Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Nisa 1 / 176
1
Ey insanlar! Rabbinizden korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! O, sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yaratan, ondan eşini (Havva’yı) yaratan ve bu ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getirip dünyanın her yerine yayandır. Adını zikrederek birbirinizden istekte bulunduğunuz Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarına riayet etmemekten sakının! Muhakkak ki Allah üzerinize gözetleyicidir (yaptığınız her şeyi bilir ve ona göre hesap soracaktır).
Z. El-Kudsi 4:1
2
(Ey yetimlerin vasileri!) Yetimlere (güzel bir şekilde idare edebilecekleri büluğ çağına geldiklerinde) kendi mallarını verin! Sakın size haram olanı (yetimin güzel malını) size helal olanla (kendi kötü malınızla) değiştirmeyin ve yetimlerin malını kendi mallarınıza katarak onu yemeyin! İşte bunu yapmak muhakkak ki büyük bir günahtır.
Z. El-Kudsi 4:2
3
Ve (ey yetimlerin vasileri! Eğer yetim kızlarla evlendiğinizde) yetimlere adaletsiz davranmaktan (onlara emsallerine uygun olarak mehirlerini, nafakalarını ve diğer haklarını verememekten) çekinirseniz (onlarla evlenmeyip) hoşunuza giden (helal) kadınlardan (aralarında adaleti gözetmek şartıyla) iki, üç veya dört kadınla evlenebilirsiniz. Eğer bu kadınlar arasında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir kadınla yetinin, ona da adaletsiz davranmaktan korkarsanız sahip olduğunuz cariyelerinizle yetinin (çünkü cariyeler, hür kadınların sahip olduğu haklara sahip değildir). Böyle yapmanız, (adaletsiz davranarak kadınlara) zulmetmekten daha iyidir.
Z. El-Kudsi 4:3
4
(Ey mu’min erkekler! Evlenirken üzerinde anlaştığınız) Mehirlerini kadınlara vermeniz farzdır, onu (hiç eksiltmeden, tam olarak) verin! Eğer kadınlar size kendi rızalarıyla mehirlerinden bir şey verirlerse bu durumda onu helal olarak afiyetle yiyebilirsiniz.
Z. El-Kudsi 4:4
5
(Ey veliler!) Hayatınızı idame ettirmek için Allah’ın gerekli kıldığı malları sefihlere (israf ederek düşüncesizce harcama yapan veya elindeki şeyin kıymetini bilmeyen kıt akıllı kişilere) vermeyin! Fakat o mallardan onları yedirip içirin ve elbiselerini temin edin; onlara (gönül alıcı) güzel sözler de söyleyin.
Z. El-Kudsi 4:5
6
Ve (ey yetimlerin vasileri) yetimleri, evlenme (büluğ) çağına gelinceye kadar gözetip deneyin! Eğer evlenme (büluğ) çağına erdiklerinde onların akıllı ve olgun bir şekilde mallarını idare edebileceklerini anlarsanız mallarını kendilerine (eksiltmeden) hemen verin! Sakın onların mallarını israf ederek yemeyin ve büyüdüğünde alamasınlar diye mallarını hemen harcayıp tüketmeyin! Ve vasi zengin ise iffetli olsun (yetimin malından hiçbir şey almasın), fakir ise Allah’ın bildirdiği ölçüde ihtiyacı kadar ondan (borç olarak) yesin (ya da emeği kadar alsın). Yetimlere kendi mallarını verdiğinizde ise mallarını verdiğinize dair şahid tutun! Ve bilin ki hesap soran olarak Allah yeter.
Z. El-Kudsi 4:6
7
Baba, anne ve (kardeş, amca gibi yakın) akrabaların bıraktığı mirastan erkeklere bir pay vardır; kadınlara da baba, anne ve (kardeş, amca gibi yakın) akrabaların bıraktığı mirastan bir pay vardır. Bırakılan miras az da olsa çok da olsa (her ikisine) şeriatin farz kıldığı bir pay vardır.
Z. El-Kudsi 4:7
8
Ve miras paylaştırılırken (kendilerine mirastan pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve miskinler de hazır bulunurlarsa (paylaştırılmadan önce) onlara da mirastan (müstehap olarak) bir şeyler verin ve onlara güzel (yumuşak) sözler söyleyin!
Z. El-Kudsi 4:8
9
Ve öldükten sonra arkalarında zayıf (eli ermez, gücü yetmez ve bakıma muhtaç) çocuklar bıraktıklarında onların hâlleri ne olur diye korkup endişe edenler, (diğer Müslümanların yetim çocuklarına da haksızlık yapmaktan) korkup titresinler! Ve Allah’tan korksunlar (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak dursunlar)! (Şeriate uygun) Doğru ve dürüst söz söylesinler (ölmek üzere olan ve geride yetim çocuklar bırakacak olanlara; mirasın tamamını veya çoğunu vasiyet ederek mirasçılarını mahrum etmemelerini, eğer hayır kazanmak istiyorlarsa şeriate uygun miktarda vasiyette bulunmalarını tavsiye etsinler)!
Z. El-Kudsi 4:9
10
Haksızlıkla yetimlerin malını yiyenler, karınlarını ancak ateşle doldurmuşlardır. Ve onlar (kıyamet gününde) şiddetle yakıcı ateşe gireceklerdir.
Z. El-Kudsi 4:10
11
Ey iman edenler! Allah, bıraktığınız mirası nasıl paylaştırmanız gerektiğini size emretmektedir. Erkek çocuklar, kız çocuklarının iki misli pay alır. Eğer ölenin (erkek çocuğu yoksa) kız çocukları varsa ve bunlar iki veya ikiden fazla iseler mirasın üçte ikisini alırlar. Eğer sadece bir kız çocuğu varsa o, mirasın yarısını alır. (İster erkek ister kız olsun) Ölenin çocuğu varsa ölenin baba ve annesinden her biri mirastan altıda bir pay alır. Eğer ölenin çocuğu yoksa ve sadece babası ile annesi ona mirasçı olmuşsa annesi mirastan üçte bir pay alır (mirasın kalan üçte ikisini ise babası alır). Eğer ölenin (ister erkek ister kız olsun, birden fazla) kardeşleri varsa annesi mirastan altıda bir pay alır (mirasın kalan altıda beşini ise babası alır). Miras paylaşımı ancak vasiyetlerin sahiplerine verilmesinden ve borçların ödenmesinden sonra yapılır. Ey iman edenler! Babalarınız veya çocuklarınızdan hangilerinin sizin için (dünyada ve ahirette) daha faydalı olacağını siz bilemezsiniz (bu sebeple mirasçılarınız arasında ayrım yaparak kimisine daha çok pay vermeye veya kimisini mirastan mahrum bırakmaya kalkmayın). Bu hükümleri yerine getirmek, Allah tarafından size farz kılınmıştır. Muhakkak ki Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir (mirasçılarınızdan hangilerinin sizin için daha faydalı olduğunu ve ister gizli ister açık olsun, ister büyük ister küçük olsun, her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan ve miras hükümlerinde olduğu gibi verdiği her hükümde hikmet sahibi olandır).
Z. El-Kudsi 4:11
12
Ve eğer ölen hanımlarınızın çocukları yoksa geriye bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. (İster erkek ister kız olsun) Eğer çocukları varsa bıraktıkları mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylaştırma, onların yaptığı vasiyet ve borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. (İster erkek ister kız olsun) Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylaştırma, yaptığınız vasiyet ve borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer ölen erkek veya kadın kelâle olarak miras bırakıyorsa (yani ölenin çocuğu ve babası yoksa) ve onun bir erkek ya da bir kız kardeşi varsa bıraktığı mirastan bu kardeşine altıda bir pay vardır. Eğer kardeşleri birden fazla olursa hepsi üçte bir hisseye ortak olur. Bu paylaştırma, vârislere zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden ve borçların ödenmesinden sonradır. Bunlar, Allah’ın size emridir. Muhakkak ki Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir (her şeyi en ince detayına kadar hakkıyla bilendir), (حَـلِـيـم) Ḥalîm’dir (kullarına merhamet edip kaldıramayacakları yükü yüklemeyen ve onlara hemen azap etmeyip tevbe etmeleri için fırsat verendir).
Z. El-Kudsi 4:12
13
İşte bütün bunlar, Allah’ın hükümleridir (bunlara tâbi olmayı size emretmiştir). Kim Allah’a ve rasulüne itaat ederse onu, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır ve onlar orada sonsuza kadar kalacaklardır. İşte en büyük mükâfaat budur!
Z. El-Kudsi 4:13
14
Kim de Allah’a ve rasulüne karşı gelir (Allah ve rasulünün emirlerini yerine getirmeyip yasaklarını ihlal eder) ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa (Allah’ın indirdiği şeriatin hükümlerini hayatın her yönünde uygulamayıp onun yerine beşer ürünü kanunları uygularsa) muhakkak ki Allah onu, içinde sonsuza kadar kalacağı ateşe sokacak ve orada alçaltıcı bir azap görecektir.
Z. El-Kudsi 4:14
15
Ve ey iman edenler! (Evli olan) Kadınlarınızdan zina yapanlar hakkında, sizden (Müslüman erkeklerden, onların zina yaptıklarını gören adaletli) dört şahid getirin. Eğer bu dört şahid (onların zina yaptıklarını gördüğüne dair) şahidlik ederse zina yapan kadınları, ölünceye ya da onlar hakkında Allah başka bir hüküm bildirinceye kadar evlerde hapsedin.
Z. El-Kudsi 4:15
16
Ve ey iman edenler! Sizden zina yapan (bekâr) erkek ve kıza (bu kötü ameli bir daha yapmamaları için dil ve el ile alçaltıp utandırarak) eziyet edin. Eğer yaptıklarından tevbe eder ve kendilerini düzeltirlerse siz de onlara eziyet etmekten vazgeçin. Muhakkak ki Allah (تَـوَّاب) Tevvâb’dır (kötü amellerinden tevbe eden kullarına affı bol olandır), (رَحِـيـم) Raḥîm’dir (insanlara kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen ve tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayandır).
Z. El-Kudsi 4:16
17
Muhakkak ki Allah katında (kabul gören) tevbe, ancak cahilce (akıbetini ve ne kötü sonuçlar getireceğini bilmeden) günah işleyip sonra kendisine ölüm gelmeden önce tevbe edenlerinkidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Ve Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir (yapılan bütün günahları, halis bir niyetle gerçekten tevbe edenleri ve her şeyi; açığıyla, gizlisiyle ve en ince teferruatıyla bilendir), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan ve verdiği her hükümde hikmet sahibi olandır).
Z. El-Kudsi 4:17
18
Fakat günahlar üzerinde ısrar edip de ancak kendisine ölüm geldiği zaman (ölüm anında) “Muhakkak ki ben şimdi tevbe ettim.” diyen kimsenin tevbesi ile küfür üzerinde ısrar ederek ölenlerin tevbesi geçerli değildir. İşte böyle kimseler için çok acıklı bir azap hazırladık.
Z. El-Kudsi 4:18
19
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Ölen babalarınızın mallarına miras yoluyla sahip olduğunuz gibi onların hanımlarına da sahip olamazsınız (onlarla evlenemezsiniz, dilediğiniz gibi başkalarıyla zorla evlendiremezsiniz ve başkasıyla evlenmek istediklerinde onları engelleyemezsiniz). Ayrıca (sevmediğiniz için boşamak istediğiniz) hanımlarınıza, sırf verdiğiniz mehrin bir kısmını onlardan geri almak gayesiyle nikâhınız altında tutarak baskı yapmayın; bunu ancak apaçık bir fahişelik ameli işlerlerse yapabilirsiniz. (Haklarını kendilerine vererek) Hanımlarınızla güzel geçinin. Eğer hanımlarınızdan hoşlanmazsanız (onları hemen boşamayın) umulur ki Allah, hoşlanmadığınız bir şeyden sizin için çok hayırlı şeyler var eder.
Z. El-Kudsi 4:19
20
Ve (ey evli olan erkekler) hanımınızı boşayıp başka bir hanımla evlenmek isterseniz (bunu yapabilirsiniz), bu durumda boşamak istediğiniz hanımınıza (mehir olarak) yığın yığın mal vermiş olsanız bile o maldan hiçbir şeyi geri almayın! Verdiğiniz malı geri alarak hanımınıza iftira atmış ve büyük bir günah işlemiş olmak ister misiniz?
Z. El-Kudsi 4:20
21
(Ey hanımlarını boşamak isteyen erkekler!) Evlenirken verdiğiniz mehrin bir kısmını hanımlarınızdan nasıl geri almak istersiniz?! Hâlbuki siz, birbirinizin gizli hâllerini gördünüz (onlarla cima yaptınız, helal ve meşru olan şeyleri onlardan elde ettiniz) ve onlar sizden (evlenirken, evlilik süresinde kendilerine güzel bir şekilde bakacağınıza ya da boşarsanız güzel bir şekilde boşayacağınıza dair) çok sağlam bir ahid almışlardı.
Z. El-Kudsi 4:21
22
(Ey iman edenler!) Babalarınızın evlendiği hanımlarla sakın evlenmeyin (bu, haram kılınmış bir ameldir)! Ancak haram hükmü inmeden önce bu ameli yapmışsanız üzerinize bir vebal yoktur (fakat bu evliliği hemen sonlandırın). Muhakkak ki bu; çok iğrenç bir hayâsızlık, Allah tarafından sevilmeyen bir amel ve çok kötü bir yol idi.
Z. El-Kudsi 4:22
23
(Ey mu’min erkekler!) Annelerinizle (ve büyük annelerinizle), kızlarınızla (ve onların kızlarıyla), kız kardeşlerinizle, halalarınızla (ve babalarınız ile annelerinizin halalarıyla), teyzelerinizle (ve babalarınız ile annelerinizin teyzeleriyle), erkek kardeşlerinizin kızlarıyla (ve onların kızlarıyla), kız kardeşlerinizin kızlarıyla (ve onların kızlarıyla), sütannelerinizle, süt kardeşlerinizle (ve onların kızlarıyla), (ister cima yapmış olun ister olmayın nikâh yaptığınız) hanımlarınızın anneleriyle, cima yaptığınız hanımlarınızın başka kocadan olan ve sizin terbiyeniz altında yetişmiş kızlarıyla (üvey kızlarınızla) evlenmeniz size haram kılındı. Nikâh akdi yaptığınız fakat henüz cima yapmadan boşadığınız kadınların kızlarıyla evlenmenizde ise bir günah yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın (cima yapmamış olsalar bile) hanımlarıyla (gelinlerinizle) evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikâhınız altında toplamanız da size haram kılındı. Ancak haram hükmü inmeden önce bu ameli yapmışsanız üzerinize bir vebal yoktur (fakat bu evliliği hemen sonlandırın). Muhakkak ki Allah (غَـفُـور) Ğafûr’dur (emirlerine ihlasla itaat edip halis bir kalple günahlarından tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِـيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 4:23
24
Kocası olan kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Ancak (savaş yoluyla sahip olduğunuz) cariyeleriniz hariç; (onların kâfir kocaları olsa bile hamile olmadıklarını kesin öğrendikten sonra) onlarla cima yapabilirsiniz. İşte bunlar Allah’ın, kitabında uymanızı farz kıldığı hükümleridir. Size (şeriatte) haram kılınanlar dışında hoşunuza giden kadınlarla evlenebilirsiniz. Mallarınızı zina yapmak için değil, ancak evlenme niyetiyle mehir olarak vermeniz helal kılınmıştır. (Nikâh yoluyla) Kendilerinden faydalandığınız kadınlara, üzerinde anlaştığınız mehri vermeniz farzdır. Verilmesi farz olan mehri tayin ettikten sonra karşılıklı rıza ile onu (hanımlarınızın lehine) fazlalaştırmanızda veya kadının (kocası lehine hakkından bir kısmını) bağışlamasında bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir (koyduğu hükümlere itaat edenler ile bunlara karşı gelenleri ve ister gizli ister açık olsun, ister büyük ister küçük olsun, her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan ve verdiği her hükümde hikmet sahibi olandır).
Z. El-Kudsi 4:24
25
(Ey mu’min erkekler!) Sizden, malı olmadığı için hür mu’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, diğer mu’minlerin sahip olduğu mu’min cariyelerle evlenebilir. Muhakkak ki kalpte olanları en iyi bilen Allah’tır. Din ve insanlık bakımından hepiniz birbirinize eşitsiniz (bu sebeple mu’min cariye kadınlarla evlenmekten çekinmeyin). Yalnız iffetli, zina yapmamış ve gizli dost edinmemiş olan mu’min cariyelerle evlenin. Onlarla evlenmek istediğinizde velilerinin iznini alarak ve hak ettikleri mehri güzel bir şekilde (eksiltmeden ve geciktirmeden) vererek evlenebilirsiniz. Eğer mu’min cariyeler evlendikten sonra zina yaparlarsa onlara, hür mu’min kadınlara (evlenmeden önce) verilen cezanın yarısı kadar ceza verin. İşte bu hüküm (mu’min cariyelerle evlenme izni), sizden (hür mu’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmediğinden dolayı) zinaya düşmekten korkanlar içindir. Eğer (mu’min cariyeler ile evlenmeyip) sabrederseniz bu, sizin için daha hayırlı olur. Ve bilin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (emirlerine ihlasla itaat edip halis bir kalple günahlarından tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِـيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, haram sınırlarına riayet eden kullarına ikramıyla yardımda bulunup helal ve kolaylaştırıcı hükümler beyan eden, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 4:25
26
Allah hükümlerini bildirerek size (dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıran) şeriatini beyan etmeyi, sizden önceki nebilerin ve onlara tâbi olup hak üzere yaşamış olan ümmetlerin takip ettiği doğru yolu (tâbi olmanız için) size göstermeyi ve (işlediğiniz günahlardan vazgeçmenizi, böylece) günahlarınızı örtüp sizi bağışlamayı ister. Ve bilin ki Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir (kullarının maslahatına olan hükümleri ve ister gizli ister açık olsun, ister büyük ister küçük olsun, her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan ve verdiği her hükümde hikmet sahibi olandır).
Z. El-Kudsi 4:26
27
Muhakkak ki Allah, (kendisine itaat yoluna girmenizi, böylece kâfirken işlediğiniz) günahlarınızı affetmek ister. Şehvetlerine (heva ve heveslerine) tâbi olanlar ise (doğru yoldan ve Allah’a itaatten uzaklaşıp) büyük bir sapıklığa (küfür, şirk ve günaha) düşmenizi ister.
Z. El-Kudsi 4:27
28
Allah, (hür mu’min kadınlarla evlenme imkânınız olmadığında mu’min cariyelerle evlenmenize izin vererek) size kolaylık sağlamak ister. Çünkü insan (yaratılış ve ahlak olarak) zayıf yaratılmıştır.
Z. El-Kudsi 4:28
29
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret hariç mallarınızı aranızda (fasit akitler, hırsızlık, rüşvet, gasp ve faiz gibi) haram yoldan yemeyin! Ve (haram mallar yiyerek, intihar ederek veya haksız yere başkasını öldürerek) nefsinizi helake sürüklemeyin! Muhakkak ki Allah, (kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı birbirinize haram kılarak koruma altına almakla) size karşı çok merhametli olandır.
Z. El-Kudsi 4:29
30
Kim de haddi aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa (insanların mallarını haram yollardan yerse) onu cehennem ateşinde yakarız. Bu, Allah’a kolaydır* (çünkü O her şeye kadirdir, hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz). [ Not: Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey âciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir. ]
Z. El-Kudsi 4:30