1
Toprağı tozutup savuran rüzgârlara yemin olsun!
2
Su yüklü yağmur bulutlarına yemin olsun!
3
Suda kolaylıkla süzülüp giden gemilere yemin olsun!
4
Kullara dağıtılması gereken şeyleri Allah’ın emriyle dağıtan meleklere yemin olsun!
5
Ey insanlar! Size vâdedilen şey (diriltilip hesaba çekilmeniz ve amellerinize göre karşılık almanız) doğrudur (haktır), mutlaka gerçekleşecektir.
6
Ve dünyada yaptıklarınızdan dolayı hesaba çekileceğiniz ve karşılığını alacağınız hesap günü mutlaka gelecektir.
7
Yolları (yörüngeleri) olan göğe de yemin olsun!
8
Ey Mekke müşrikleri! Gerçekten de siz, çelişkili sözler söylüyorsunuz (Kur’ân hakkında bazen sihir, bazen de şiir; Muhammed hakkında ise bazen sihirbaz, bazen de şair diyorsunuz).
9
Allah’ın ilminde iman etmeyeceği bilinen ve bundan dolayı hidayete muvaffak kılınmayan kimse ondan (Kur’ân’a ve onu getiren rasule imandan) uzaklaştırılır.
10
İnsanları Allah’ın dininden uzaklaştırmak için (Kur’ân ve Rasul hakkında) yalan söyleyenlerin lanetlenmiş olarak canı çıksın!
11
İnsanları Allah’ın dininden uzaklaştırmak için (Kur’ân ve Rasul hakkında) yalan söyleyen o kimseler, koyu cehalete batmış ve ahiret hayatını önemsemeden ğafil olarak yaşayan kimselerdir.
12
Onlar, (din günü için hiçbir hazırlık yapmayıp onu hafife aldıkları hâlde) “Din (hesap ve ceza) günü ne zaman?” diye sorarlar.
13
Hafife alıp yalanladıkları o din günü, ateş azabına uğratılıp yanacakları gündür.
14
Kur’ân’ı, Rasul’ü ve ahireti bile bile yalanlayanlara ahiret gününde şöyle denir:
“Azabınızı tadın bakalım! İşte bu, size hatırlatıldığında alay edip gelmesini çabuk istediğiniz gündür!”
15
Muttakilere (Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duranlara) gelince; muhakkak ki onlar ahirette, güzel bahçeler içinde ve pınar başlarında, Rablerinin cömertçe verdiği mükâfaatları alacaklardır. Çünkü bundan önce dünyada muhsinlerden (tevhide sarılıp hiç şirk koşmayan ve salih ameller işleyip her hâlükârda Rablerine itaat edenlerden) idiler.
17
Onlar (muttakiler), geceleyin (ibadetle meşgul oldukları için) az uyurlardı.
18
Ve seher vakitlerinde Allah’tan mağfiret dilerlerdi.
19
Ve onlar, muhtaç olup ihtiyacını söyleyenler ve muhtaç olduğu hâlde hayâsından dolayı ihtiyacını gizleyenler için mallarında bir hak olduğuna inanıp bu kimselere harcarlardı.
20
Ve yer ile içinde bulunan (dağlar, denizler, bitkiler, canlılar, cansızlar ve) her şeyde Allah’ın kâinatın tek yaratıcısı ve sahibi olduğuna yakinen iman edenler için (O’nun varlığına, birliğine, muazzam kudretine ve mükemmel hikmetine delalet eden) nice deliller vardır.
21
Ey insanlar! Kendinizde de (Allah’ın varlığına, birliğine, muazzam kudretine ve mükemmel hikmetine delalet eden) birçok delil vardır. Bunları görüp de ibret almıyor musunuz (her türlü şirki terk edip neden yalnız Allah’a ibadet etmiyorsunuz)?!
22
Ve ey insanlar! Biliniz ki sizin rızkınız ve size vâdedilen şeyler (hakkınızda takdir edilen hayır ve şer) göktedir (hepsi orada bulunan bir kitapta yazılı ve kayıtlıdır).
23
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki öldükten sonra diriltilip hesaba çekilmeniz haktır, hiç şüpheniz olmasın. Bu, tıpkı konuşmanız gibi kesindir.
24
Ey rasulüm! İbrahim’in ağırladığı (meleklerden olan) misafirlerinin haberi sana geldi mi?!
25
Onlar, İbrahim’in yanına girdiklerinde “Sana selam olsun!” dediler. İbrahim de onlara “Size de selam olsun!” diyerek karşılık verdi fakat içinden, “Bunlar, tanımadığım kimselerdir.” dedi.
26
İbrahim, gizlice hanımının yanına gitti ve misafirlerine ikram için bütün hâlde semiz bir buzağı pişirip getirdi.
27
Ve İbrahim pişmiş buzağıyı misafirlerinin önüne koyup yumuşak bir üslupla “Buyurun, yiyin!” dedi.
28
İbrahim (misafirlerinin yemek yemediğini görünce) içinde onlara karşı bir korku hissetti. Melekler (korktuğunu fark edince sakinleştirmek için) ona şöyle dediler: “Bizden korkma! (Biz, Allah’ın sana gönderdiği elçileriz.)” Sonra onu, çok bilgili bir oğul (İshak) ile müjdelediler.
29
İbrahim’in hanımı çocuğu olacağının müjdesini duyunca sevinçten çığlık atıp yüzüne vurdu ve hayret içinde şöyle dedi: “Çok yaşlanmış ve aslen kısır olan bir kadın hiç çocuk doğurur mu?!”
30
Melekler, İbrahim’in hanımına şöyle cevap verdiler: “Sana verdiğimiz bu haber, Rabbinin söylediği şeydir. Muhakkak ki O; (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’dir (verdiği her hükümde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine bile bile karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır), (ٱلۡـعَـلِيـم) el-ʿAlîm’dir (gizli olsun açık olsun, büyük olsun küçük olsun her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir).”
Sonraki 30 ayet →