2
Ve gezegenler yerlerinden kayıp dağılarak düştüğü zaman…
3
Ve denizler patlatıldığı zaman…
4
Kabirlerdeki ölüler çıkartılıp diriltildiği zaman…
5
İşte bu olaylar olduğunda her nefis, dünyada iken ahiret için ne yaptığını ve yapması gerektiği hâlde yapmadığını öğrenir.
6
Ey (kendisine hak apaçık geldiği hâlde küfür ve şirk üzerinde ısrar eden) insan! İkram sahibi olan (işlediğin küfür ve şirklerden dolayı hemen cezalandırmayıp tevbe etmen için fırsat veren) Rabbine iman ve itaat etmekten seni alıkoyan şey nedir?!
7
Hâlbuki (sen hiçbir şey değilken) seni O yarattı ve yaratılışını güzel ve düzgün yaptı.
8
O, seni dilediği surette şekillendirdi.
9
Hayır, ey kâfirler! Siz, bütün bunlara rağmen (küfür ve şirk üzere olduğunuz hâlde hak üzere olduğunuzu iddia ediyor ve) dini (Allah’ın sevap ve cezasını) yalanlıyorsunuz.
10
Ve şunu iyi bilin ki üzerinizde amellerinizi takip eden bekçi melekler vardır.
11
Bu bekçi melekler, Allah katında değerlidir ve yaptığınız her şeyi yazarlar.
12
Onlar, sizin ne yaptığınızı bilirler.
13
Muhakkak ki iyiler (Allah’a iman edip emir ve yasaklarına riayet edenler), her türlü nimeti ihtiva eden, nimetleri eksilip tükenmek bilmeyen ebedî cennette yaşarlar.
14
Facirler (Allah’ı inkâr edip O’na şirk koşan ve günah işlemekten çekinmeyenler) ise şiddetli ateş içinde (ebedî) kalacaklardır.
15
O facirler, din (hesap) gününde bu şiddetli ateşe girip sıcağını tadacaklardır.
16
Ve onlar bu ateşte; azabı her an, hiç azalmadan ve dinmeden ebedî olarak hissedeceklerdir.
17
Ey rasulüm! Sen, din (hesap) gününün ne kadar şanı yüce bir gün olduğunu nereden bileceksin ki?!
18
Gene ey rasulüm, sen o din (hesap) gününün ne kadar muazzam bir gün olduğunu nereden bileceksin?!
19
İşte o şanı yüce ve muazzam olan din (hesap) gününde hiç kimse başkasına fayda veremez. O gün, sadece Allah hüküm verir ve yalnız O’na itaat edilir.