1
Bilin ki göklerde ve yerde bulunanlar, Allah’ı tesbih etmektedir (bütün noksan sıfatlardan tenzih ederek yüceltmektedir). Ve O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayandır), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’dir (yaratmasında, verdiği emirlerde, kaza ve kaderinde hikmet sahibi olandır).
2
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! (Kendinizi övmek için) Yapmadığınız şeyler hakkında niçin “Yaptım.” diyorsunuz?!
3
Biliniz ki (kendinizi övmek için) yapmadığınız şeyler hakkında “Yaptım.” demeniz, Allah katında büyük suçtur.
4
Muhakkak ki Allah, (rızası için) kendi yolunda sağlam bir binanın taşları gibi birbirine kenetlenmiş saf hâlinde savaşanları sever.
5
Ey rasulüm! Hani Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! (Emirlerime muhalefet ederek) Neden bana eziyet veriyorsunuz? Hâlbuki benim size gönderilmiş Allah’ın rasulü olduğumu biliyorsunuz.” Onlar, Musa’nın Allah’tan getirdiği haktan sapınca Allah da onların kalplerini doğru yoldan saptırdı. Şunu bilin ki Allah fasıklar topluluğuna (Allah’ın emirlerine bile bile ve ısrarla itaat etmeyenlere) hidayet etmez (onları hakka tâbi olmaya muvaffak kılmaz).
6
Ey rasulüm! Hani Meryem’in oğlu İsa da İsrailoğullarına şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben size gönderilmiş Allah’ın rasulüyüm. Benden önce indirilmiş olan Tevrât’ın hak olduğunu ve ona uyulması gerektiğini doğrulayıcı ve benden sonra gelecek olan Ahmed ismindeki rasulü müjdeleyici olarak geldim.” Fakat İsa (söylediklerinin doğruluğunu ispat eden) apaçık delillerle gelince onlar, “Bu, apaçık bir sihirdir (senin getirdiğine tâbi olmayız).” dediler.
7
(Tevhid dini) İslam’a davet edildiği hâlde Allah hakkında (eş, çocuk veya ortak gibi şeyler isnat ederek) yalan söyleyip O’na iftira atandan daha zalim kim olabilir?! Şu bilinmelidir ki Allah, zalim kavmi (bile bile hakkı yalanlayıp küfür ve şirki seçerek nefsine zulmedenleri) hidayete muvaffak kılmaz.
8
Zalimler, (tevhidi bozan ya da onu çirkin gösteren şeyleri Allah’ın dinine nispet ederek) Allah’ın nurunu (tevhid dini İslam’ı) ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat (başaramayacaklardır çünkü) Allah, (bütün hile, tuzak ve iftiralara rağmen) nurunu (tevhid dinini) her yere yayacaktır, kâfirler bundan hoşlanmasalar bile.
9
Rasulünü hidayet (dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmede yol gösterici olan Kur’ân) ve (kıyamete kadar hayatın her yönünde mükemmel hükümleri ihtiva eden ve sadece ona tâbi olmakla cennet kazanılan) hak din ile gönderen rabbiniz Allah’tır. Bu dini, bütün dinlere (her türlü din, düşünce ve ideolojilere mükemmelliği ve hücceti ile) üstün kılacaktır, müşrikler bundan hoşlanmasalar (ve onu yok etmek için ellerinden gelen her şeyi yapsalar) bile.
10
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Size, çok acı verici bir azaptan kurtaracak kazançlı bir ticaret göstereyim mi?
11
Bu kazançlı ticaret, Allah’a ve rasulüne gerçek manada iman edip rasulünün getirdiği şeriati hayatınızın her alanında uygulamanız ve Allah yolunda (O’nun dinini hayatın her alanına hâkim kılmak için) mallarınız ve canlarınızla cihad etmenizdir. Eğer aklınızı kullanıp akıbetinizi düşünürseniz bunun sizin için hayırlı olduğunu anlarsınız. (Öyleyse bu kazancı elde etmek için yarışın!)
12
Bu ticaretin bir kazancı; Allah’ın günahlarınızı affetmesi, sizi sarayları ve ağaçları altından nehirler akan cennetlere sokması ve Adn cennetlerindeki güzel evlere (ebedî olarak) yerleştirmesidir. İşte bu, gerçekten muazzam bir kazançtır.
13
Bu ticaretin başka bir kazancı ise dünyada sevdiğiniz bir şeydir; o da Allah’ın sizi düşmanınıza karşı muzaffer kılması ve size yakında bir fetih vermesidir. Ey rasulüm! Mu’minleri (dünyada zafer ve ahirette büyük mükâfaatlar ile) müjdele!
14
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! (Rasulünüzün getirdiği) Allah’ın dinine (hayatın her yönüne hâkim olması için) destekçi olun, tıpkı Meryem’in oğlu İsa havarilere, “Allah’ın dinini yayma konusunda bana kim destekçi olacak?” dediği zaman havarilerin, “Allah’ın dinini yayma konusunda sana biz destekçi olacağız.” dedikleri gibi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kısmı (İsa’ya) gerçek manada iman etti, bir kısmı da (onu) inkâr etti. Nihayet biz gerçek manada iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, böylece onlara galip geldiler.