Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Ankebut 1 / 69
1
Elif, lâm, mîm.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]
Z. El-Kudsi 29:1
2
İnsanlar, “İman ettik.” demekle (gerçek manada iman edip etmediklerini belli etmek için canlar, mallar ve şüphelerle) imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler?! (Hayır! Onların zannettiği gibi değil.)
Z. El-Kudsi 29:2
3
Muhakkak ki biz, onlardan öncekileri de (nefsin sevdiği ya da nefse ağır gelen şeylerle) imtihan ettik. Elbette Allah, (imanında) doğru sözlü olanları da yalancı olanları da (sizin için) ortaya çıkaracaktır.
Z. El-Kudsi 29:3
4
Yoksa kötü amel (şirk, küfür ve günah) işleyenler bizi âciz bırakıp da kurtulacaklarını mı zannettiler?! Ne kötü hüküm veriyorlar! (Bilsinler ki küfür ve şirk üzere öldüklerinde asla bizi âciz bırakamaz ve cezamızdan kurtulamazlar.)
Z. El-Kudsi 29:4
5
Kim (dünyada yaptığı iyi amellerin mükâfaatını almak için kıyamet gününde) Allah’a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki Allah’ın (hesap için) tayin ettiği o gün mutlaka gelecektir. Ve O; (ٱلـسَّـمِـيـع) es-Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi en ince ayrıntısıyla işitendir), (ٱلۡـعَـلِـيـم) el-ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi ve yaptığınız her ameli çok iyi bilendir, ona göre size hesap soracaktır).
Z. El-Kudsi 29:5
6
Ve kim (İslam düşmanlarına karşı ve Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklarından uzak durmak için nefsine karşı) cihad ederse ancak kendi nefsinin faydasına cihad etmiş olur. Çünkü Allah, bütün mahlukattan müstağnidir (ne kulların itaati O’na bir fayda verir ne de isyanı bir zarar verir).
Z. El-Kudsi 29:6
7
(Allah’a, rasulüne ve ona indirilenlere gerçek manada) İman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere gelince; işte onların günahlarını mutlaka örteriz ve iyi amellerine daha güzeli ile karşılık veririz.
Z. El-Kudsi 29:7
8
Ve insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye ettik (farz kıldık). Eğer onlar, hakkında bilgi (delil) sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa sakın onlara (körü körüne) itaat etme! Hiç şüpheniz olmasın ki dönüşünüz banadır ve ben, yapmış olduklarınızı size haber vereceğim (ona göre hesap soracağım).
Z. El-Kudsi 29:8
9
(Allah’a, rasulüne ve ona indirilenlere gerçek manada) İman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere gelince; işte onları (kıyamet gününde) salihlerin (razı olduğumuz kulların) arasına katacağız.
Z. El-Kudsi 29:9
10
Ve insanlardan kimi de vardır ki “Allah’a iman ettik.” der fakat Allah yolunda (tevhide ve İslam şeriatine imanından dolayı) eziyet görünce kâfirlerin eziyet ve işkencelerini, Allah’ın azabı ile eşit tutar (ve kâfirlere uyar). Ey rasulüm! Üstelik Rabbinden size bir zafer gelince de (mu’minlere) şöyle der: “Muhakkak ki biz, (imanda ve düşmana karşı mücadelede) sizinle beraberdik.” Allah, yarattıklarının kalplerinde bulunan her şeyi (en ince ayrıntısıyla) bilen değil midir?!
Z. El-Kudsi 29:10
11
Ve Allah, (gerçek manada) iman edenleri de (kalplerindeki küfrü gizleyip zahiren imanlarını gösteren) münafıkları da (mu’minlerin bilmesi için) mutlaka açığa çıkaracaktır.
Z. El-Kudsi 29:11
12
Ve kâfirler (hakkı bile bile reddedenler), gerçek manada iman edenlere şöyle derler: “Siz bizim dinimize ve düşüncelerimize tâbi olun, işlediğiniz günahların vebalini biz yükleniriz (cezanızı biz çekeriz).” Fakat gerçek olan şudur ki mu’minlerin hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Muhakkak ki onlar yalan söylemektedirler.
Z. El-Kudsi 29:12
13
Ve (mu’minlerden kendi sapık din ve düşüncelerine tâbi olmalarını isteyen) o müşrikler bilsinler ki hem kendi günahlarının vebalini hem de saptırdıklarının günahlarının vebali kadar vebal yüklenecekler ve Allah hakkında uydurdukları şeylerden dolayı kıyamet gününde onlardan mutlaka hesap sorulacaktır.
Z. El-Kudsi 29:13
14
Muhakkak ki Nuh’u da kavmine rasul olarak gönderdik. O, (insanları tevhid dinine davet etmek için) kavminin içinde tam bin yıldan elli yıl eksik bir müddet kaldı (fakat onlar rasulümüzü bile bile yalanladılar). Kavmi zulüm içinde (küfür ve şirk üzere rasulümüzü bile bile yalanlar bir durumda) iken tufan onları yakaladı (böylece boğularak helak oldular).
Z. El-Kudsi 29:14
15
Nuh’u ve ona tâbi olup gemiye binen mu’minleri ise boğulmaktan kurtardık. Ve onu (gemiyi), âlemlere ibret alınacak bir delil kıldık.
Z. El-Kudsi 29:15
16
İbrahim’i de kavmine rasul olarak gönderdik. O, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! (Şirki terk edip) Yalnız Allah’a ibadet edin ve O’ndan korkun (koyduğu sınırları aşmayın, emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Eğer gerçeği bilseydiniz böyle yapmanızın sizin için (hem dünyada hem de ahirette) hayırlı olduğunu anlardınız.”
Z. El-Kudsi 29:16
17
Ey müşrikler! Muhakkak ki siz, Allah’ı bırakıp da (ne zarar ne de fayda verebilen) putlara ibadet etmektesiniz. Ve (ibadeti hak ettiklerini iddia ederek) onlar hakkında yalan uyduruyorsunuz. Bilin ki Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeyler, size asla rızık veremezler. Öyleyse rızkı yalnız Allah’tan isteyin (çünkü rızık veren O’dur), yalnız O’na ibadet edin ve (verdiği rızıklardan dolayı) O’na şükredin! Bilin ki (kıyamet gününde hesap için başkasına değil) O’na döndürüleceksiniz.
Z. El-Kudsi 29:17
18
Ey müşrikler! Eğer rasulümüzü ve getirdiklerini yalanlarsanız bilin ki (Nuh, Hud, Semûd, Lut kavimleri gibi) sizden önceki ümmetler de rasullerini yalanlamışlardı. Rasul’e düşen görev ise ancak kendisine vahyedileni apaçık bir şekilde bildirmektir (ve rasulümüz bunu en güzel şekilde yerine getirmektedir).
Z. El-Kudsi 29:18
19
(Küfür ve şirklerinde ısrar edip dirilişi yalanlayan) O müşrikler; Allah’ın, mahlukatı nasıl yoktan yarattığını görmüyorlar mı?! (Ölümlerinden) Sonra onları canlandıracağını bilsinler. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır* (hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz). [ Not: Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey âciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir. ]
Z. El-Kudsi 29:19
20
Ey rasulüm! (Dirilişi yalanlayan) Kâfirlere şöyle de: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın mahlukatı nasıl yaratmaya başladığına ibretle bakın! Biliniz ki Allah, her şeyi yok ettikten sonra ahiret gününde mahlukata tekrar hayat verip (hesap için) hepsini diriltecektir. Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir (hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz).”
Z. El-Kudsi 29:20
21
Allah dilediğine (adaletiyle) azap eder, dilediğine de (ikramıyla) merhamet eder. Ve muhakkak (öldükten sonra hesap için) sadece O’na döndürüleceksiniz.
Z. El-Kudsi 29:21
22
Ey (dirilişi inkâr eden) kâfirler! İster yerde olun ister gökte olun, Allah’ı asla âciz bırakamazsınız (O’nun azabından kurtulup kaçamazsınız) ve biliniz ki sizin Allah’tan başka hiçbir veliniz (destekleyiciniz, koruyucunuz) ve yardımcınız yoktur (küfür ve şirk üzere ölürseniz sizi O’nun azabından kimse kurtaramaz).
Z. El-Kudsi 29:22
23
Allah’ın ayetlerini ve ahiret gününde (hesap için) O’na kavuşmayı inkâr edenler; işte onlar rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır (küfür ve şirk üzere öldükleri için asla cennete giremeyeceklerdir) ve onlar için (cehennemde) çok can yakıcı bir azap vardır.
Z. El-Kudsi 29:23
24
İbrahim’in (yalnız Allah’a ibadet etmeye dair) yaptığı davete karşılık kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “İbrahim’i öldürün ya da ateşte yakın!” Fakat Allah onu ateşten kurtardı. Muhakkak ki bunda (İbrahim ateşe atıldıktan sonra ateşin ona zarar vermemesinde), Allah’a gerçek manada iman eden kavim için ibret alınacak deliller vardır.
Z. El-Kudsi 29:24
25
Ve İbrahim kavmine şöyle demişti: “Muhakkak ki siz, dünya hayatında (onlara ibadet üzere) birbirinizle tanışıp aranızda sevgi bağları kurmak için putları Allah’tan başka ilahlar edindiniz. Biliniz ki öldükten sonra kıyamet gününde (aranızdaki bütün sevgi bağları kesilecek) birbirinizden beri olacaksınız, her biriniz diğerini lanetleyecek ve kalacağınız yer ateş olacaktır, (sizden bu azabı defedecek) hiçbir yardımcınız da olmayacaktır.”
Z. El-Kudsi 29:25
26
Bunun üzerine Lut, ona (İbrahim’e) iman etti. Ve İbrahim şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Rabbimin rızası için emrettiği yere hicret edeceğim. Elbette O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (kendisinden başkasına ibadet eden ve emirlerine riayet etmeyip karşı gelenlere hak ettikleri cezayı vermeye kadir olan, dilediği gibi hüküm veren ve kendisinden asla hesap sorulmayan tek yüce zattır), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).”
Z. El-Kudsi 29:26
27
İbrahim’e de (oğul olarak) İshak ile (İshak’ın oğlu) Yakub’u bağışladık, nebiliği ve katımızdan inen kitapları onun soyundan gelenlere verdik, ona (hak üzerinde sabrettiği için) dünyada mükâfaat verdik ve muhakkak ki o, ahirette salihlerle beraber olacaktır.
Z. El-Kudsi 29:27
28
Lut’u da kavmine (rasul olarak) gönderdik. O, kavmine (hayret ederek) şöyle dedi: “Muhakkak ki siz çok çirkin bir fuhuş yapıyorsunuz (şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz). Sizden önce âlemlerden bu ameli yapan hiç kimse olmadı.”
Z. El-Kudsi 29:28
29
“Ey kavmim! (Ben size Allah’ın emrini bildirdiğim hâlde şehvetinizi gidermek için) Erkeklerle cima (livata) yapmaya, yol kesmeye ve toplantı yerlerinizde açıktan o kötü ameli (livatayı) yapmaya hâlâ devam mı ediyorsunuz?!” Lut’un bu kötü amellerden nehyetmesine karşılık kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Ey Lut! Eğer (Allah’ın rasulü olduğun ve bu amellerimizin kötü olduğu konusunda) doğru söyleyenlerden isen haydi, Allah’ın azabını getir bize!”
Z. El-Kudsi 29:29
30
Lut, (kavminin kendisini bile bile yalanlayıp alaycı bir tavırla Allah’ın azabını istediklerini görünce) Allah’a şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Bu fesatçı (küfür, şirk ve çirkin livata amelini işleyip bunları yayan) kavme karşı bana yardım et (beni muzaffer kıl)!”
Z. El-Kudsi 29:30