Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Duhan 1 / 59
1
Ḥâ, mîm.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]
Z. El-Kudsi 44:1
2
(Kendisinde hiçbir kapalılık ve tezat bulunmayan) Hak ile bâtılı apaçık beyan eden bu kitaba (Kur’ân’a) yemin olsun!
Z. El-Kudsi 44:2
3
Muhakkak ki biz Kur’ân’ı mübarek (hayrı ve faydası bol olan) bir gecede (Kadir Gecesinde) indirdik. Biz, Kur’ân’a uymayanları başlarına gelecek şiddetli azapla korkutup uyarmaktayız.
Z. El-Kudsi 44:3
4
O gecede, (sene içindeki) bütün muhkem (kulların rızkı ve eceli gibi Allah’ın gerçekleşmesini takdir ettiği) işler beyan edilir.
Z. El-Kudsi 44:4
5
Bu gecede muhkem meselelerin tafsilatını yapmak, katımızdan bir emirdir. Muhakkak ki biz, rasuller (Muhammed’i ve ondan önceki nebileri) gönderdik. Onların hepsi, gönderildikleri kimselere Rabbinden bir rahmettir. Muhakkak ki O; (ٱلـسَّـمِيـع) es-Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (ٱلۡـعَـلِيـم) el-ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun yapılan bütün amelleri, söylenen bütün sözleri ve her şeyi bilen; buna göre herkese hesap soracak olandır).
Z. El-Kudsi 44:5
6
Z. El-Kudsi 44:6
7
Kullarına rasuller gönderen Rabbin; göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan her şeyin yegâne rabbidir (yaratıcısı, sahibi ve düzene koyucusudur). Ey insanlar! Eğer Allah’ın bunların rabbi olduğuna yakinen inanıyorsanız sadece O’na ibadet edin ve gönderdiği rasullere iman edin!
Z. El-Kudsi 44:7
8
Ey müşrikler! Bilin ki (göklerin, yerin ve içindekilerin yegâne rabbi olan) Allah, kendisinden başka ibadete layık ilah olmayandır. Yaşatan da öldüren de O’dur. O, sizin yegâne rabbiniz ve sizden önceki atalarınızın da yegâne rabbidir (öyleyse sadece O’na ibadet edin, hiçbir şeyi O’na şirk koşmayın).
Z. El-Kudsi 44:8
9
Fakat o müşrikler, (ibadeti hak edenin sadece Allah olduğu konusunda) şüphe içindedirler ve bâtılda (küfür ve şirkte) oyalanıp durmaktadırlar.
Z. El-Kudsi 44:9
10
Ey rasulüm! Sen göğün, yakında müşrikleri bürüyecek olan apaçık bir duman çıkaracağı (şiddetli kıtlıktan dolayı gözlerin her şeyi dumanlı göreceği) günü bekle! İşte bu, çok acı veren bir azaptır.
Z. El-Kudsi 44:10
11
Z. El-Kudsi 44:11
12
İşte o gün müşrikler, Allah’a yalvararak şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize indirdiğin bu duman azabını bizden kaldır. Eğer bu azabı bizden kaldırırsan sana ve rasulüne iman edenlerden olacağız.”
Z. El-Kudsi 44:12
13
O müşrikler, (başlarına azap geldiğinde) nasıl oldu da imanı hatırladılar?! Hâlbuki azap inmeden önce onlara hakkı apaçık delillerle beyan eden bir rasul gelmişti.
Z. El-Kudsi 44:13
14
Buna rağmen yine Rasul’ü yalanlayıp getirdiği haktan yüz çevirmişlerdi ve onun hakkında şöyle demişlerdi: “O (Allah tarafından gönderilmiş bir rasul değildir), başkaları tarafından kendisine öğretilen şeyleri söyleyen deli biridir.”
Z. El-Kudsi 44:14
15
Şu bir gerçektir ki bu duman azabını az bir müddet kaldırsak siz yine eski küfür, şirk ve yalanlamalarınıza dönersiniz.
Z. El-Kudsi 44:15
16
Ey rasulüm! Müşrik kavmini şiddetli bir şekilde büyük bir azapla yakalayacağımız günü (Bedir Gününü) bekle! O gün muhakkak ki biz, (tevhid dininden yüz çevirip rasulümüzü yalanladıkları; küfür, şirk ve günah üzerinde ısrar ettikleri için) onlardan intikam alacağız (hak ettikleri şekilde onları cezalandıracağız).
Z. El-Kudsi 44:16
17
Yemin olsun ki bu müşriklerden önce Firavun’un kavmini de imtihan ettik. Ve onlara (tevhide tâbi olup her türlü şirki terk etmeye davet eden) kerim (değerli ve güzel ahlaklı) bir rasul (Musa) gelmiş ve şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (İsrailoğullarını) serbest bırakın (benimle gelsinler, onları köle yapma hakkınız yok)! Muhakkak ki ben size, Allah tarafından gönderilmiş güvenilir (Allah’ın bana bildirdiği vahyi artırmadan, eksiltmeden ve değiştirmeden, olduğu gibi bildiren) bir rasulüm.”
Z. El-Kudsi 44:17
18
Z. El-Kudsi 44:18
19
“Ve Allah’a karşı büyüklük taslamayın (O’nu tevhid etmekte kibirlenmeyin ve O’na ibadet etmeyi terk etmeyin)! Muhakkak ki ben size, (ibadeti hak edenin sadece Allah olduğunu ve benim de O’nun rasulü olduğumu ispat eden) apaçık delillerle geldim.”
Z. El-Kudsi 44:19
20
“Ve muhakkak ki ben, beni taşlayarak öldürmenizden rabbim ve rabbiniz olan Allah’a sığındım.”
Z. El-Kudsi 44:20
21
“Ve eğer bana inanmıyorsanız benden uzaklaşın (ve bana eziyet etmeyin çünkü sizden zorla bir şey istemiyorum)!”
Z. El-Kudsi 44:21
22
Bunun üzerine Musa Rabbine şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Muhakkak ki bunlar (Firavun ve ona tâbi olanlar), mücrim (hakkı bile bile reddederek küfür, şirk ve zulümlerine devam eden) bir kavimdir (onlar, azabın bir an evvel başlarına gelmesini hak ediyorlar).”
Z. El-Kudsi 44:22
23
Bunun üzerine Allah, Musa’ya şöyle emretti: “Ey Musa, geceleyin kullarımla (mu’min kavminle) yola çık! Muhakkak ki (Firavun ve askerleri tarafından) takip edileceksiniz.”
Z. El-Kudsi 44:23
24
“Ve sen, kavmin ile denizden geçtiğinde denizi yarılmış olarak bırak! Muhakkak ki Firavun ve ordusu (oradan geçmeye çalışacak ve) denizde boğularak helak olacaktır.”
Z. El-Kudsi 44:24
25
Firavun ve ordusu, (denizde boğularak helak olduktan sonra) arkalarında nice güzel bostanlar, evlerin yanında akan pınarlar, bol ve verimli ekinler, içinde yaşadıkları güzel evler ve rahat yaşamlar bıraktılar.
Z. El-Kudsi 44:25
26
Z. El-Kudsi 44:26
27
Z. El-Kudsi 44:27
28
Firavun ve ordusu denizde boğularak helak olunca, sahip oldukları bütün nimetlere başka bir kavmi (İsrailoğullarını) mirasçı kıldık.
Z. El-Kudsi 44:28
29
Bilinmelidir ki Firavun ile kavmi helak olduğunda ne gök ne de yer ağladı. Ve boğulma anında onlara geçerli tevbe etmeleri için mühlet verilmedi.
Z. El-Kudsi 44:29
30
Ve yemin olsun ki İsrailoğullarını zelil edici azaptan kurtardık.
Z. El-Kudsi 44:30