A.Ünal 30:25
26
Göklerde ve yerde kim varsa O’nundur. Hepsi de, (tamamı tekvinî, pek çoğu da hem tekvinî hem teşriî açıdan olmak üzere isteyerek veya istemeyerek) O’na boyun eğmiş durumdadır.
A.Ünal 30:26
27
O’dur ki, ilk baştan yaratır, sonra (dünyada yaratılışı sürekli iade eder ve Âhiret’te her şeyi) yeni baştan yaratacaktır. Tekrar ve en son yeniden yaratma O’nun için ‘çok daha kolay’dır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar ve misaller Allah içindir (ve O, bu sıfat ve misallerle anlatılmalıdır.) O, Azîz (izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip)tir; Hakîm (her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunan)dır.
A.Ünal 30:27
28
Allah, bizzat kendi hayatınızdan size bir temsil getiriyor: Elinizin altında bulunan (köle, hayvan veya hizmetçileriniz) içinde, size verdiğimiz rızkı (servet, mesken, güç, iktidar, makam ve mevkii) kendileriyle eşit oranda paylaştığınız ve kendinize itibar ettiğiniz ölçüde itibar ettiğiniz ortaklarınız var mıdır? İşte, (Allah’ın ortaksız mutlak birliğini ve hakimiyetini gösteren) apaçık gerçekleri düşünüp akledecek kimseler için böyle açıklıyoruz.
A.Ünal 30:28
29
Hayır hayır, (Allah’a şirk koşmakla) o en büyük zulmü işleyenler, gerçek bir bilgiye değil, sadece heva ve heveslerine tâbi olmaktadırlar. Bu sebeple de Allah’ın saptırdığını artık kim doğru yola getirebilir? (Allah karşısında onları kurtaracak) yardımcıları da bulunmaz ki!
A.Ünal 30:29
30
Ama sen, her türlü şirk ve nifaktan uzak dupduru bir tevhid inancı içinde bütün varlığınla hak din olan İslâm üzerinde sabit ol. Bu Din, Allah’ın (bütün varlık ve) bütün insanlar için ortaya koyduğu aslî bir model, ona yönelme de, Allah’ın insanları yaratmaktaki gayesidir. Allah’ın yaratmasında bir değişiklik olmaz ve yapılmaz. Gerçek ve kusursuz din budur. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilmemektedirler.
A.Ünal 30:30