1
(Allah’a ibadet etmek ve emirlerini yerine getirmek için) Saf saf dizilmiş olanlara (meleklere) yemin olsun!
2
(Allah’ın dilediği yere yağmuru yağdırmak için) Bulutları sürüp götürenlere (meleklere) yemin olsun!
3
Allah’ın kelamını okuyanlara (meleklere) yemin olsun!
4
Ey insanlar! Muhakkak ki yalnız kendisine ibadet etmeniz gereken bir tek ilahınız vardır; O, hiçbir ortağı olmayan Allah’tır.
5
O; göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların yegâne rabbidir (yaratıcısı, maliki ve düzene koyucusudur). Ve O, güneş doğduğunda da battığında da onun yegâne rabbidir.
6
Muhakkak ki biz, dünya semasını güzel süslerle; (mücevherler gibi) ışıldayan gezegen ve yıldızlarla süsledik.
7
Ve dünya semasını, Allah’a itaatten çıkıp azmış bütün şeytanlardan koruduk.
8
Artık Allah’a itaatten çıkıp azmış o şeytanlar, (Allah’ın vahyettiği şeyleri aralarında konuşan) gökteki meleklere kulak veremezler. Ne zaman kulak vermek isteseler her taraftan (atılan şihâb yıldızlarıyla) taşlanırlar.
9
İşte böylece gerçekleşecek şeyleri dinlemekten (ve gerçekleri söylemedikleri için insanlar onlardan) uzaklaştırılırlar. Ve onlar için (ahirette) hiç bitmeyen çok can yakıcı bir azap vardır.
10
Ancak (melekler henüz dünya ahalisine ulaşmamış olan ilimleri konuşurken) gizlice bir kelime kapan hariç; işte o şeytanı da bir şihâb yıldızı takip eder ve yakalayıp yakar (fakat bazen şihâb onu yakalamadan önce işittiği kelimeyi şeytan arkadaşlarına, onlar da kâhinlere ulaştırır; kâhinler de buna yüz kelime yalan katıp insanlara anlatır).
11
Ey rasulüm! Dirilişi inkâr eden o kâfirlere sor: Onların yaratılışı mı daha ağır, daha kuvvetli ve daha muazzam yoksa yarattığımız gökler, yer ve melekler mi?! Elbette onlar değil! Biz insanları yapışkan bir çamurdan yarattık. (Durumları böyleyken nasıl da dirilişi inkâr ediyorlar?!)
12
Ey rasulüm! Sen (Allah’ın mükemmel kudretini, yarattıklarını en güzel ve dakik şekilde idare etmesini müşahede edip müşriklerin dirilişi inkâr etmelerine) hayret ediyorsun. Onlar ise (dirilişi o kadar şiddetle inkâr ediyorlar ki bundan dolayı bu konuda söylediğin her şeyle) alay etmektedirler.
13
Ve o dirilişi inkâr edenler öyle kimselerdir ki öğüt versen de (kalpleri imana karşı katılaştığı için) öğüt alıp istifade etmezler.
14
Ve senin Allah’ın rasulü olduğunu ispat eden bir delil (veya bir mucize) görseler aşırı bir şekilde alay ederler.
15
Ve şöyle derler: “Muhakkak ki Muhammed’in getirdiği bu şey, apaçık sihirden başka bir şey değildir.”
16
“Biz ölüp de toprak ve çürümüş kemik hâline geldiğimizde tekrar mı canlandırılacağız, öyle mi?! (İmkânsız, buna inanmayız!)”
17
“Üstelik bizden önce ölmüş olan baba ve atalarımız da diriltilecek, öyle mi?! (Asla!)”
18
Ey rasulüm! Onlara şöyle cevap ver: “Evet! (Siz ve atalarınız ölüp toprak ve çürümüş kemik olduktan sonra) Diriltileceksiniz, hem de zelil ve boyun eğmiş bir şekilde.”
19
Ve o (diriliş), korkunç bir çığlıktan (sûra ikinci kez üfürülmesinden) sonra olacaktır. O oldu mu herkes canlanır ve mahşerin korkunç hâllerine bakarak kendisine ne yapılacağını bekler.
20
Ve o zaman kâfirler şöyle derler: “Vay hâlimize! Bu, hesap günüdür!”
21
Onlara şöyle denir: “Evet! İşte bu, hüküm günüdür! Dünyada reddedip yalanladığınız, kullar hakkında hüküm verilecek olan gündür.”
22
O gün meleklere şöyle denir: “(Kendilerine hak geldiği hâlde küfür ve şirk üzerinde ısrar ederek nefislerine) Zulmedenleri, (küfür ve şirk işleme konusunda) onlar gibi olanları ve Allah’tan başka ibadet ettikleri (buna rıza gösteren) varlıkları toplayın ve hepsine cehennemin yolunu gösterip o yolda gitmeye sevk edin! (Çünkü onların sonsuza kadar kalacakları yer cehennemdir.)”
23
bu meal 22 ile birlikte yazıldı.
24
“Ve onları cehenneme atmadan önce hesap için durdurun! Çünkü sorgulanacaklardır (sonra da cehenneme atın).”
25
Melekler, onlarla alay ederek şöyle derler: “Ne oldu size, neden dünyada birbirinizi yardıma çağırdığınız gibi şimdi birbirinizi yardıma çağırmıyorsunuz?!”
26
Şu bir gerçektir ki onlar, bugün Allah’ın hükmüne (zelil bir şekilde) boyun eğerler (çaresizliklerinden ve acziyetlerinden dolayı birbirlerini yardıma çağıramazlar).
27
Ve içine düştükleri bu zelil durumdan dolayı birbirlerini suçlamaya başlarlar.
28
Tâbi olanlar, tâbi oldukları büyüklerine şöyle derler: “Muhakkak ki siz saptırmak için bize sağdan geliyordunuz (küfrü, şirki ve günahı süsleyerek bize Allah’ın gerçek diniymiş gibi gösteriyordunuz ve bizi, Allah’ın gerçek dinine ve ona tâbi olanlara düşman ediyordunuz).”
29
Tâbi olunanlar da tâbi olanlara şöyle cevap verir: “Hayır, sapmanızın sebebi biz değiliz! Siz zaten iman etmemiştiniz (hakkı inkâr eden bir kavimdiniz).”
30
“Ey tâbi olanlar! Bizim, sizi küfre, şirke ve günaha zorlayacak bir gücümüz de yoktu. Fakat şu bir gerçektir ki siz, (küfür, şirk ve sapıklıkta) haddi aşan bir topluluktunuz.”
Sonraki 30 ayet →