1
Kâfirlerin ruhlarını, bedenlerinin en derin yerlerine inerek şiddetle söküp çıkaran ölüm meleklerine yemin olsun!
2
Mu’minlerin ruhlarını, bedenlerinden (incitmeden) hızla söküp alan ölüm meleklerine yemin olsun!
3
(Allah’ın emirlerini yerine getirmek için gök ile yer arasında) Yüzercesine hızla hareket eden meleklere yemin olsun!
4
Allah’ın vahyini (şeytanlardan önce) nebilere ulaştıran meleklere yemin olsun!
5
Görevlerini en mükemmel şekilde yerine getiren meleklere yemin olsun!
6
İşte kâinatın (sûra birinci üfürülüşle) şiddetli bir şekilde sarsıldığı (ve bundan dolayı bütün yaratılanların öldüğü) gün...
7
Sonra (bütün yaratılanları öldüren) birinci üfürüşün ardından (hepsini canlandıran) ikinci üfürüş meydana gelir.
8
O gün, (meydana gelen muazzam olaylar sebebiyle) kalpler korku ve endişe içinde olur.
9
Kalpleri korku ve endişe içinde olanların gözleri ise pişmanlık, korku ve endişe ile bakar.
10
Dirilişi inkâr edenler alay ederek şöyle derler: “Biz, öldükten sonra diriltileceğiz, öyle mi?!”
11
“Hem de çürüyüp ufalanmış kemikler olduktan sonra mı diriltileceğiz?!”
12
“Eğer diriltilirsek bu, gerçekten bizim zararımıza bir dönüş olur.” derler.
13
Bilin ki diriliş zamanı gelince sûra sadece bir kez üfürmek yeter!
14
İşte o zaman diriltilip yeryüzünde toplanmış olurlar.
15
Ey rasulüm! Sana, rasulümüz Musa hakkındaki haberimiz ulaşmadı mı?!
16
Rabbi, Musa ile mukaddes (temiz ve mübarek) Tuvâ Vadisinde kelam etmişti.
17
Ey Musa, Firavun’a git (onu, beni tevhid etmeye ve bana itaate çağır)! Muhakkak ki o (küfür, şirk ve zulüm işlemekte) iyice azdı.
18
Ve Firavun’a vardığında ona (yumuşak ve güzel bir üslupla), “Senin küfür ve şirklerden temizlenip de gerçek Rabbine iman etme zamanın gelmedi mi?” de!
19
Ona şunu da söyle: “Ben sana, Rabbinin razı olduğu doğru (hiçbir eğriliği bulunmayan) dini göstereyim ki sen de ona uyduğunda Rabbinin azabından kurtulabilesin.”
20
Bunun akabinde Musa, (kendisinin Allah’ın rasulü olduğunu ispat eden) büyük delilleri (elinin beyaz olma ve asanın yılana dönüşme mucizesini) Firavun’a gösterdi.
21
Firavun ise Musa’nın getirdiği büyük mucizeleri yalanladı ve onun (“Bütün şirkleri terk edip Allah’a iman et!”) emrine karşı geldi.
22
Sonra Firavun, Musa’yı umursamadan arkasını dönüp gitti ve Allah’ın razı olmadığı amelleri yapmaya devam etti.
23
Ve Musa’yı yenmek için bütün ordusunu topladı ve kavmine seslendi.
24
Ve (seslendiği kavmi toplanınca) onlara şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, sizin en yüce rabbinizim (başkasına değil, sadece bana itaat edeceksiniz)!”* [ Not: Firavun’un kavmine, “Sizin için benden başka bir ilah olduğunu bilmiyorum.” sözü, “Benden başka mutlak itaat edeceğiniz bir ilah bilmiyorum. Çünkü mutlak itaat edeceğiniz tek ilah benim.” manasındadır. Firavun, kavminden kendisine namaz kılmalarını ya da oruç tutmalarını istememiştir. Onlardan istediği şey mutlak itaattir; yani ne emir verirse versin kendisine itaat etmeleridir. “Ben, sizin en yüce rabbinizim.” sözünden kastı da böyledir. Yani Firavun’un ilahlık taslaması bu konudadır. Allahu Teâlâ’dan başkasına kim olursa olsun mutlak itaat edilme hakkı verilirse o, ilah edinilmiş demektir. Kim de bu hakkın kendisine verilmesini isterse ilahlık taslamış olur. Çünkü mutlak itaat edilme hakkı sadece Allahu Teâlâ’ya aittir. O’nun dışındaki varlıklara Allahu Teâlâ için ve Allahu Teâlâ’ya karşı gelmemek şartıyla itaat edilir. ]
25
Allah da Firavun’u, (rasule tâbi olmayıp ilahlık taslamaya devam ettiği için) hem ahirette (şiddetli azapla) hem de dünyada (suda boğmakla) cezalandırdı.
26
Muhakkak ki Firavun’un hem dünyada hem de ahirette cezalandırılmasında, Allah’tan korkanlar için ibretler vardır.
27
(Ey dirilmeyi inkâr eden müşrikler!) Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa göğü yaratmak mı?! Bilin ki onu Allah bina etti ve bir tavan gibi yükseltip (içinde hiçbir çatlak ve eksiklik olmayacak şekilde) düzgün kıldı. (Güneş battığında) Gecesini kararttı ve (güneş çıktığında) gündüzünü ağarttı.
30
Ondan sonra yeri (insanların rahat yaşayıp yürüyebileceği şekilde) yaydı.
Sonraki 16 ayet →