1
A.L.M.**
[2:1] *2:1 Bu başlangıçlar, 1400 yıl boyunca ilahi bir şekilde korunan bir sır olarak kaldı. Bunların Kuran’ın olağanüstü matematiksel kodunun önemli bir bileşeni olduğunu şimdi fark ediyoruz (bkz. Ek 1, 2, 24 ve 26). A.L.M.’in anlamı 2. ayette belirtilmektedir: “Bu kutsal yazı hatasızdır.” Bu durum, bu üç başlangıç harfinin bu suredeki geçiş sıklıklarının sırasıyla 4502, 3202 ve 2195 olduğu gerçeği ile inkâr edilemez bir şekilde kanıtlanmıştır. Bu sayıların toplamı 9899 veya 19x521’dir. Böylelikle, Arapça dilinin bu en sık geçen harfleri, insanüstü bir modele göre matematiksel olarak yerleştirilmiştir. Bu aynı başlangıçlar Sure 3, 29, 30, 31 ve 32’nin başına da konulmuştur ve geçiş sıklıklarının toplamı bu surelerin her birinde 19’un katı etmektedir.
2
Bu kutsal yazı hatasızdır; doğrular için bir yol gösterici;
3
ki onlar görünmeyene iman edenlerdir, İletişim Dualarını (Namazı)*** yerine getirenlerdir ve kendilerine sağladığımız***** rızıklardan bağış yapanlardır.
[2:3] *2:3 İletişim Duaları, günde beş defa olarak hükme bağlandığına göre ruhlarımız için en önemli besin kaynağını oluşturmaktadır. Teslimiyet’teki diğer tüm pratikler ile birlikte İletişim Duaları da ilk başta İbrahim aracılığı ile vahyedilmiştir (21:73, 22:78). Bu günlük beş vakit namaz, Kuran’ın vahyedilişinden önce uygulanmasına rağmen, her bir İletişim Duasından Kuran’da özellikle bahsedilir (24:58, 11:114, 17:78 & 2:238). Ek 1 & 15, her bir namazdaki ünite sayıları (Rekâtlar), eğilme ve secde sayıları ve Teşehhütler dâhil olmak üzere İletişim Dualarının tüm detaylarını destekleyici fiziksel delil sunmaktadır.
[2:3] **2:3 Tanrı çoğul kipi kullandığında, bu, diğer varlıkların, genellikle meleklerin işin içinde olduğunu gösterir. Tanrı Musa ile konuştuğunda tekil form kullanılmıştır (20:12-14). Ek 10’a bakınız.
4
Ve onlar sana vahyedilene de iman ederler, senden önce vahyedilene de ve onlar Ahiret konusunda tamamen kesinliğe erişmişlerdir.*****
[2:4] *2:4 Önceki kutsal yazıları etkileyen ciddi bozulmalara rağmen, onlarda hala Tanrı’ya ait gerçek bulunabilir. Hem Eski Ahit hem de Yeni Ahit, hala YALNIZCA Tanrı’ya mutlak bağlılığı savunmaktadır (Yasa’nın Tekrarı 6:4-5, Markos 12:29-30). Tüm bozulmalar kolayca tespit edilebilir.
5
Bunlar Rableri tarafından rehberlik edilmişlerdir; bunlar kazananlardır.
6
İnkâr edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır, onlar iman edemezler.******
[2:6] *2:6-7 Tanrı’yı reddetme kararı verenlere bu yönde yardım edilir; böyle bir kararı sürdürdükleri sürece, Tanrı tarafından herhangi bir kanıt veya rehberlik görmekten engellenirler. Böylesi feci bir kararın sonuçları 7. ayette ayrıntılarıyla açıklanmaktadır.
7
TANRI onların zihinlerini ve işitmelerini mühürler ve onların gözleri perdelidir. Onlar şiddetli azabı üzerlerine çektiler..
8
Sonra imanlı olmadıkları halde “Biz TANRI’ya ve Son Gün’e iman ediyoruz” diyenler vardır.
9
Onlar TANRI’yı ve iman edenleri aldatmaya çalışmakla, farkında olmadan sadece kendilerini aldatırlar.
10
Zihinlerinde bir hastalık vardır. Sonuç olarak TANRI onların hastalığını artırır. Yalan söylemelerinden ötürü acı veren bir azabı üzerlerine çektiler.
11
Onlara “Kötülük işlemeyin” denildiğinde, “Ama biz doğru kimseleriz!” derler.
12
Gerçek şu ki kötülük edenler onlardır, fakat farkında değiller.
13
Onlara “İman etmiş olanlar gibi iman edin” denildiğinde, “İman etmiş olan o aptallar gibi mi iman edelim?” derler. Gerçek şu ki aptal olanlar kendileridir, fakat bilmezler.
14
İmanlılarla karşılaştıklarında “Biz iman ediyoruz” derler, fakat şeytanları ile baş başa kaldıklarında “Biz sizinle beraberiz; sadece alay ediyorduk” derler.
15
TANRI onlarla alay eder ve onlar taşkınlıkları içinde bocalar durumda iken onları doğru yolda olduklarına inandırır.
16
Hidayet pahasına dalaleti satın almış olanlar onlardır. Ticaretin böylesi asla başarılı olmaz, onlar herhangi bir rehberlik de almazlar.
17
Onların örneği, bir ateş yakan, sonra, etraflarını aydınlatmaya başlayınca da TANRI’nın onların ışığını alıp onları göremez halde karanlıklarda bıraktığı kimselere benzer.
18
Sağır, dilsiz ve kördürler; onlar dönmekte başarısız olurlar.
19
Bir başka örnek: İçinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin bulunduğu gökyüzünden gelen bir yağmur fırtınasıdır. Ölümü savmak için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. TANRI, inkârcıların tamamen farkındadır.
20
Şimşek neredeyse görme yetilerini kapıp götürür. Onları aydınlattığında ileriye doğru hareket ederler, karanlığa döndüğünde ise kıpırdamazlar. Eğer TANRI irade ederse, O,* ******işitmelerini ve görme yetilerini alabilir. TANRI Her Şeye Gücü Yetendir.
21
Ey insanlar! Sadece Rabbinize tapın—sizi ve sizden öncekileri yaratmış Olana—ki kurtarılasınız.
22
Yeryüzünü sizin için yaşanabilir kılan ve gökyüzünü bir bina yapan. Size rızık olarak her çeşit ürünü çıkarmak için gökyüzünden su indirir. Artık bildiğinize göre, TANRI’ya rakip olacak putlar oluşturmayın.
23
Eğer kulumuza******** vahyettiğimiz ile alakalı herhangi bir şüpheniz varsa, o halde buna benzer bir sure meydana getirin ve TANRI’ya karşı kendi şahitlerinizi çağırın, eğer doğru sözlü iseniz.
[2:23] *2:23-24 Kuran’ın mucizevi matematiksel kodu, burada bahsedilen Tanrı’nın kulunu, ‘’Reşad Halife’’ ismi olarak ayrıntılarıyla açıkladığı şekliyle çok sayıda kanıt sağlamaktadır. El-Mütenebbi ve Taha Hüseyin’in de dâhil olduğu bazı edebiyat devleri, edebi meydan okumaya yanıt vermişlerdir, fakat Kuran’ın matematiksel kompozisyonu hakkında hiçbir bilgileri yoktu. Bu, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi Reşad Halife aracılığıyla vahyedilen Kuran’ın matematiksel kodudur, gerçek meydan okuma budur—çünkü asla taklit edilemez. Ayrıntılı kanıtlar için Ek 1, 2, 24 & 26’ya bakınız. İmanın Işığı
24
Eğer bunu yapamazsanız—ve bunu asla yapamazsınız—o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem Ateşinden sakının; o, inkârcıları bekliyor.
25
İman edip doğru bir hayat sürenlere, akan nehirleri olan bahçelere sahip olacaklarını müjdele. Oradaki ürünlerden bir rızık sunulduğunda, “Bize daha önce sunulmuş olan da buydu” diyecekler. Böylelikle kendilerine alegorik tarifler verilmektedir. Orada tertemiz eşlere sahip olacaklar ve orada sonsuza dek kalacaklar.
26
TANRI minik sivrisinekten ve daha büyüğünden herhangi bir alegori**zikretmekten çekinmez. İman edenlere gelince, onlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkâr edenlere gelince, onlar da “TANRI böyle bir alegori ile ne demek istedi ki?” derler. O, bununla birçoğunu saptırır ve birçoğuna rehberlik eder. Ancak O bununla asla kötülerden başkasını saptırmaz,
[2:26] *2:26 Cennet ve Cehennem hakkında daha fazla tartışma için Ek 5’e bakınız.
27
ki onlar sarılacaklarına söz verdikten sonra TANRI’nın antlaşmasını ihlal ederler, TANRI’nın birleştirilmesini emrettiği şeyi kesip ayırırlar ve kötülük işlerler. Bunlar kaybedenlerdir.
28
“Sizler ölüyken size hayat veren, sonra sizi öldüren, ardından sizi hayata döndüren, sonra eninde sonunda Kendisine döneceğiniz TANRI’yı nasıl inkâr edebilirsiniz?
[2:28] *2:28 Doğrular gerçekte ölmezler; onlar direkt Cennete giderler. Bu dünyadaki geçici süreleri sona erdiğinde, ölüm melekleri onları Âdem ve Havva’nın bir zamanlar yaşadığı aynı Cennete gitmeye sadece davet ederler (2:154, 3:169, 8:24, 22:58, 16:32, 36:20-27, 44:56, 89:27-30). Böylelikle, doğrular sadece ilk günahımızdan sonraki ilk ölümü tecrübe ederlerken, doğru olmayanlar iki ölümden geçerler (40:11). Ölüm anında, inkârcılar sefil akıbetlerini bilirler (8:50, 47:27), sonra onlar Cehennem yaratılana dek süren sürekli bir kâbusa maruz kalırlar (40:46, 89:23, Ek 17).
29
O’dur sizin için yeryüzünde her şeyi yaratmış, sonra göğe yönelip orada yedi evreni* tamamlamış Olan ve O, her şeyin tamamen farkındadır.
[2:29] *2:29 Evrenimiz, milyarlarca ışık yılı uzaklığındaki milyarlarca galaksisi ile yedi evrenin en küçüğü ve en içte olanıdır (Ek 6). Lütfen 41:10-11’e bakınız.
30
Hani Rabbin meleklere demişti ki “Ben yeryüzüne bir temsilci (geçici bir tanrı) yerleştiriyorum.” Onlar, “Biz Seni övdükçe övüyorken, Seni yüceltiyorken ve Senin mutlak otoritene sarılıyorken, orada kötülük yayacak ve kan akıtacak birini mi oraya yerleştireceksin?” dediler. O dedi ki “Ben sizin bilmediğinizi bilirim.”
[2:30] *2:30-37 Bu ayetler, “Neden buradayız?” gibi kritik sorulara cevap veriyor (Ek 7’ye bakınız).
Sonraki 30 ayet →