1
Ey elbisesine bürünüp sarınan (rasulüm)!
2
Kalk ve (Allah’ı birlemeyip şirk işleyen kavmini) Allah’ın azabıyla korkutarak uyar!
3
Ve Rabbini (şirkten ve her türlü eksiklikten tenzih ederek tevhidle) yücelt!
4
Elbiseni (kendini) de (her türlü maddi ve manevi pisliklerden) temiz tut!
5
Ve her türlü şirkten, Allah’tan başka ibadet edilenlerden ve kötü şeylerden uzak dur!
6
Ve yaptığın iyilikleri çok görerek başa kakma!
7
Ve (tevhide ve hayatın her yönünde İslam şeriatine uymaya davet ederken) karşılaştığın her türlü eziyet ve zorluklara Rabbin için sabret!
8
Ve sûra üflendiği zaman, işte o gün çok zor bir gündür.
10
O gün, (hakka bile bile karşı gelip küfür ve şirklerinde ısrar eden; Allah’ın birliğini, rasulünün risaletini ve getirdiklerini inkâr eden) kâfirler için kolay bir gün değildir.
11
Ey rasulüm! (Annesinin karnında) Malı, mülkü ve çocuğu olmadan tek başına yarattığım, sonra kendisine büyük servet ve gözünün önünde duran oğullar verdiğim ve nimetleri önüne serip elde etmesini kolaylaştırdığım o kâfir (ve nankör) kimseyi bana bırak!
15
Üstelik (hakkı bile bile reddettiği hâlde) kendisine daha fazla dünya metaı vereceğimi umuyor.
16
Hayır, umduğu gibi olmayacak! Çünkü o, (birliğimizi, muazzam kudretimizi ve rasulümüzün doğru söylediğini ispat eden) ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı bir kimsedir.
17
Onu kaldıramayacağı bir azaba uğratacağım.
18
Kendisine bol nimetler ve oğullar verdiğim o inatçı kâfir, Kur’ân’ı nasıl iptal edeceğini düşünüp taşındı ve ne diyeceğini ölçüp biçti.
19
Böylece Allah’ın lanetini ve azabını hak etti. Ne biçim düşünüp taşındı ve ölçüp biçti!
20
Yine Allah’ın lanetini ve azabını hak etti. Ne biçim düşünüp taşındı ve ölçüp biçti!
21
Sonra tekrar baktı ve Kur’ân hakkında ne diyeceğini biraz daha düşündü.
22
Sonra (Kur’ân aleyhine söyleyecek bir söz bulamayınca) kaşlarını çatıp suratını astı.
23
Nihayet (Kur’ân’da hiçbir eksiklik bulamayınca) imandan yüz çevirdi ve rasulümüze tâbi olmakta kibirlendi.
24
Ve şöyle dedi: “Muhakkak ki bu söz (Muhammed’in getirdiği Kur’ân), başkasından öğrendiği ve daha önce bilmediğimiz sihirden başka bir şey değildir.”
25
“Bu söz (Kur’ân, Allah’ın kelamı değil) ancak bir beşer sözüdür.”
26
(“Kur’ân ancak bir beşer sözüdür.” diyen) O kâfiri Sekar’a (cehennemin tabakalarından olan çok can yakıcı bir tabakaya) sokacağım.
27
Ve ey rasulüm! Sen biliyor musun (cehennem tabakalarından bir tabaka olan) Sekar nedir?!
28
O, azaba uğrattığı kimseden geriye hiçbir şey bırakmaz (onu tamamen yok eder) ve onu terk etmez (azaba uğrayan kimse eski hâline döndürüldükçe onu yine yok eder ve devamlı böyle yapar).
29
O, insanın derisini şiddetle yakıp kavurur.
30
O cehennemin üzerinde meleklerden on dokuz bekçi vardır.
Sonraki 26 ayet →