Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Rum 1 / 60
1
Elif, lâm, mîm.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]
Z. El-Kudsi 30:1
2
Rumlar, (Farisiler tarafından) yenildi.
Z. El-Kudsi 30:2
3
Rumlar, (Şam diyarında Farisilere) en yakın topraklarda yenildiler ve bu yenilgiden sonra (Farisilere karşı) muzaffer olacaklardır.
Z. El-Kudsi 30:3
4
Hezimetten sonra üç ila on sene içinde muhakkak Rumlar (Farisilere) muzaffer olacaktır. Biliniz ki Rumlar, muzaffer olmadan önce de muzaffer olduktan sonra da (olan ve olacak olan) her şey Allah’ın elindedir (O’nun dilemesiyledir). Ve (Rumların Farisileri yendiği) o gün mu’minler sevinçli olacaktır.
Z. El-Kudsi 30:4
5
O gün mu’minler Allah’ın verdiği zaferle sevinçli olacaktır. Bilin ki Allah, dilediğini muzaffer kılar. Ve O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (dilediğini muzaffer kılan, her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran, azabı şiddetli olan ve dilediğini yapmaktan engellenemeyendir), (ٱلـرَّحِـيـم) er-Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, ihlasla tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Z. El-Kudsi 30:5
6
İşte bu zafer, Allah’ın vâdidir. Bilin ki Allah verdiği vâdi mutlaka yerine getirir. Fakat insanların çoğu (Müslüman olmadığı için) bu gerçeği anlamaz.
Z. El-Kudsi 30:6
7
İnsanların çoğu (gerçek iman, şeri hükümler ve gerçek hayat nedir bilmez), ancak dünya hayatının görünen yüzünü (nasıl mal, makam ve refah sahibi olacağını) bilir, gerçek hayat olan ahiret hayatı hakkında ise ğafildir (onu önemsemeyip ihmal etmiştir).
Z. El-Kudsi 30:7
8
(Kendilerine gelen hakkı bile bile reddeden) O müşrikler, kendi yaratılışlarına ibretle bakıp düşünmediler mi?! Eğer düşünselerdi Allah’ın gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri (boşu boşuna ve eğlence olarak değil) ancak hak ile (birliği, muazzam kudreti, mükemmel hikmeti ve yalnız O’na ibadet edilmesi gerektiği anlaşılsın diye) yarattığını ve bu hayatın (imtihan olduğunu, asla kalıcı olmadığını, bilakis) tayin edilmiş bir müddeti olduğunu anlarlardı. Fakat insanların çoğu, öldükten sonra (kıyamet gününde hesap için) Rabbine döneceğini inkâr etmektedir (bu sebeple ahiret günü için hazırlık yapmamaktadır).
Z. El-Kudsi 30:8
9
Rasulümüzü ve getirdiği kitabı yalanlayan o müşrikler, yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önce nebileri yalanlayanların kötü akıbetini görmediler mi?! Hâlbuki daha önce helak edilenler, bu müşriklerden daha güçlü idiler, yeri (ekmek ve üzerinde bina yapmak için) kazıp altüst etmişlerdi, yeryüzünü bunlardan daha çok imar etmişlerdi ve onlara da rasulleri (hakkı ve bâtılı anlatan) apaçık delillerle gelmişti (ancak küfür ve şirklerinde ısrar edince Allah onları cezalandırdı). Allah, yaptıklarından dolayı cezalandırmakla asla onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar (açık deliller geldikten sonra şirk, rasulü yalanlama ve hakka karşı gelme gibi cezayı gerektiren kötü ameller yaparak) kendi nefislerine zulmettiler.
Z. El-Kudsi 30:9
10
Sonra, şirk işleyen ve Allah’ın emirlerine karşı gelen müşriklerin akıbeti çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini yalanlıyor ve onları alaya alıyorlardı.
Z. El-Kudsi 30:10
11
Allah, yaratmaya örneksiz başlamıştır. Sonra yarattığını yok eder, sonra tekrar iade eder. Sonra (dünyada yaptıklarınızdan dolayı kıyamet gününde hesap için) sadece O’na döneceksiniz.
Z. El-Kudsi 30:11
12
Ve kıyamet koptuğu gün mücrimler (şirk, zulüm ve günahlarına bir mazeret bulamayacakları için kesin olarak cehenneme gireceklerini anlayıp) Allah’ın rahmetinden ümitlerini keseceklerdir.
Z. El-Kudsi 30:12
13
İşte o gün, dünyada Allah’tan başka ibadet ettikleri ortakları onları azaptan kurtarmak için hiçbir şekilde şefaatçi olamayacaktır. Zaten o gün onlar, dünyada Allah’tan başka ibadet ettiklerini reddedeceklerdir.
Z. El-Kudsi 30:13
14
Ve kıyamet koptuğunda, işte o gün insanlar dünyada yaptıkları amellere göre birbirinden ayrılacaktır (bazıları cennette en yüksek mertebede, bazıları ise cehennemin en dibinde olacaktır).
Z. El-Kudsi 30:14
15
Gerçek manada iman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere gelince; işte onlar cennette (eksilmeyen ve bitmeyen nimetlerden dolayı) daimî sevinç ve mutluluk içinde olacaklardır.
Z. El-Kudsi 30:15
16
Ve tevhidimi inkâr edip rasullerime indirdiğim ayetlerimi, ahiret gününde dirilişi ve hesabı yalanlayanlara gelince; işte onlar, ahirette azap için getirilecek olanlardır ve orada temelli kalacaklardır.
Z. El-Kudsi 30:16
17
Akşam vakti girdiğinde (akşam ve yatsı namazları vaktinde) ve sabah vakti girdiğinde (sabah namazı vaktinde) Allah’ı tesbih edin (sadece Allah’a ibadet edin, O’nu her türlü noksan sıfattan ve ortaklardan tenzih edip yüceltin)!
Z. El-Kudsi 30:17
18
Göklerde de yerde de hamd,* sadece O’na aittir. O’nu gündüzün sonunda (ikindi namazı vaktinde) ve öğlende (öğle namazı vaktinde) de tesbih edin! [ Not: Hamd; Allahu Teâlâ’yı mükemmel sıfatlarından dolayı övüp şükretmek, layık olduğu şekilde yücelterek her şeyden çok sevmektir. ]
Z. El-Kudsi 30:18
19
O (Allah), ölüden diriyi çıkarır (kâfirden mu’mini, tohumdan bitkiyi, meniden insanı çıkardığı gibi), diriden de ölüyü çıkarır (mu’minden kâfiri, bitkiden tohumu, insandan da meniyi çıkardığı gibi) ve yeryüzünü, öldükten (kuruduktan) sonra tekrar (bitkiler bitirerek) canlandırır. İşte (kuruduktan sonra nasıl yer canlandırılarak bitkiler çıkarılıyorsa) siz de (öldükten sonra öyle) canlandırılıp (hesap için) kabirlerinizden çıkartılacaksınız.
Z. El-Kudsi 30:19
20
Ey insanlar! Biliniz ki Allah’ın (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de sizi (babanız Âdem’i) topraktan yaratmasıdır. Sonra siz, yeryüzünün her tarafına yayılan insanlar oluverdiniz.
Z. El-Kudsi 30:20
21
Ve O’nun (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de size, yanınızda olduğunda rahatlayıp sükûnet bulacağınız kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda hem sevgi hem de merhamet bağı kılmasıdır. İşte bunda, aklını kullanıp gerçek manada düşünenler için (Allah’ın birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) çok açık deliller vardır.
Z. El-Kudsi 30:21
22
Ve O’nun (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik değişik olmasıdır. Muhakkak ki zikredilen bu delillerde, ilim ve basiret sahipleri için (Allah’ın birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) çok açık deliller vardır.
Z. El-Kudsi 30:22
23
Ve O’nun (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de (yorgunluğunuzu gidermek için) geceleyin ve gündüzün uyumanız ve Rabbinizin vereceği rızkı elde etmek için çabalamanızdır. Muhakkak ki zikredilen bu delillerde, işittiğini anlayıp ibret alanlar için (Allah’ın birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) çok açık deliller vardır.
Z. El-Kudsi 30:23
24
Ve O’nun (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de size şimşeği göstermesidir ki korku (başınıza inme korkusu) ile ümit (yağmur yağacağı ümidi) arasında olasınız. Yine O’nun delillerinden biri de gökten su indirip onunla, öldükten (kuruduktan) sonra yeryüzünü (tekrar bitkiler bitirerek) canlandırmasıdır. Muhakkak ki zikredilen bu delillerde, aklını doğru kullanıp ibret alanlar için (Allah’ın birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) çok açık deliller vardır.
Z. El-Kudsi 30:24
25
Ve O’nun (varlığına, birliğine ve muazzam kudretine delalet eden) delillerinden biri de emriyle göğün ve yerin, tayin ettiği zamana kadar yok olmadan durmasıdır. Sonra görevli melek (İsrafil sûra üfürüp) sizi topraktan çağırdığında hepiniz (hesap için kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.
Z. El-Kudsi 30:25
26
Ve biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi sadece Allah’ındır, hepsi O’na boyun eğmiştir.
Z. El-Kudsi 30:26
27
Ve (bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan) Allah, mahlukatı örneksiz yaratan ve ölümlerinden sonra onları diriltendir. Öldükten sonra diriltmek, elbette ilk defa yaratmaktan kolaydır* (muhakkak ki Allah’a ikisi de kolaydır). Göklerde ve yerde en yüce misaller (en yüce ve en mükemmel vasıflar) O’na aittir. Ve O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran ve dilediğini yapmaktan engellenemeyendir), (ٱلۡـحَـكِـيـم) el-Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır). [ Not: Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey âciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir. ]
Z. El-Kudsi 30:27
28
Ey müşrikler! Allah, (hiçbir konuda, hiçbir ortağı olmadığını anlamanız için) size kendi nefislerinizden misal vermektedir. Size rızık olarak verdiğimiz mallarda kölelerinizin size eşit bir şekilde ortak olmasını ister misiniz? Öyle ki gerçek ortaklarınız mallarınızın yarısını alabilir diye çekindiğiniz gibi kölelerinizin de mallarınızın yarısını almasından çekinirsiniz. (Kölelerinizin böyle bir hak sahibi olmasını ister misiniz?! Elbette bunu kimse istemez. Her şeyin sahibinin Allah olduğunu bildiğiniz hâlde nasıl O’na ortaklar nispet edersiniz?!) İşte, ayetleri böyle değişik ve açık misaller vererek açıklıyoruz ki akıl sahipleri ibret alsınlar (çünkü bunlardan sadece onlar ibret alıp faydalanır).
Z. El-Kudsi 30:28
29
(Müşriklerin küfür ve şirke sapmalarının sebebi, tevhidin delillerini güzel ve net bir şekilde beyan eden birinin olmaması ya da bu delillerin hakkı ispat etmekte yetersiz kalması değildir.) Muhakkak ki (küfür ve şirk işleyerek nefislerine) zulmedenlerin sapmalarının sebebi, hiçbir delile dayanmadan heva ve heveslerine tâbi olmalarıdır (atalarını körü körüne taklit etmeleridir). Bilin ki (hak etmediği için) Allah’ın hidayete muvaffak kılmadığı kimseyi hiç kimse hidayete muvaffak kılamaz. Ve onların (kendilerinden Allah’ın azabını defedecek) hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
Z. El-Kudsi 30:29
30
Ey rasulüm! (Sen ve sana tâbi olanlar) Allah’ın tevhid dinine ihlasla (şirk koşmadan) sarılın! İşte bu; Allah’ın, bütün insanların fıtratını ona meyyal olarak yarattığı dindir. Allah’ın dinini (ona şirk karıştırarak) değiştirmeyin (Allah’ın dini, ne olursa olsun, asla şirki kabul etmez)! İşte (kendisinde hiçbir eğrilik bulunmayan) doğru din budur! Fakat insanların çoğu bunu bilmez (şirk koştukları hâlde Allah’ın dini üzere olduklarını zannederler).
Z. El-Kudsi 30:30