Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Hucurat 1 / 18
1
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Hangi konuda olursa olsun, Allah ve rasulü bir hüküm verdiğinde sakın başka bir hüküm ileri sürmeyin ve Allah’tan korkun (sadece Allah ve rasulünün emirlerine uyup yasaklarından uzak durun)! Bilin ki Allah (سَـمِيـع) Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun yapılan bütün amelleri, söylenen bütün sözleri ve her şeyi bilen; buna göre herkese hesap soracak olandır).
Z. El-Kudsi 49:1
2
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Allah’ın nebisiyle konuştuğunuzda sakın seslerinizi yükseltmeyin (ona karşı edepli olun, sadece onun şeriatine uyun ve onun kanunlarına zıt kanunları uygulamayın)! Ve birbirinize hitap ettiğiniz gibi onu da ismiyle çağırmayın! Aksi hâlde hiç farkında olmadan bütün iyi amellerinizin sevabı boşa gider.
Z. El-Kudsi 49:2
3
Allah’ın rasulünün huzurunda iken seslerini alçaltanlara (ona karşı edepli olan, sadece onun şeriatine uyan ve buna zıt hiçbir şey yapmayanlara) gelince; muhakkak ki Allah imtihanla onların kalplerini takva konusunda ihlaslı kıldı. Onlara mağfiret ve büyük mükâfaat vardır.
Z. El-Kudsi 49:3
4
Ey rasulüm! Sana dışardan, hanımlarının odalarının arkasından yüksek sesle seslenenler, muhakkak ki onların çoğu sağlıklı düşünemeyen kaba kimselerdir.
Z. El-Kudsi 49:4
5
Eğer seni dışarıdan, hanımlarının odalarının arkasından yüksek sesle çağıranlar, böyle yapmayıp sen çıkıncaya kadar sabredip bekleseydiler elbette bu onlar için hayırlı olurdu (hem sana saygı göstermiş hem de seni rahatsız etmemiş olurlardı). Ve bilin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 49:5
6
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Bir fasık size bir haber getirirse (hemen ona inanmayın) mutlaka doğruluğunu araştırın! Yoksa gerçek durumlarını bilmeden bir topluluğa zarar verebilirsiniz ve bundan dolayı pişman olursunuz.
Z. El-Kudsi 49:6
7
Ve ey (Allah’a, rasulüne ve getirdiklerine) iman edenler! Unutmayın ki içinizde kendisine Allah tarafından vahyedilen rasul vardır (getirdiği vahye uymak zorundasınız ve o rasul, kendisine vahiy indirildiği için maslahatınızı sizden daha iyi bilir). Eğer o, önerdiğiniz şeylerin çoğuna uymuş olsaydı razı olmadığı zorluğa düşerdiniz. Fakat Allah (ihlasınızdan dolayı) ikramıyla imanı size sevdirdi ve onu kalplerinize güzel gösterdi (böylece ona sarıldınız). Küfrü (Allah’ın tevhidini, rasulünü ve onun getirdiklerini inkâr etmeyi), fıskı (her türlü günahı) ve isyanı (Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmeyi) ise size çirkin gösterdi (böylece nefsinize hoş gelse bile onları terk ettiniz). İşte, doğru yolda yürüyenler bunlardır!
Z. El-Kudsi 49:7
8
İşte Allah’ın size imanı sevdirmesi ve küfür, fısk ve isyanı çirkin göstermesi, O’nun tarafından size verilen bir lütuf ve bir nimettir. Ve bilin ki Allah (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (kullarının maslahatını ve her şeyi en ince teferruatıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (kulları için koyduğu şeri hükümlerde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen ve emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).
Z. El-Kudsi 49:8
9
Ve mu’minlerden iki taife birbiriyle vuruşursa ey iman edenler, (onları İslam şeriatine göre hüküm vermeye davet ederek) aralarını ıslah edin! Eğer bir taife barış yapmayı kabul etmeyip diğer taifeye saldırmaya devam ederse bu durumda haddi aşan taifeyle Allah’ın hükmüne dönünceye kadar vuruşun! Eğer Allah’ın hükmüne teslim olursa aralarında adaletle ve insafla barış yapın ve aralarında hüküm verirken adaletle hüküm verin! Muhakkak ki Allah adaletle hüküm verenleri sever.
Z. El-Kudsi 49:9
10
Muhakkak ki mu’minler (dinde) kardeştir. Öyleyse bu kardeşliğin gereği olarak (ihtilafa düşen) kardeşlerinizin arasını (İslam şeriatine göre) ıslah edin ve (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durarak) Allah’tan gerektiği gibi korkun ki Allah’ın rahmetine nail olabilesiniz.
Z. El-Kudsi 49:10
11
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Hiçbir Müslüman topluluk başka bir Müslüman toplulukla alay etmesin çünkü alay edilenler, (Allah katında) alay edenlerden daha hayırlı olabilir (muteber olan Allah katındaki durumdur). Yine Müslüman kadınlar başka Müslüman kadınlarla alay etmesin çünkü kendisiyle alay edilen kadınlar, (Allah katında) diğerlerinden daha hayırlı olabilir. Ayrıca Müslümanları ayıplamayın (Müslüman kardeşinizi ayıplamakla aslında kendinizi ayıplamış olursunuz)! Ve birbirinizi (kardeşinin sevmediği) kötü lakapla çağırmayın! Ve biliniz ki kim böyle yaparsa fasık (günahkâr) olur. İmandan sonra fasık sıfatına sahip olmak ne kötü bir şeydir! Kim de bu yaptıklarından tevbe etmezse işte onlar zalimlerin (işlediği günahlar sebebiyle nefsini azaba maruz bırakarak zulmedenlerin) ta kendileridir!
Z. El-Kudsi 49:11
12
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Zannın çoğundan (mu’minler hakkında kötü zan yapmaktan) uzak durun! Muhakkak ki zannın bir kısmı (mu’minler hakkındaki kötü zan) günahtır. Birbirinizin (bakmanız haram olan) gizli hâllerine gizlice bakmayın! Birbiriniz hakkında gıybet etmeyin (Müslüman kardeşleriniz hakkında, onların bulunmadığı yerde hoşlanmayacakları şeyler söylemeyin)! Sizden kim, öldükten sonra kardeşinin etini yemeyi sever?! Elbet bundan tiksinirsiniz. İşte kardeşlerinizin gıybetini yapmak da böyledir! Ve Allah’tan korkun (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah (تَـوَّاب) Tevvâb’dır (ihlasla yapılan tevbeleri hep kabul edendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, ihlasla tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 49:12
13
Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkek (babanız Âdem’den) ve bir dişiden (anneniz Havva’dan) yarattık. Ve birbirinizle tanışıp anlaşmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık (kavim ve kabilenizden dolayı kavmiyetçilik ve ırkçılık yaparak birbirinize üstünlük taslamanız için değil). Ve biliniz ki Allah katında en üstününüz, Allah’tan en çok korkanınızdır (emirlerine en çok itaat edip yasaklarından uzak duranınızdır). Muhakkak ki Allah (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (gizli olsun açık olsun, büyük olsun küçük olsun her şeyi en ince ayrıntısıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (خَـبِيـر) Ḫabîr’dir (kullarının her hâlini gizlisiyle açığıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır).
Z. El-Kudsi 49:13
14
Bazı bedeviler rasulümüzün yanına geldiklerinde “Biz (Allah’a ve rasulüne) iman ettik.” dediler. Ey rasulüm! Onlara de ki: “Siz iman etmediniz çünkü iman hâlâ kalplerinize yerleşmiş değildir (fakat yerleşebilir). Siz şimdi “Emrine boyun eğip teslim olduk.” deyin! Eğer Allah’a ve rasulüne (gerçek manada iman etme, salih amel işleme ve günahlardan uzak durma konusunda) itaat ederseniz Allah, amellerinizin sevabından hiçbir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe ederek Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (ihlasla tevbe eden kullarına merhamet ederek onlara işledikleri günahlardan dolayı azap etmeyendir).”
Z. El-Kudsi 49:14
15
(Ey kalplerinde iman olmadığı hâlde sadece dilleriyle iman ettik diyen bedeviler!) Bilin ki mu’minler ancak; (zatını, sıfatlarını ve fiillerini birleyerek) Allah’a ve (getirdiklerini tasdik ederek) rasulüne iman edenler, sonra bu imanlarında asla şüphe etmeyenler ve Allah’ın dininin hâkim olması için hem mallarını hem de canlarını feda ederek cihad edenlerdir. İşte, kalplerinde iman olduğuna dair sözleri doğru olanlar bunlardır!
Z. El-Kudsi 49:15
16
Ey rasulüm! O bedevilere de ki: “Allah göklerde ve yerde olan her şeyi en ince teferruatıyla bildiği hâlde siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz?! Bilin ki Allah her şeyi bilir (hiçbir şey O’na gizli değildir, dininizi ve imanınızı bildirmenize ihtiyacı yoktur).”
Z. El-Kudsi 49:16
17
Ey rasulüm! (İman henüz kalplerine yerleşmemiş olan) O bedeviler, İslam dinine girmeleri sebebiyle seni minnet altına sokmak istiyorlar. Onlara de ki: “Müslüman oldunuz diye bunu başıma kakmayın! (Müslüman olmanızın faydası size aittir.) Eğer iman konusundaki iddianızda doğru sözlü kimseler iseniz biliniz ki sizi imana muvaffak kılmakla asıl Allah size lütufta bulunmuştur (sizi imana muvaffak kılmasaydı asla iman edemezdiniz).”
Z. El-Kudsi 49:17
18
Muhakkak ki Allah, göklerde ve yerde gizli olan her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilir. Ve Allah yaptığınız her şeyi görendir (mutlaka karşılığını verecektir).
Z. El-Kudsi 49:18
Hucurat suresi tamamlandı