1
Fecir (gündüzün ilk) vaktine yemin olsun!
2
Zilhicce ayının ilk on gününe yemin olsun!
3
Çift ve tek olan her şeye yemin olsun!
4
Gecenin gelişinden gidişine kadar geçen zamana yemin olsun!
5
Yemin ettiğim bu varlıkların her birinde akıl sahipleri için ibretler yok mudur? (Elbette vardır!)
6
Ey rasulüm! Rabbinin (Hud’un kavmi olan) Âd’ı (kendilerine gelen rasulü yalanladıkları için) nasıl helak ettiğini (kalp gözüyle) görmedin mi?!
7
Bu Âd; dedeleri İrem’e mensup olan, yüksek binaları ve sütunlarıyla meşhur bir kavimdir.
8
O öyle bir şehirdi ki daha önce ülkelerde onun gibisi yaratılmamıştı.
9
Ey rasulüm! Rabbinin, vadideki kayaları oyup sağlam evler yapan (Salih’in kavmi) Semûd’u da (kendilerine gelen rasulü yalanladıkları için) nasıl helak ettiğini (kalp gözüyle) görmedin mi?!
10
Ey rasulüm! (Hükümdarlığını yerde kazıklar gibi sabitleştiren) Kuvvetli orduya sahip Firavun’u da (kendisine gelen rasulü yalanladığı için) Rabbinin nasıl helak ettiğini (kalp gözüyle) görmedin mi?!
11
İşte onların hepsi (Âd, Semûd, Firavun ve onun askerleri) şehirlerinde (kendilerine gelen rasullere tâbi olmayıp küfür, şirk ve zulüm işleyerek) Allah’a karşı hadlerini aşmışlardı.
12
Böylece onlar, şehirlerinde çok fesat (her türlü küfür, şirk ve günahı) yaymışlardı.
13
Rabbin de yaptıklarından dolayı üzerlerine şiddetli azap kamçılarını yağdırdı (böylece helak oldular).
14
Muhakkak ki Rabbin, onların yaptığı her şeyi en ince detayıyla görüp gözetendir.
15
Şu bir gerçektir ki insan, Rabbi ona imtihan için zenginlik ve bol nimet verdiğinde (Allah katında bir değeri olduğunu zannedip sevinir ve) “Rabbim bana ikram etti (çünkü ben, bunları hak ediyorum).” der.
16
Fakat Rabbi, onu imtihan etmek için rızkını daraltıp fakirlik verdiğinde (Allah katında bir değerinin olmadığını zanneder ve) “Rabbim beni önemsemeyip değerimi düşürdü.” der.
17
Hayır! Bu insanın zannettiği gibi değil. (Allah’ın kuluna bolluk vermesi ona değer verdiğini, geçimini daraltması ise onu önemsemediğini göstermez.) Doğrusu siz, Allah’ın verdiği rızıktan yetime (babası ölmüş küçük çocuğa) ikram etmiyor, birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyor, helal haram demeden (zayıf olan kadınların ve yetimlerin) miras haklarını yiyor ve malı çok aşırı seviyorsunuz (dolayısıyla cimrilik edip Allah yolunda harcamıyorsunuz).
21
Hayır! Böyle yapmamanız gerekir. Yeryüzünün şiddetli bir şekilde sarsılıp da parça parça döküldüğü (kıyamet gününün geldiği) zamanı düşünün!
22
Ve o gün Rabbinin emri ve melekler saf saf gelir.* [ Not: Ayette “وَجَـآءَ رَبُّـكَ (Ve Rabbin gelir)” sözü geçmektedir. Bu söz asla zahiri manası üzere anlaşılmaz. Çünkü Allahu Teâlâ hareketten ve bir yerden bir yere intikal etmekten münezzehtir. Kim bu ayeti okuduğunda Allahu Teâlâ’nın hareket ettiği veya bir yerden bir yere geldiği şeklinde bir mana anlarsa Allahu Teâlâ’ya layık olmayan bir sıfat vermiş ve kâfir olmuş olur. Bu ayeti okuyan kimsenin ya Arapçaya uygun bir şekilde mecazi manasını anlayıp “Allah’ın emrinin veya azabının gelmesi” olarak tevil etmesi ya da zahiri manasından Allahu Teâlâ’yı tenzih edip mutlaka Allahu Teâlâ’ya layık bir manası olduğuna ve bu manayı sadece Allahu Teâlâ’nın bildiğine inanması gerekir. ]
23
O gün cehennem de getirilir. İşte o gün insan amellerini (dünyada akıbetini düşünmeyerek yaptığı isyanı ve yapmadığı itaati) hatırlayıp pişman olur. Fakat bu pişmanlığı kendisine hiçbir fayda vermez.
24
İşte o gün (dünyada Allah’ın emirlerine tâbi olmamakta inat eden) insan (çok şiddetli pişmanlıkla) şöyle der: “Keşke ahiret hayatım için bana fayda sağlayacak (cehennemden kurtaracak) salih ameller yapsaydım.”
25
İşte Allah’ın o gün vereceği azap gibi hiç kimse azap veremez (çünkü Allah’ın azabı çok şiddetli ve ebedîdir).
26
Ve Allah’ın o gün zincir vurup bağladığı gibi hiç kimse bağlayamaz.
27
Gerçek mu’minlerin nefsine gelince; işte o nefislere ölüm esnasında ve kıyamet gününde şöyle denir: “Ey mutmain olan nefis (her türlü haramdan dizginlenmiş, sadece gerçek iman ve salih amel ile huzur bulup rahatlayan nefis)!”
28
“(Dünyada sahip olduğun gerçek iman ve işlediğin salih amellere karşılık verilen mükâfaatlardan) Razı olarak ve (sahip olduğun gerçek iman ve salih amellerden dolayı) senden razı olunmuş olarak Rabbine dön!”
29
“Ve salih kullarımın arasına katıl!”
30
“Ve onlarla beraber cennetime gir!”