Ana SayfaMealler › Ziyaeddin El-Kudsi
ZE

Ziyaeddin El-Kudsi

Bu mealle oku
Ziyaeddin El-Kudsi meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
Kâf, hâ, yâ, ʿayn, sâd.* [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]
Z. El-Kudsi 19:1
2
Ey rasulüm! İşte bunlar; Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya olan rahmetini anlatan sözlerdir (onları sana, ibret alasın diye bildiriyoruz).
Z. El-Kudsi 19:2
3
Hani bir zamanlar Zekeriyya, Rabbine çok alçak bir sesle yalvararak dua etmişti.
Z. El-Kudsi 19:3
4
O, (duasında) Rabbine şöyle demişti: “Ey Rabbim! Muhakkak ki yaşlılıktan kemiklerim zayıfladı ve başımdaki beyazlık çoğaldı. Ey Rabbim! Şüphesiz ki ben sana dua ettiğimde asla mutsuz olmadım (her duama icabet ettin).”
Z. El-Kudsi 19:4
5
“Ve ey Rabbim! Ben, vefat ettikten sonra yakın akrabalarımın din konusunda işin başına geçmesinden endişe ediyorum (çünkü onlar, dünya ile meşgul kimselerdir). Şu var ki hanımım da kısırdır. Ey Rabbim! Katından, (razı olduğun şekilde) bana yardım edecek bir çocuk ver!”
Z. El-Kudsi 19:5
6
“Vereceğin çocuk, (ben vefat ettikten sonra) nebilik konusunda hem bana mirasçı olsun hem de Yakub ailesine mirasçı olsun! Ey Rabbim! Onu, (dininde, ahlakında ve ilminde) razı olunan biri kıl!”
Z. El-Kudsi 19:6
7
Allah (Zekeriyya’nın duasına icabet etti ve) şöyle dedi: “Ey Zekeriyya! Biz, seni bir oğul ile müjdeliyoruz. Onun ismi Yahya’dır. Bu ismin daha önce herhangi birine verilmesini takdir etmedik.”
Z. El-Kudsi 19:7
8
Zekeriyya (nasıl çocuk sahibi olabileceğini merak ederek) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Hanımım kısırdır ve ben de (kemikleri zayıflayıp) iyice yaşlanmış biriyim. Ne şekilde bana çocuk ihsan edeceksin?”
Z. El-Kudsi 19:8
9
Müjdeyi getiren melek, Zekeriyya’ya şöyle cevap verdi: “Evet! Senin ve hanımının durumu, dediğin gibidir. Fakat Rabbin şunu diyor: Ey Zekeriyya! (Ne olursa olsun ve sen ne durumda olursan ol) Sana rızık olarak Yahya adında bir çocuk vermek bana kolaydır* (çünkü beni aciz bırakacak hiçbir şey yoktur). Hatırla ki sen daha önce hiçbir şey değilken seni yaratmıştım.” [ Not: Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey aciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir. ]
Z. El-Kudsi 19:9
10
Bunun üzerine Zekeriyya şöyle dedi: “Ey Rabbim! Verdiğin çocuk müjdesinin gerçekleştiğine dair bana bir işaret ver!” Rabbi de ona, “Bunun işareti, hiçbir hastalığın olmadığı hâlde üç gün boyunca insanlarla konuşamamandır.” dedi.
Z. El-Kudsi 19:10
11
Zekeriyya konuşamadığını hissedince namaz kıldığı mihraptan kavminin yanına çıktı ve onlara, gündüzün başlangıcından gecenin başlangıcına kadar Rablerini tesbih etmelerini işaret etti.
Z. El-Kudsi 19:11
12
(Zekeriyya’ya Yahya adında bir çocuk verildi ve o, konuşulanları anlayacak bir yaşa gelince) Allah, Yahya’ya şöyle buyurdu: “Ey Yahya! Kitaba (Tevrât’a) var gücünle sarıl!” Ve biz Yahya’ya, daha çocukken (büluğ çağına gelmeden önce) hüküm (Tevrât’ı anlayacak bir anlayış ve hikmet) verdik.
Z. El-Kudsi 19:12
13
Ayrıca Yahya’ya katımızdan bir merhamet verdik ve onu günahlardan arındırdık. Ve o, takva sahibi idi (Rabbinin emirlerine itaat eder, yasaklarından uzak dururdu).
Z. El-Kudsi 19:13
14
Ve o, ana babasına iyilik ve güzellikle muamele ederdi. (Rabbine ve ana babasına karşı) Asla zorba ve isyankâr biri değildi.
Z. El-Kudsi 19:14
15
Ve o, doğduğu günde de vefat ettiği günde de (ahirette) diriltilip hayata döndürüldüğü günde de (Allah’tan) bir eman üzeredir (şeytan ona asla musallat olamayacaktır).
Z. El-Kudsi 19:15
16
Ey rasulüm! Kitapta (Kur’ân’da) Meryem’i de zikret! Hani o, (Rabbine ibadet etmek için) ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yerde inzivaya çekilmişti.
Z. El-Kudsi 19:16
17
Meryem inzivaya çekildiği yere, (Rabbine ibadet ederken) insanlar kendisini görmesin diye bir perde çekmişti. İşte bu hâlde iken ona Ruh’umuzu (Cibril’i) göndermiştik. O da Meryem’e mükemmel yaratılışlı bir insan suretinde görünmüştü.
Z. El-Kudsi 19:17
18
Meryem (kendisine insan suretinde bir varlığın yaklaştığını görünce korktu ve) şöyle dedi: “Ey insan! Muhakkak ki ben, senden (kötülük yapmandan) er-Raḥmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan benden uzak dur!”
Z. El-Kudsi 19:18
19
Cibril, Meryem’e şöyle dedi: “(Korkma!) Ben (beşer değil), Rabbinin bir elçisiyim. Allah beni, sana günahlardan arınmış bir erkek çocuk vermek için gönderdi.”
Z. El-Kudsi 19:19
20
Meryem (Allah’tan gelen bu haberi duyunca nasıl çocuk sahibi olabileceğini merak ederek) şöyle dedi: “Bana ne şekilde çocuk vereceksin?! Çünkü bana (eş olsun başka bir erkek olsun) hiçbir insan dokunmamıştır ve ben zinakâr biri de değilim.”
Z. El-Kudsi 19:20
21
Cibril de ona şöyle dedi: “Evet! Durumun senin anlattığın gibidir. Fakat Rabbin şöyle diyor: Sana (hiçbir erkek dokunmadığı hâlde) çocuk vermek bana kolaydır* (çünkü ben, her şeye kadirim). Ve bil ki sana vereceğim bu çocuk, insanlar için (muazzam kudretimi gösteren) apaçık bir delildir. Ve o, bizden (hem sana hem de iman edenlere) bir rahmet olacaktır. İşte, sana bu şekilde çocuk vermek, ezelde takdir edilmiş ve (Levhi’l Mahfuz’a yazılmış) mutlaka gerçekleşecek bir şeydir.” [ Not: Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey aciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir. ]
Z. El-Kudsi 19:21
22
(Meryem’e, İsa için yarattığımız ruhu üfledik.) Böylece Meryem hamile oldu ve karnındaki çocuğuyla beraber insanlardan uzak bir yere gitti.
Z. El-Kudsi 19:22
23
Meryem’in doğum sancıları başlayınca sancılar onu bir hurma ağacının gövdesine dayanmak zorunda bıraktı. Bu hâlde iken (insanların yapacağı ithamlardan çekindiği için) şöyle dedi: “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!”
Z. El-Kudsi 19:23
24
İsa (ya da melek), Meryem’in altından seslenip şöyle dedi: “Sakın üzülme! Rabbin senin içmen için alt yanında küçük bir su kaynağı çıkarttı.”
Z. El-Kudsi 19:24
25
“Ve hurma ağacının gövdesini kendine doğru salla ki üzerine taze ve olgun hurma dökülsün.”
Z. El-Kudsi 19:25
26
“Taze ve olgun hurmadan ye, senin için akıtılan sudan iç ve doğurduğun çocuktan dolayı sevin, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen (ve sana çocuğun hakkında sorarsa) ona de ki: “Ben, er-Raḥmân’a konuşma orucu adadım, bu gün hiçbir insanla konuşmayacağım.”
Z. El-Kudsi 19:26
27
Meryem, (bu sözleri duyunca huzurlu ve kalbi sükûn bulmuş bir şekilde) çocuğunu kucağında taşıyarak kavmine geldi. Kavmi (yaptığı şeyi çirkin görerek) ona şöyle dedi: “Ey Meryem! Sen, şüphesiz çok iğrenç bir şey yapmışsın (bize babasız bir çocuk getirmişsin).”
Z. El-Kudsi 19:27
28
“Ey ibadette Harun’a benzeyen kız! Senin baban (salih bir adamdı) zina etmezdi, annen de zinakâr biri değildi. (Sen iffetli bir ailenin kızıydın, ne yaptın böyle?!)”
Z. El-Kudsi 19:28
29
Bunun üzerine Meryem (sormaları için) çocuğuna işaret etti. Kavmi (şaşkın bir vaziyette) “Biz, beşikte olan bir çocukla nasıl konuşabiliriz (bizimle alay mı ediyorsun)?!” dedi.
Z. El-Kudsi 19:29
30
İsa hemen dile gelip şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Allah bana kitap (İncîl’i) verdi ve beni nebi olarak seçti.”
Z. El-Kudsi 19:30