Ana SayfaMealler › Ali Ünal

Ali Ünal

Bu mealle oku
Ali Ünal meali ile okumaya başla
Nahl 1 / 128
1
Allah’ın (küfredenleri vuracak felâket ve Kıyamet’le ilgili) hükmü verilmiştir ve mutlaka gelecektir; şu halde (ey inançsızlar, Rasûlüllah’a “Kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı haydi getir!” diyerek inkârınızı ortaya koymanıza ve) o hükmün icrasını hemen istemenize hiç gerek yok. Allah, (yalan söyleme, sözünde durmama ve verdiği hükmün yerine gelmemesi gibi her türlü noksanlıktan) münezzehtir ve hangi şekilde olursa olsun müşriklerin O’na ortak koşmasından nihayet derecede yücedir, aşkındır.
A.Ünal 16:1
2
O, melekleri (bütünüyle pak ve manevî) emirleri âleminden hayat kaynağı vahiy ile kullarından her kimi dilerse ona indirir ve şöyle emreder: “Allah, ‘Ben’den başka hiçbir ilâh yoktur, şu halde Bana karşı gelmekten, dolayısıyla azabımdan sakının!’ buyuruyor.” diyerek insanları ikaz edin.”
A.Ünal 16:2
3
O, gökleri ve yeri boş yere değil, hak bir gaye için, yerli yerince ve gerçeğe dayalı sabit bir sistem üzerinde yaratmıştır. Hangi şekilde olursa olsun, müşriklerin O’na ortak koşmasından nihayet derecede yücedir, aşkındır.
A.Ünal 16:3
4
İnsanı da (baba ve anneden gelen) birkaç damla sıvıdan yarattı; ama insan, (Yaratıcısı ve O’nunla alâkalı gerçekler karşısında) yaman bir hasım ve tartışmacı kesiliverdi.
A.Ünal 16:4
5
Eti yenen büyük ve küçükbaş evcil hayvanları da yarattı. Sizin için onlarda sizi soğuktan koruyan (deri, yün, kıl gibi) maddeler ve daha başka pek çok faydalar vardır. Onların etlerini ve ürettikleri yiyecekleri de yersiniz.
A.Ünal 16:5
6
Onları akşamleyin ağıllarına getirir ve sabahleyin otlağa sürerken bambaşka bir zevk alırsınız.
A.Ünal 16:6
7
Yüklerinizi öyle uzak ve varılması zor diyarlara taşırlar ki, onlar olmasa çok büyük zahmet ve meşakkat çekmeden oralara ulaşamazdınız. Gerçekten Rabbiniz, pek şefkatlidir; (bilhassa zayıf ve çaresizlere karşı) hususî rahmeti pek boldur.
A.Ünal 16:7
8
Hem binmeniz, hem de bir ziynet, hayatınıza hoş bir katkı olsun diye atları, katırları ve merkepleri de yarattı. O, sizin bilmediğiniz daha neler neler yaratmaktadır ve daha da yaratacaktır.
A.Ünal 16:8
9
Yolun doğrusunu bildirmek, (sizi yaratan, koruyan ve yaşatan Rabbiniz olarak) Allah’a aittir; yolun eğrisi olduğu gibi, eğri yollarda gidenler de pek çoktur. Eğer Allah dilese (ve kendilerine seçim hürriyeti vermeyip insanları tek bir yolda gitmeğe zorlasaydı), sizin hepinizi yolun doğru olanına iletirdi.
A.Ünal 16:9
10
O’dur ki, sizin için gökten bir tür su indirir: içme suyunuz ondan meydana geldiği gibi, hayvanlarınıza yedirdiğiniz ot ve ağaçlar da onunla yetişir.
A.Ünal 16:10
11
Allah, o su ile sizin için ekinler, zeytinlikler, hurmalıklar, üzüm bağları ve çeşit çeşit meyveler bitirir. Elbette bütün bunlarda ciddî ve sistemli düşünen bir topluluk için çok önemli bir işaret, bir ders vardır.
A.Ünal 16:11
12
Sonra geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize verdi; bütün yıldızlar, O’nun mutlak emri altındadır. Hiç şüphesiz bunda düşünüp akleden bir topluluk için apaçık işaretler ve nice dersler söz konusudur.
A.Ünal 16:12
13
Yeryüzünde sizin için her türde ve her renkte daha nice nice hayvanlar ve bitkiler yaratmıştır O. Kuşkusuz bunda da düşünüp ders alan bir topluluk için ne kadar mühim bir işaret, bir ders vardır.
A.Ünal 16:13
14
Yine O’dur ki, denizi hükmü altında belli bir sisteme koymuştur; böylece ondan taptaze et yer ve takı için ziynet eşyası çıkarırsınız. Denizde gemilerin suları yara yara akıp gittiklerini de görürsün; görürsün ki, O’nun pek bol olan lütf u ihsanından nasibinizi arayasınız ve (nimetleri karşısında O’na) sürekli şükredesiniz.
A.Ünal 16:14
15
Hem, hareketiyle sizi sarsmasın diye yeryüzüne sağlam kazıklar (dağlar) çaktı; nehirler ve yollar da var etti ki, orada şaşırmadan seyahat edip, hedefinize ulaşabilesiniz.
A.Ünal 16:15
16
Ve yol bulmada yararlanacağınız daha bir çok işaretler koydu; pek çokları da yıldızlarla yollarını bulur, yönlerini tayin ederler.
A.Ünal 16:16
17
O halde, şöyle bir düşünün: Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Az da olsa düşünüp ders ve öğüt almayacak mısınız?
A.Ünal 16:17
18
Sonra, Allah’ın nimetlerini tek tek saymaya kalksanız, mümkün değil, onları toplu halde bile sayamazsınız. Hiç kuşkusuz Allah, (hata ve günahları) çok bağışlayandır; (günahlarına rağmen, kullarına) hususî rahmeti pek bol olandır.
A.Ünal 16:18
19
Allah, neleri gizleyip neleri açığa vurduğunuzu da bilir.
A.Ünal 16:19
20
O müşriklerin Allah’tan başka yönelip yalvardıkları, dua ve ibadet ettikleri (canlıcansız, insanmelekcin ve put her ne varsa), herhangi bir şey yaratmak şöyle dursun, bizzat kendileri yaratılmaktadır.
A.Ünal 16:20
21
Ölüdür onlar, diri değillerdir (ve dolayısıyla kendilerine hayat verecek birine muhtaçtırlar). Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
A.Ünal 16:21
22
Oysa ilâhınız, tek bir ilâhtır; fakat Âhiret’e inanmayanlar –işte onların kalbleri, (bu en büyük gerçeği ve ona dayanan daha pek çok gerçekleri) inkâra da şartlanmıştır. Onlar, boş bir büyüklenme içindedirler.
A.Ünal 16:22
23
Şüphe yok ki Allah, onların neleri gizleyip neleri açığa vurduklarını bilmektedir. Şurası bir gerçek ki O, büyüklük taslayıp, iman etmeyi kibirlerine yediremeyenleri sevmez.
A.Ünal 16:23
24
Onlara, “Rabbiniz ne indiriyor?” dendiğinde, “Öncekilerin masalları, hurafeleri!” diye karşılık verirler.
A.Ünal 16:24
25
Sonuçta da, Kıyamet Günü kendi günah yüklerini tastamam yüklenecekleri gibi, hiçbir kesin bilgiye dayanmadan saptırdıkları kimselerin günah yüklerinden bir kısmını da taşıyacaklardır. Gerçekten, sırtlarına ne kötü bir yük alıyorlar!
A.Ünal 16:25
26
Onlardan önce gelip geçen (ve onlar gibi inkâr, zulüm ve kibirde ısrar eden)ler de, (kendilerine gönderilen peygamberlere ve getirdikleri İlâhî Mesaj’a karşı) tuzak kurmaya yeltenmişlerdi. Fakat Allah, tuzaklarını ve şehirlerini dolduran binalarını ta temellerinden yıktı da, üstlerindeki bütün tavanlar tepelerine çöktü. Bu azap, onlara hiç farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
A.Ünal 16:26
27
Sonra, elbette Kıyamet Günü gelecek ve o gün Allah onları rüsvay edecektir. Şöyle diyecektir (onlara): “Nerede kendileri uğrunda mü’minlere düşman kesildiğiniz ortaklarım(!)?” Kendilerine ilim nasip edilenler ise (o gün), “Her türlü rüsvaylık bugün kâfirlerin başınadır!” derler.
A.Ünal 16:27
28
Melekler, böylesi kâfirlerin canlarını onlar (küfür ve günaha bulaşmış halde) bizzat kendilerine zulüm içindeyken alırlar. Onlar, azabı görünce teslim bayrağını çeker ve mazeret bulma gayreti içinde, “Biz, herhangi bir kötülük yapma niyeti taşımıyorduk!” derler. “Hayır, hayır! Allah, neyi ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilmektedir.
A.Ünal 16:28
29
“Şimdi, Cehennem’de sonsuzca kalmak üzere girin bakalım kapılarından içeri! Ne de kötüdür gurur ve kibir heykellerinin yeri!”
A.Ünal 16:29
30
“Rabbiniz ne indiriyor?” diye, Allah’a karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakınanlara sorulduğunda ise onlar, “Sadece hayır indiriyor.” derler. Bu dünyada Allah’ın kendilerini gördüğünün şuuru içinde iyilik düşüncesiyle yaşayan ve sürekli güzel davranışlarda bulunanlar için, (niteliğini insanların burada kavraması mümkün olmayan sürpriz) mükâfat ve güzellikler vardır. Âhiret yurdu, elbette ve bütünüyle hayırlıdır. Ne hoştur takva sahiplerinin yurdu!
A.Ünal 16:30