1
Biz; (işledikleri şirkler sebebiyle) başlarına acıklı bir azap gelmeden önce (şirki terk edip tevhide sarılmaları ve Allah’a tam manasıyla boyun eğmeleri gerektiğini bildirsin diye) Nuh’u kavmine, onları uyarması için rasul olarak gönderdik.
2
Nuh, kavmine şöyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, işlediğiniz şirklerden tevbe etmediğiniz takdirde başınıza gelecek çok acıklı bir azapla uyarmak için size Allah tarafından gönderilen apaçık bir uyarıcıyım.”
3
“(Bütün şirkleri terk edip) Yalnız Allah’a ibadet edin, O’ndan korkun (emrettiklerini yerine getirip yasaklarından uzak durun) ve (size emrettiğim ve yasakladığım şeylerde) bana itaat edin!”
4
“Eğer böyle yaparsanız Allah, kul hakkı hariç bütün günahlarınızı affeder ve sizi helak edilmekten muaf tutarak tayin ettiği vakte kadar yaşatır. Bilin ki Allah’ın tayin ettiği ecel (azap vakti) geldiğinde asla ertelenmez. Bunu bilseydiniz hemen küfür, şirk ve günahlarınızdan tevbe eder ve Allah’ın birliğine iman edip şeriatiyle amel ederdiniz.”
5
Nuh (uzun bir müddet kavmini Allah’ın tevhidine ve emirlerine tâbi olmaya davet ettikten sonra) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, kavmimi gece gündüz hep seni tevhid etmeye, sadece sana ibadet edip her türlü şirki terk etmeye ve hayatlarının her yönünde senin emirlerini uygulamaya davet ettim.”
6
“Fakat tevhide ve sadece sana itaate davet etmem, onları tevhidden ve sana itaatten daha çok uzaklaştırdı.”
7
“Öyle ki ben onları, günahlarının affına vesile olacak şeye (sadece sana ibadet edip hiçbir şeyi şirk koşmamaya, emirlerine itaat etmeye ve bana tâbi olmaya) her davet ettiğimde onlar (beni dinlememek için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiseleriyle yüzlerini örttüler, küfür ve şirk üzere yaşamakta ısrar ettiler ve hakka boyun eğmeyip ona karşı kibirlendiler.”
8
“Sonra ben, onlara haykırarak davette bulundum.”
9
“Sonra onlarla hem açıktan hem de gizli gizli konuştum (böylece davetin her yolunu kullandım).”
10
“Ve her davetimde onlara şöyle dedim: Ey kavmim! Bir an evvel (şirki terk edip tevhide sarılarak) Rabbinizden mağfiret dileyin! Ve bilin ki gerçek manada tevbe ederseniz Rabbiniz sizi bağışlar. Çünkü O; (غَـفَّار) Ğaffâr’dır (tevbe eden kullarını çokça affedendir).”
11
“Eğer tevbe edip Allah’tan mağfiret dilerseniz her ihtiyacınız olduğunda üzerinize gökten yağmur indirir (böylece hiçbir zaman kıtlığa uğramazsınız).”
12
“Ayrıca mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için (içi ürünlerle dolu) bostanlar var eder ve istifade ettiğiniz nehirler akıtır (ondan hem siz içersiniz hem de ekin ve hayvanlarınızı sularsınız).”
13
“Ey kâfirler! Size ne oluyor ki umursamadan Allah’ın emirlerine karşı geliyorsunuz, O’nun muazzam kudretinden hiç korkmuyor musunuz?!”
14
“Hâlbuki sizi (nutfe, alaka ve mudğa gibi) merhalelerden geçirerek O yarattı.”
15
“Allah’ın, yedi göğü (birbirine temas etmeyecek şekilde ve ahenkli olarak) nasıl da üst üste tabakalar hâlinde yarattığını görmüyor musunuz?!”
16
“Gökyüzünde Ay’ı (geceyi aydınlatan) bir nur ve Güneş’i (ışık saçan) bir kandil gibi kılan da O’dur.”
17
“Ve Allah, aslınız olan babanız Âdem’i topraktan yaratmakla sizi de topraktan yaratmıştır. Sonra siz, topraktan çıkan şeylerle beslenip büyürsünüz.”
18
“Sonra (öldüğünüzde) sizi tekrar toprağa döndürür ve (diriliş zamanı gelince) sizi oradan çıkarır.”
19
“Ve Allah, (üzerinde rahat oturup yatabilesiniz diye) yeryüzünü sizin için yaydı.”
20
“İşte yeryüzünü sizin için yaydı ki (rızkınızı temin etmek için) üzerinde (rahat dolaşabileceğiniz) geniş yollar açasınız.”
21
Nuh (uzun müddet hakka davet ettiği hâlde kavmi ona tâbi olmayınca) şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Kavmim, (tevhide ve sadece sana itaate davetimde) bana karşı geldi ve içlerinden mertebece alçak olanlar; mal ve çocuklarının, azgınlıklarını daha çok artırmaktan başka bir işe yaramadığı büyüklerine tâbi oldular.”
22
Ve tâbi olunanlar, kendilerine tâbi olanları kışkırtarak Nuh’a karşı büyük bir tuzak hazırladılar.
23
Ve Nuh kavminin ileri gelen müşrikleri, kendilerine tâbi olanlara şöyle dediler: “Sakın ilahlarınıza ibadet etmeyi terk etmeyin! Putlarınız olan Vedd’den, Suvâa’dan, Yeğûs̱’ten, Yeûk’tan ve Nesra’dan da sakın vazgeçmeyin!”
24
Ve bu putlarla birçok insanı saptırdılar. Ve bu putlar, zalimlerin (küfür, şirk ve günahta ısrar ederek nefsine zulmedenlerin) ancak sapıklıklarını artırır.
25
Şu bir gerçektir ki Nuh’un kavmi, hataları (işledikleri küfür ve şirkleri) sebebiyle (tufanla helak edilip) suda boğuldu, öldükten sonra ise hemen ateşe atıldı ve kendilerini azaba uğramaktan kurtaracak Allah’tan başka yardımcılar da bulamadı.
26
(Allah Nuh’a, kavminden iman etmiş olanlar dışında başka hiç kimsenin iman etmeyeceğini haber verince) Nuh da şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Yeryüzünde gezip hareket eden kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!”
27
“Ey Rabbim! Eğer bu kâfirleri hemen helak etmeyip mühlet verirsen muhakkak senin (mu’min) kullarını doğru yoldan saptırırlar ve ancak çok küfür, şirk ve zulüm işleyen; emirlerine itaat etmeyen facir çocuklar doğururlar.”
28
“Ey Rabbim! Benim günahlarımı affet; ana babamın, evime mu’min olarak girenlerin, bütün mu’min erkeklerin ve mu’min kadınların da günahlarını affet! Zalimlerin (küfür, şirk ve günah işleyerek nefsine zulmedenlerin) ise ancak helak ve hüsranlarını artır!”