Ana SayfaMealler › Ali Ünal

Ali Ünal

Bu mealle oku
Ali Ünal meali ile okumaya başla
Nur 1 / 64
1
Bu, tarafımızdan inzal buyurduğumuz ve ihtiva ettiği kaidelerine uymayı farz kıldığımız bir sûre olarak, onda belki üzerlerinde düşünür de ders alırsınız diye apaçık deliller ve talimatlar indirdik.
A.Ünal 24:1
2
Zina eden (bekâr) kadın ve zina eden (bekâr) erkeğin her birine yüz değnek vurun. Eğer Allah’a ve Âhiret Günü’ne gerçekten iman etmişseniz, Allah’ın hükmünü uygulama konusunda onlara karşı acıma hissi sizi etkisine alıp da bu cezanın uygulanmasına mani olmasın. Cezanın tatbikine mü’minlerden bir grup da şahit olsun.
A.Ünal 24:2
3
Zinakâr bir erkek, ancak ya zinakâr bir kadın veya putperest bir kadınla evlenir. Zinakâr bir kadın da, yine ancak ya zinakâr bir erkek veya putperest bir erkekle evlenir. Başka türlü davranmak, mü’minlere haram kılınmıştır.
A.Ünal 24:3
4
İffetli kadınlara zina isnat edip de bunu dört (erkek) şahitle ispatlayamayan her kim olursa olsun, kendisine seksen değnek vurun ve artık böylelerinin şahitliğini ebediyen kabul etmeyin. Onlar, fasıkların ta kendileridir.
A.Ünal 24:4
5
Ancak, her nasılsa böyle bir iftirada bulunduktan sonra tevbe edip hallerini düzeltenler, (fasıklık damgasından kurtulurlar). Gerçekten Allah, çok bağışlayandır, (bilhassa tevbe ile Kendisine yönelen kullarına karşı) hususî rahmeti pek bol olandır.
A.Ünal 24:5
6
Eşlerini zina etmekle suçlayan, fakat kendileri dışında şahitleri olmayan kocalara düşen, doğru söylediklerine dair her defasında Allah adına yemin ederek dört kez şahitlikte bulunmaktır.
A.Ünal 24:6
7
Beşinci defada ise, eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lânetinin (rahmetinden uzaklaştırılmanın) üzerine olmasını diler.
A.Ünal 24:7
8
Fakat hakkında isnatta bulunulan eş, kocasının yalan söylediğine dair her defasında Allah adına yemin ederek dört kez şahitlikte bulunursa, üzerinden ceza kalkar.
A.Ünal 24:8
9
Şu kadar ki, beşinci defada, eğer kocası doğruyu söylüyorsa, bu durumda Allah’ın gazabının (şiddetli cezasının) kendi üzerine olmasını diler.
A.Ünal 24:9
10
Bir düşünün, eğer Allah’ın üzerinizdeki lütf u keremi ve rahmeti olmasaydı, eğer Allah kullarına tevbe nasip buyurup, tevbeleri de cömertçe kabul eden ve her hükmünde pek çok hikmetler bulunan bir Rab olmasaydı, haliniz nice olurdu?
A.Ünal 24:10
11
O iftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Ama bu hadiseyi hakkınızda kötü bir şey olarak görmeyin; bilakis o, hakkınızda hayırlı olmuştur. İftiracılardan her biri, iftiraya olan katılımı nisbetinde günah kazanmıştır. O işte en büyük payı olan elebaşı şahıs için ise çok büyük bir azap vardır.
A.Ünal 24:11
12
Bu iftirayı duyduklarında bütün mü’ min erkekler ve mü’min kadınların, (kendileri gibi) birbirleri hakkında da içlerinden hayır düşünmeleri ve “Bu, apaçık bir iftiradır!” diye kestirip atmaları gerekmez miydi?
A.Ünal 24:12
13
O iftiracılar da, dört şahit ibraz etmeli değiller miydi? Şahit ibraz edemediklerine göre, onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.
A.Ünal 24:13
14
(Ey, mü’minler içinde bu asılsız dedikoduya karışanlar!) Eğer gerek dünyada gerekse Âhiret’te Allah’ın üzerinizdeki lütf u keremi ve rahmeti olmasaydı, düşüncesizce içine daldığınız dedikodudan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
A.Ünal 24:14
15
Düşünün ki, o iftirayı umursamazlık içinde dillerinizle birbirinizden kapıyor, sonra aslına dair hiçbir bilgi sahibi olmadığınız bir konuyu hiç düşünmeden dedikodu malzemesi yapıyordunuz; basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz bunu. Oysa o, Allah katında pek büyük bir meseleydi.
A.Ünal 24:15
16
Onu duyduğunuzda, “Böyle bir şeyi ağzımıza almak bize yakışmaz. Aman Allah’ ım, bu çok büyük bir iftira!” diyerek kestirip atmanız gerekmiyor muydu?
A.Ünal 24:16
17
Eğer mü’min iseniz, böyle bir şeye bir daha kesinlikle girmemeniz konusunda Allah sizi uyarmaktadır.
A.Ünal 24:17
18
Allah size, mesaj ve talimatlarını, O’na giden yolun işaret ışıklarını apaçık bildirmektedir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.
A.Ünal 24:18
19
İman edenler arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzu edenlere gelince, öyleleri için dünyada da Âhiret’te de pek acı bir azap vardır. (Her meselenin gerçek mahiyetini ve o meseledeki kesin gerçeği) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
A.Ünal 24:19
20
Bir düşünün, eğer Allah’ın üzerinizdeki lütf u keremi ve rahmeti olmasaydı, eğer Allah kullarına çok acıyan, özellikle mü’min kullarına hususî rahmeti pek bol bir Rab olmasaydı, bu durumda haliniz nice olurdu?
A.Ünal 24:20
21
Ey iman edenler! Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Kim şeytanın izinde giderse, bilsin ki o, daima ve ısrarla çirkin, fena ve gayrı meşrû işleri teklif ve telkin eder. Eğer Allah’ın üzerinizdeki lütf u keremi ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiç kimse (inanç, düşünce, davranış ve karakterinde) katiyen paka çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temizler ve paka çıkarır. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
A.Ünal 24:21
22
İçinizden fazilet ve imkân sahibi olanlar, (onlardan kendilerine bir kötülük bile gelmiş olsa) akrabaya, yeterli geçimlikten mahrum düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere bir daha el uzatmayacaklarına yemin etmesinler. Affetsin ve müsamaha yolunu tutsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, (bilhassa mü’min kullarına karşı) hususî rahmeti pek bol olandır.
A.Ünal 24:22
23
İffetli, hayasızlıktan ve hayasızlık yollarından bile habersiz mü’min hanımlara zina iftirası atanlar, dünyada da Âhiret’te de lânete mahkûmdurlar. Onlar için pek büyük bir azap vardır.
A.Ünal 24:23
24
O azap günü dilleri, elleri ve ayakları, bütün yaptıkları konusunda aleyhlerinde şahitlik eder.
A.Ünal 24:24
25
O gün Allah, hak ettikleri karşılığı kendilerine eksiksiz verir ve Allah’ın, hakkı, adaleti tam sağlayan ve Kendisi’nden hiçbir şeyin gizlenemeyeceği mutlak Hak olduğunu anlarlar.
A.Ünal 24:25
26
Habis kadınlar habis erkeklere, habis erkekler de habis kadınlara yakışır. Pak kadınlar pak erkeklere, pak erkekler de pak kadınlara yakışır. Pak insanlar, kötü dillerin kendilerine yaptıkları her türlü isnattan berîdirler. Onlar için (sürpriz mükâfatlarla dolu) bağışlanma ve pek bol, artıp eksilmeyen, hiç zararsız ve bütünüyle hayır bir rızık vardır.
A.Ünal 24:26
27
Ey iman edenler! Kendinize ait olmayan evlere, binalara, onların sahipleriyle tanışma sağlayıp izinlerini almadan ve kendilerine Allah’ın selâmı ile selâm vermeden girmeyin. Böyle yapmanız, hakkınızda hayırlı ve münasip olandır. Olur ki düşünür, hikmetini anlar ve ona göre davranırsınız.
A.Ünal 24:27
28
Şayet o anda evde, binada kimseyi bulamazsanız, herhangi bir şekilde size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size “Müsait değiliz, lütfen dönün!” denecek olursa, geri dönün. Bu, sizin için daha nezih, daha münasip bir davranıştır. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
A.Ünal 24:28
29
Ev olarak kullanılmayıp içlerinde oturulmayan, fakat (kamuya açık mahiyette olup) kendilerinden faydalanma hakkınız bulunan binalara izinsiz girmenizde mahzur yoktur. Ama unutmayın ki, Allah açık–kapalı bütün davranışlarınızı, açığa vurduğunuz veya gizli tuttuğunuz bütün düşünce ve niyetlerinizi bilmektedir.
A.Ünal 24:29
30
Mü’min erkeklere söyle: (Kendilerine nikâh düşen kadınlar ve başka erkeklerin avret yerleri gibi, bakmaları haram manzaralar karşısında) bakışlarını kıssınlar ve mahrem yerlerini açmaktan ve gayrı meşrû ilişkilerden korusunlar. Böyle yapmaları, kendileri için en nezih ve en uygun davranış şeklidir. Muhakkak ki Allah, onların her davranışından, yaptıkları her hareketten hakkıyla haberdardır.
A.Ünal 24:30