1
Ahirete inanmayan bir müşrik, kıyamet gününde mutlaka vuku bulacak azap hakkında (alay ederek) “Eğer bu azap vuku bulacaksa bana gelsin!” diye kendine beddua etti.
2
O azap, (Allah’ın birliğini, rasulünü ve ona indirilenleri yalanlayan) kâfirlerin üzerine muhakkak inecek ve hiç kimse bu azabı onlardan defedemeyecektir.
3
Bilin ki bu azap, el-Meâric (yüksek makamların, büyük nimetlerin ve ikramların) sahibi olan Allah’tandır.
4
(O makamlar o kadar yüksektir ki) Melekler ve Ruh (Cibril) o makamlara, miktarı (dünya senesiyle) elli bin sene olan bir günde yükselip çıkar.
5
Ey rasulüm! Şimdi sen, güzel bir sabırla (içinde şikâyet, darılma, kızgınlık ve sıkıntı olmadan) sabret!
6
Muhakkak ki (kendilerine gelen hakkı inkâr eden) müşrikler, Allah’ın azabının gerçekleşmesini ihtimalden uzak görüyorlar.
7
Biz ise onu yakın görmekteyiz (muhakkak vuku bulacaktır).
8
İşte o gün gökyüzü erimiş madenler gibi olur.
9
Dağlar da atılmış yün gibi (hafif) olur.
10
Ve o gün hiçbir dost, dostunun hâlini sormaz (çünkü herkes kendi derdiyle meşguldür).
11
Ahiret gününde herkese yakınları gösterilir (fakat hiç kimse akrabasına durumu hakkında soru sormaz çünkü herkes kendi derdindedir). Ve mücrim olan (hakkı bile bile yalanlayıp küfür ve şirk üzerinde ısrar eden) kimse, o gün kendini azaptan kurtarmak için (imkânı olsa) çocuklarını, hanımını, kardeşini, kendisini barındırıp koruyan bütün aşiretini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak vermeyi arzular.
15
Fakat ne mümkün (kendi yerine feda etmeyi temenni ettiği şeyleri fidye olarak verme imkânı olsa bile ondan kabul edilmez)! Bilinmelidir ki o cehennem, alevlenen bir ateştir.
16
Cehennem ateşinin sıcaklığı o kadar şiddetlidir ki onun başının derisini kavurup soyar.
17
O cehennem, hakka iman etmeyip ondan yüz çevireni ve malını yığıp Allah yolunda harcamakta cimrilik edeni kendine çağırır.
19
Muhakkak ki insan, çok hırslı ve sabırsız bir tabiatta yaratılmıştır.
20
Ona (hastalık ve fakirlik gibi) bir musibet isabet etse sabretmez, sızlanıp feryat eder.
21
Ve ona maddi imkân verilse pinti kesilir (ondan Allah yolunda harcamaz).
22
Tam manasıyla namaz kılanlar müstesna… (Onlar bu kötü sıfatlara sahip değildir.) Onlar öyle kimselerdir ki namazlarını rükün ve şartlarına riayet ederek hep vaktinde kılarlar (hiçbir dünya meşgalesi onları bundan alıkoymaz).
24
Ve onlar öyle kimselerdir ki mallarında ihtiyaç sahiplerine verilmesi gereken bir hak olduğunu bilirler ve ihtiyaç sahiplerinden isteyene de istemeyene de haklarını zamanında verirler.
26
Ve onlar öyle kimselerdir ki din (hesap, mükâfaat ve ceza) gününe (şeksiz şüphesiz) inanırlar.
27
Ve onlar öyle kimselerdir ki (salih ameller işlemelerine rağmen) Rablerinin azabından korkarlar.
28
Muhakkak ki Rablerinin azabından akıllı hiç kimse emin olmaz (çünkü o, korkunç bir azaptır).
29
Ve onlar öyle kimselerdir ki ferçlerini (avret yerlerini örterek ve fuhuştan uzak durarak) korurlar. Ancak hanımları ve cariyeleri hariç; onlarla cima yapıp eğlenebilirler ve bundan dolayı kınanmazlar. Fakat kim de hanımları ve cariyeleri dışında başka kadınlara karşı avret yerlerini örtmez ya da onlarla eğlenip cima yaparsa işte onlar, Allah’ın hadlerini aşmış kimselerdir.
Sonraki 14 ayet →