Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Maide 1 / 120
1
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Ahidlerinizi (Allah’a verdiğiniz sözleri ve İslam şeriatine uygun olarak insanlarla yaptığınız anlaşmaları) yerine getirin! (Allah’ın bir rahmeti olarak) Bütün enamlar (deve, sığır, koyun ve keçi cinsleri) size helal kılınmıştır, ancak size haram kılınanlar ve (hac ya da umre için) ihramlıyken av hayvanlarını avlamanız hariç. Muhakkak ki Allah, dilediği şekilde hüküm verendir (hikmeti gereği dilediği şeyi helal, dilediği şeyi haram kılar; hiç kimsenin O’nun hükmüne itiraz edip değiştirme hakkı yoktur).
Z. El-Kudsi 5:1
2
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Allah’ın değer vermenizi emrettiği şeylerin hürmetini ihlal etmeyin (ve ihramlı iken ihram yasaklarına uyun)! Haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarında) savaşmayı kendinize helal kılmayın! Beyt-i Haram’da kurban olarak kesilecek olan ve orada kurban olarak kesilecekleri boyunlarına kurdele takılarak işaretlenmiş olan hayvanları da helal kılmayın (onları çalmayın, başka yerde kesmeyin, onlara zarar vermeyin ve Mescid-i Haram’a ulaşmalarını engellemeyin)! Rablerinin ikramıyla helal kazanç elde etmek gayesiyle ticaret yapmak ve Allah’ın rızasını elde etmek gayesiyle ibadet yapmak için Beyt-i Haram’a gelenlerin mallarını da (çalarak veya gasbederek) helal kılmayın! (Hac veya umre yapıp) İhramdan (ve Harem’den) çıktığınızda ise avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a ulaşmanızı engelleyen kavme olan kininiz ve buğzunuz, sizi adaleti terk edip onlara zulüm yapmaya sevk etmesin. Ey iman edenler! Allah’ın emrettiği şeyleri yerine getirip yasakladığı şeylerden uzak durmakta yardımlaşın, yasakladığı şeyleri yapmakta ise yardımlaşmayın. Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah, (emirlerine karşı gelenlere) azabı şiddetli olandır (O’nun azabına uğramaktan sakının).
Z. El-Kudsi 5:2
3
Ey iman edenler! (Şeri olmayan yolla) Ölmüş hayvan, (akan) kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı zikredilerek boğazlanan hayvanlar size haram kılınmıştır. Boğularak ölen, dövülerek öldürülen, yüksekten düşerek ölen, başka hayvanlar tarafından boynuzlanarak öldürülen ve yırtıcı hayvanların avlayarak öldürdüğü hayvanlar da, bunlardan henüz canı çıkmadan yetişip (şeri yolla) kestikleriniz müstesna, size haram kılınmıştır. Ve bir de (putları temsil eden) dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlardan yemeniz ve fal oklarıyla Allah’ın kaderinize yazdığı gizli şeyleri öğrenmeye çalışmanız size haram kılındı. İşte sayılan bu şeylerden herhangi birini yapmak fısktır (Allah’a itaatten çıkmaktır). Bugün kâfirler (dininize sımsıkı sarıldığınızı gördükleri için) dininizden dönmenizden ümitlerini kesmiştir. Artık onlardan korkmayın, sadece benden korkun! Bugün dininizi (İslam dinini, bütün hükümleri beyan ederek) kemale erdirdim. (Dinin hükümlerini kemale erdirip her zaman geçerli kılarak) Size olan nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim (kıyamete kadar dünya ve ahiret ile alakalı bütün işlerinizde bu dine tâbi olmanızdan razı oldum, bu dinden başka bir din kabul etmem). Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır ve günaha meyletmeksizin (hoşlanmayarak haram etlerden) yerse bilsin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (emirlerine ihlasla itaat edip ancak zaruret hâlinde haram kılınan etlerden yiyen ve işlediği günahlardan halis bir kalple tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, haram sınırlarına riayet eden kullarına ikramıyla yardımda bulunup ancak zaruret hâlinde haram kılınan etlerden yenilmesine ruhsat vererek helal ve kolaylaştırıcı hükümler beyan eden, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 5:3
4
Ey rasulüm! (Sahabelerin) Yenilmesi kendilerine helal olan şeyler hakkında sana soruyorlar. De ki: “Temiz olan (Allah’ın boğazlanarak yenilmesine izin verdiği) yiyecekler size helal kılındı. Ve Allah’ın size öğrettiğinden emrinize uyacak şekilde eğittiğiniz avcı hayvanların ve avcı kuşların sizin için yakaladığı (helal olan) avlar da size helal kılındı. Avlanmayı öğrettiğiniz hayvanlarınızın sizin için yakaladığı avlardan (avı yakalarken öldürmüş olsalar bile) yiyebilirsiniz. Onları avın üzerine salarken Allah’ın ismini zikredin! Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir (kulların yaptığı amelleri en ince teferruatına kadar, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bilen ve en hızlı şekilde hesap sorandır).”
Z. El-Kudsi 5:4
5
(Ey iman edenler!) Bugün (Allah’ın yemenize izin verdiği) temiz olan her şey size helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin (Yahudi ve Hristiyanların) yemeği (kestiği hayvanların eti) size helaldir, sizin yemeğiniz (kestiğiniz hayvanların eti) de onlara helaldir. Hür ve iffetli mu’min kadınlarla ve sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların (Yahudi ve Hristiyanların) hür ve iffetli kadınlarıyla; mehirlerini vermeniz, iffetinizi korumanız, fuhuştan sakınmanız ve (zina yapmak için) gizli dost tutmamanız şartıyla evlenmeniz de size helal kılınmıştır. Kim Allah’ın hükümlerine göre yaşamayı reddederse (imandan çıktığı için bütün salih) ameli boşa gider ve o, ahiret gününde (ebedî kalmak üzere cehenneme atılacağı için) kaybedenlerden olacaktır.
Z. El-Kudsi 5:5
6
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Namaz kılmak istediğiniz zaman (eğer küçük hadesli durumda iseniz) yüzlerinizi ve ellerinizi (dirsekler dâhil olmak üzere) dirseklere kadar yıkayarak, başlarınızı mesh ederek ve ayaklarınızı (aşık kemikleri dâhil olmak üzere) aşık kemiklerine kadar yıkayarak abdest alın! Eğer cünüp iseniz gusül abdesti alın! Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da sizden biri heladan (abdest bozmaktan) gelmişse yahut hanımlarınıza çok dokunmuşsanız (cima yapmışsanız) ve bu durumda (abdest almak ya da gusletmek için aradığınız hâlde) su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm yapabilirsiniz; (ellerinizi toprağa sürüp silkeledikten sonra) yüzlerinizi ve (dirsekler dâhil olmak üzere) ellerinizi temiz toprakla mesh edin! Allah (bulamadığınızda ya da size zarar verecek durumlarda su kullanmanızı mecbur kılarak) size sıkıntı vermek istemez (böyle durumlarda teyemmümü size meşru kılmıştır). Bu, (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durarak, yalnız O’na ibadet edip hiçbir şeyi şirk koşmayarak) şükredesiniz diye Allah’ın sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istemesindendir.
Z. El-Kudsi 5:6
7
Ve ey iman edenler! Allah’ın size olan (İslam’a muvaffak kılma) nimetini, (rasulüne beyat ederken ferahlıkta olsun sıkıntıda olsun kendisine itaat edeceğinize dair) Allah’a verdiğiniz ahdi ve bu ahdi verirken Rasul’e söylediğiniz, “İşittik ve (emrine) itaat ettik.” sözünü hatırlayın! Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Biliniz ki Allah kalplerinizde olanı en ince teferruatıyla bilendir (Rasul’e verdiğiniz söze zahiren ve bâtınen uyun, çünkü bundan dolayı hesaba tâbi tutulacaksınız).
Z. El-Kudsi 5:7
8
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Her zaman Allah’ın rızasını gözeterek O’nun üzerinizdeki haklarını yerine getirin ve her zaman adaletli şahidler olun! Bir kavme olan kininiz ve buğzunuz sizi adaleti terk edip onlara zulüm yapmaya sevk etmesin. (Her zaman, her konuda ve herkese) Adaletli olun çünkü (her zaman) adaletli olmak Allah’tan korkmaya daha yakındır (zulüm ise O’na karşı gelmeye daha yakındır). Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah yaptığınız her şeyden, gizlisiyle açığıyla en ince teferruatına kadar haberdardır (ve ona göre hesap soracaktır).
Z. El-Kudsi 5:8
9
Allah, gerçek manada (kendisine, rasulüne ve ona indirilenlere) iman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere günahlarının örtülüp bağışlanmasını ve çok büyük mükâfaat (cenneti) vermeyi vâdetmiştir.
Z. El-Kudsi 5:9
10
Kâfirlere (Allah’ın birliğini ve O’na verdikleri ahdi kalp ya da amelleriyle inkâr edenlere) ve (rasulümüze tâbi olmayarak) ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidirler (orada ebedî kalacaklardır).
Z. El-Kudsi 5:10
11
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani (düşmanınız olan Yahudilerden) bir kavim size zarar vermek (suikast yapmak) için ellerini uzatmak istemişti de Allah onların (kalplerine korku salarak) ellerini sizin üzerinizden defetmişti (ve sizi onların tuzağından korumuştu). Öyleyse sadece Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Ve mu’minler sadece Allah’a tevekkül etsinler (her durumda O’na güvenip O’ndan yardım istesinler, O’nun kaza ve kaderine rıza gösterip hükmüne teslim olsunlar).
Z. El-Kudsi 5:11
12
Allah, İsrailoğullarından tekid edilmiş bir söz almıştı ve onları idare etmeleri için içlerinden on iki sorumlu tayin etmiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Verdiğiniz ahde sadık kalırsanız her zaman sizi destekler ve muzaffer kılarım. Ve biliniz ki namazı (rükün ve şartlarına riayet ederek) ikame eder, zekâtı (emrolunduğunuz gibi) verir, (bütün) rasullerime (risalet konusunda aralarında hiçbir fark gözetmeksizin) iman eder, onlara saygı gösterip yardımcı ve destek olur ve Allah’a (O’nun rızası için) karzıhasen verirseniz (ihtiyaçlı Müslümanlara faizsiz olarak borç verir ve O’nun yolunda şeriatini hâkim kılmak gayesiyle harcama yaparsanız) muhakkak ki (tevbe ettiğiniz) bütün günahlarınızı örtüp bağışlarım ve sizi (içinde ebedî kalmak üzere) sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere yerleştiririm. İçinizden kim de bu ahdi verdikten sonra ona uymazsa muhakkak ki doğru yoldan (eğri yola bilerek) sapmış olur.”
Z. El-Kudsi 5:12
13
Allah’a verdikleri tekid edilmiş ahdi bozmaları sebebiyle İsrailoğullarına lanet ettik (onları rahmetimizden kovduk) ve kalplerini (nasihatlerden istifade etmeyecek şekilde) katılaştırdık. Onlar (Yahudi âlimleri) Allah’ın kelimelerini, yerlerini değiştirerek (ve hevalarına göre sapık teviller yaparak) tahrif ederler. Ve kendilerine (Tevrât’ta) öğretilen hükümlerden (önemli) bir kısmını (bilerek terk etmeleri sebebiyle) unuttular. Ey rasulüm! İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. Yine de sen onları affet (yaptıklarından dolayı onları hemen cezalandırma) ve onlara aldırış etme (yaptıklarına göz yum). Muhakkak ki Allah muhsinleri (kendisine her türlü itaatte, salih ameller yapmakta, mallarını ve canlarını dini yolunda harcamakta ihlaslı olanları) sever (onları cennetle mükâfaatlandıracaktır).
Z. El-Kudsi 5:13
14
“Biz Nasarayız (İsa’ya tâbiyiz).” diyen Hristiyanlardan da kesin söz almıştık. Fakat onlar da kendilerine öğretilen hükümlerden (önemli) bir kısmını (bilerek terk etmeleri sebebiyle) unuttular. Bunun üzerine kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık (böylece birbirleriyle savaşıp birbirini tekfir eden topluluk hâline geldiler). Muhakkak ki Allah (dünyada) yaptıkları her şeyi (kıyamet gününde) onlara haber verecektir (ve buna göre hesap soracaktır).
Z. El-Kudsi 5:14
15
Ey kendilerine kitap verilenler (Yahudi ve Hristiyanlar)! Muhakkak ki size rasulümüz (Muhammed), kitaplarınızdaki bilgilerden gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere gelmiştir ve birçok şeyi de (açıklamakta bir maslahat olmadığı için) beyan etmeyip affetmiştir. Muhakkak ki Allah’tan size (hak yolda yürümeniz için yolunuzu aydınlatan) bir nur ve (dünya ve ahiret mutluluğu ile ilgili her şeyi ihtiva eden) apaçık bir kitap (Kur’ân) gelmiştir.
Z. El-Kudsi 5:15
16
Allah, işte bu kitap (Kur’ân) ile razı olduğu şeylere (gerçek imana ve salih amellere) tâbi olan kişiyi, azaptan kurtulmaya vesile olan (ve cennete giden) yola ulaştırır ve onları izniyle karanlıklardan (küfür, şirk ve günahlardan) nura (kendisine iman ve itaat yoluna) çıkarır. Ve böylece Allah onları doğru yolda (İslam yolunda) yürümeye muvaffak kılar.
Z. El-Kudsi 5:16
17
“Muhakkak ki Allah, Meryem oğlu Mesih İsa’dır.” diyenler kesinlikle küfre girmişlerdir. Ey rasulüm! Sen onlara de ki: “Allah, Meryem oğlu Mesih İsa’yı, onun annesini ve yeryüzünde bulunan her şeyi yok etmek istese Allah’ı kim engelleyebilir?! Gökler, yer ve bunlar arasında bulunan her şeyin mülkü yalnız Allah’ındır. O, dilediğini yaratır (İsa da O’nun yarattığı bir kul ve insanlara gönderdiği rasulüdür). Bilin ki Allah her şeye kadirdir (dilediğini yapar, hiç kimse O’nu engelleyemez ve âciz bırakamaz).”
Z. El-Kudsi 5:17
18
Yahudi ve Hristiyanlar da “Biz, Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz.” dediler. Ey rasulüm! Sen onlara de ki: “Eğer iddia ettiğiniz gibi Allah’ın sevgili kulları iseniz o zaman Allah niçin günahlarınızdan dolayı size azap ediyor?! Doğrusu siz de O’nun yarattığı diğer beşerler gibi bir beşersiniz (onlardan bir farkınız yoktur; kim O’nun emrettiği gibi amel ederse onu cennetine yerleştirir, kim de böyle yapmazsa onu cehennemiyle cezalandırır). O (ikramıyla) dilediğinin günahını örtüp affeder, (adaletiyle) dilediğine de azap eder. Muhakkak ki göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yegâne sahibi Allah’tır ve dönüş sadece O’nadır (dünyada yaptıklarınızın hesabını soracaktır).”
Z. El-Kudsi 5:18
19
Ey kitap ehli (Yahudi ve Hristiyanlar)! Allah’a (kıyamet gününde) mazeret olarak, “Ey Rabbimiz! Bize (senin sevabını) müjdeleyen ve (azabınla) uyaran bir rasul gelmedi.” demeyesiniz diye, rasullerin arasının uzun müddet kesildiği (ve insanların rasullere en çok ihtiyaç duyduğu) bir zamanda size hakkı açıklayan rasulümüz (Muhammed) geldi. O size, (davetine icabet edip hayatlarını Allah’ın emirlerine göre düzenleyenleri dünyada zafer, ahirette ise cennet mükâfaatı ile) müjdeleyici ve (onu inkâr edip hayatlarını beşerî arzu ve heveslere göre düzenleyenleri ise hem dünya zilleti hem de ahiret azabı ile) uyarıcı olarak geldi. Ve biliniz ki Allah (Muhammed’i kıyamete kadar bütün insan ve cinlere rasul olarak göndermeye ve) dilediği her şeyi yapmaya kadirdir (hiç kimse O’nu engelleyemez ve âciz bırakamaz).
Z. El-Kudsi 5:19
20
Bir zamanlar Musa, kavmine (İsrailoğullarına) şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size lütfettiği nimetini (kalp ve dilinizle) hatırlayın (ve hiç unutmayın)! O, sizin içinizden (hidayete çağıran) nebiler çıkardı, sizi (başkalarının tahakkümünden kurtarıp) hükümdarlar kıldı ve yaşadığınız dönemdeki insanlara vermediği nimetleri de size verdi.”
Z. El-Kudsi 5:20
21
Musa kavmine yine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size girmenizi vâdettiği mukaddes toprağa (temiz kılınmış Kudüs ve çevresine) girin ve (oradaki kâfir ve kuvvetli kavme karşı) arkanızı dönüp (savaştan) kaçmayın! Yoksa (hem dünyada hem de ahirette) kaybedenlerden olursunuz.”
Z. El-Kudsi 5:21
22
İsrailoğulları da Musa’ya şöyle cevap verdiler: “Ey Musa! Muhakkak ki orada (mukaddes Kudüs ve çevresinde) çok kuvvetli ve merhametsiz bir kavim vardır. Onlar oradan çıkmadıkça biz asla oraya giremeyiz (çünkü girmemize engel olurlar ve onlara karşı çıkamayız). Ancak onlar oradan çıkarlarsa o zaman hemen oraya gireriz.”
Z. El-Kudsi 5:22
23
(İsrailoğullarından) Allah’tan korkan (O’nun emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duran) ve Allah’ın kendilerine nimet verdiği (itaatine muvaffak kıldığı) iki kişi şöyle dedi: “Onların (Kudüs’teki kuvvetli ve merhametsiz kavmin) üzerine kapıdan (hücum edip) girin! Oraya (kapıdan) girdiğiniz zaman muhakkak siz onlara galip gelirsiniz. Eğer gerçekten mu’minler iseniz yalnız Allah’a tevekkül edin (O’na güvenip dayanın)!”
Z. El-Kudsi 5:23
24
(Buna rağmen Musa’nın emrine muhalefet eden) İsrailoğulları ısrarla şöyle dediler: “Ey Musa! Onlar (çok kuvvetli ve merhametsiz kavim) orada olduğu müddetçe biz asla Beyt-i Makdis’e girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın; biz ise burada oturup bekleyeceğiz.”
Z. El-Kudsi 5:24
25
Musa (İsrailoğullarının kendisine itaat etmediğini görünce) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben sadece kendi nefsime ve kardeşime (Harun’a) söz geçirebiliyorum. Bizim ile şu fasık (senin emirlerine itaat etmeyen ve rasulüne tâbi olmayan) kavmin arasını (hüküm olarak) ayır!”
Z. El-Kudsi 5:25
26
(Bunun üzerine) Allah Musa’ya şöyle buyurdu: “Öyleyse onların (İsrailoğullarının) Beyt-i Makdis’e girmesi kırk yıl yasaklanmıştır. Onlar bu süre içinde yeryüzünde (çölde) yollarını kaybedip şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. (Ey Musa!) Uğradıkları bu cezadan dolayı (emirlerime itaatten ve sana tâbi olmaktan yüz çeviren) şu fasık kavme üzülme!”
Z. El-Kudsi 5:26
27
Ey rasulüm! Onlara (sana tâbi olmayan zalim ve hasetçi Yahudilere) Âdem’in iki oğlunun (Habil ile Kabil’in) kıssasını kesin doğru bir haber olarak anlat! Hani onlar Allah’a kurban takdim etmişlerdi de birinin (Habil’in) kurbanı kabul edilmiş, diğerininki (Kabil’inki) ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (haset ve kıskançlık yüzünden) şöyle demişti: “(Ey Habil!) Andolsun ki seni öldüreceğim.” Kardeşi (Habil) de ona, “Allah, ancak takva sahiplerinin (O’nun emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duranların) kurbanını kabul eder.” demişti.
Z. El-Kudsi 5:27
28
Sonra da (Habil) “Andolsun ki sen beni öldürmek için elini uzatsan bile ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Ben, âlemlerin rabbi olan Allah’tan (beni cezalandırmasından) gerçekten korkarım.” demişti.
Z. El-Kudsi 5:28
29
Kurbanı kabul edilen (Habil, Kabil’i korkutup caydırmak için) sözüne şöyle devam etti: “Ben isterim ki sen hem benim günahımı (beni haksız yere öldürme günahını) hem de kendi günahını (daha önce işlediğin günahlarını) yüklenesin de cehennem ehlinden olasın! İşte, zalimlerin cezası budur!”
Z. El-Kudsi 5:29
30
Nihayet (Kabil’in) nefsi onu, kardeşini (Habil’i) öldürmeye itti de onu öldürdü. Bu sebeple (ahirette) kaybedenlerden oldu.
Z. El-Kudsi 5:30