1
A.L.R. Bu, ayetleri kusursuz hale getirilmiş, sonra da açıklığa kavuşturulmuş bir kutsal yazıdır.**** Bir En Bilge Olan’dan, En Haberdar Olan'dan gelmektedir.
2
İlan etmektedir: “TANRI’dan başkasına tapmayın. Ben O’ndan size bir uyarıcı, aynı zamanda bir müjdeleyici olarak geliyorum.
3
“Rabbinizden bağışlanma dileyin, ardından O’na tövbe edin. O zaman sizi belirlenmiş bir süre için cömertçe nimetlendirecek ve lütfunu onu hak edenlere ihsan edecektir. Eğer yüz çevirirseniz, o zaman sizin için müthiş bir günün azabından korkarım.”
4
TANRI’yadır nihai dönüşünüz ve O, Her Şeye Gücü Yetendir.
5
Doğrusu onlar en içteki düşüncelerini, güya O’nu bilmekten alıkoyacaklarmış gibi gizlerler. Aslında, elbiseleriyle kendilerini örttüklerinde dahi O onların tüm sırlarını ve açığa vurduklarını bilir. O, en içteki düşünceleri bilir.
6
Yeryüzünde hiçbir yaratık yoktur ki, rızkı TANRI tarafından garanti edilmiş olmasın. Ve O onun rotasını ve son varış noktasını bilir. Hepsi esaslı bir kayıtta kayıtlıdır.
7
“O’dur sizi test etmek, aranızdan doğruluğa çalışanları ayırt etmek amacıyla gökleri ve yeri altı günde* yaratmış Olan—ve O’nun (dünyevi) mülkü tamamen su ile kaplıydı.** Buna rağmen sen “Siz ölümden sonra diriltileceksiniz” dediğinde, inkâr edenler “Bu açıkça büyüdür” derler.
[11:7] *11:7 Altı gün, sadece bize pek çok bilgi sağlayan bir ölçüttür. Öyle ki, “Dünya” denilen küçücük zerre dört günde yaratılmışken (41:10-12) uçsuz bucaksız olan hayatsız fiziksel kâinatın iki günde yaratıldığını öğreniyoruz. Yeryüzü sakinleri için yiyecek, su ve oksijen temininin tam olarak hesaplanması ve düzenlenmesi gerekiyordu.
[11:7] **11:7 Yeryüzü başlangıçta su ile kaplıydı. Ardından kara kütlesi ortaya çıktı ve kıtalar sürüklenip ayrıldı.
8
Eğer üzerlerine çektikleri azabı ertelersek—çünkü biz onu belirli bir topluluk için ayırıyoruz— “O’nu tutan nedir?” derler. Gerçek şu ki, onlara geldiğinde hiçbir şey onu durduramaz ve alay etmeleri kendilerini kuşatmak için geri gelecektir.
9
Ne zaman insanoğlunu katımızdan rahmetle nimetlendirsek, sonra da onu kaldırsak, umutsuz, nankör hale döner.
10
Ona sıkıntı dokunduktan sonra ne zaman onu nimetlendirsek, “Tüm sıkıntılar benden gitti” der; heyecanlanır, gururlanır.
11
Kararlılıkla sebat edenlere ve doğru bir hayat sürenlere gelince, onlar bağışlanmayı ve cömert bir karşılığı hak ederler.
12
Sana vahyedilenlerin bazısını göz ardı etmeyi arzulamış olabilirsin ve ondan rahatsız olmuş olabilirsin. Ayrıca onlar şöyle söyleyebilirler, “Nasıl olur da ona hiçbir hazine inmez veya bir melek?” Sen sadece bir uyarıcısın; her şeyi TANRI kontrol eder.
13
Eğer “(Kuran’ı) o uydurdu” derlerse onlara de ki, “O halde bunun benzeri uydurulmuş on sure meydana getirin ve TANRI’dan başka kimi davet edebilirseniz davet edin, eğer doğru sözlü iseniz.”*
[11:13] *11:13 Kuran’ın matematiksel mucizesi taklit edilemez (Ek 1’e bakınız).
14
Eğer meydan okumanızı karşılayamazlarsa, o zaman bilin ki bu, TANRI’nın bilgisi ile vahyedilmektedir ve O’ndan başka tanrı yoktur. O halde teslim olacak mısınız?
15
Bu dünya hayatının ve onun maddi gösterişlerinin peşine düşenlere, bu hayattaki işlerinin karşılığını en ufak bir eksiltme olmaksızın ödeyeceğiz.
16
Ahiretteki paylarını bırakanlar onlardır ve sonuç olarak, Cehennemdir onların nasibi. Tüm işleri boşa çıkmıştır; yapmış oldukları her şey geçersiz kılınmıştır.
17
Rablerinden kendilerine, O’ndan bir şahidin bildirdiği sağlam kanıt* verilenlere gelince ve ondan önce de Musa’nın kitabı bir emsal ve bir rahmet teşkil etmişti,** onlar kesinlikle iman edeceklerdir. Çeşitli gruplar arasından inkâr edenlere gelince, Cehennem kendilerini beklemektedir. Hiçbir şüpheye kapılma; bu, Rabbinden gelen gerçektir, fakat insanların çoğu inkâr eder.
[11:17] *11:17 Kuran’ın 19-temelli matematiksel kodu ilahi yazarlığın dâhili bir kanıtıdır. “Beyyine” (kanıt) kelimesinin Kuran’da 19 defa geçmesi dikkate değerdir.
[11:17] **11:17 Sonradan anlaşıldı ki, Musa’nın kitabı da “19” ortak paydası ile matematiksel olarak oluşturulmuştu. Dipnot 46:10 ve Ek 1’e bakınız. Kuran: Taklit Edilmesi İmkânsız
18
TANRI hakkında yalanlar uyduranlardan daha fena kimlerdir? Onlar Rablerinin huzuruna çıkarılacaklardır ve şahitler, “Bunlar Rableri hakkında yalan söyleyenlerdir. TANRI’nın kınaması haddi aşanların başına geldi” diyecekler.
19
Onlar TANRI’nın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpık hale getirmeye çalışırlar ve onlar Ahireti de inkâr edenlerdir.
20
Onlar asla kaçamayacaklar, TANRI’ya karşı onlara yardım edecek hiçbir sahip ve efendi de bulamayacaklar. Onlar için azap ikiye katlanacaktır. Onlar işitmeyi ve görmeyi beceremediler.
21
Bunlar ruhlarını zayi edenlerdir ve uydurmuş oldukları putlar kendilerini sahiplenmeyecektir.
22
Hiçbir şüphe yoktur ki, Ahirette en büyük kayba uğrayanlar onlar olacaktır.
23
İman edip doğru bir hayat sürenlere ve kendilerini Rablerine adayanlara gelince, onlar Cennetin sakinleridir; orada sonsuza dek kalırlar.
24
Bu iki grubun örneği, gören ve işitenle karşılaştırıldığında kör ve sağır gibidir. Onlar eşit midir? Dikkate almaz mısınız?
25
Nuh’u halkına gönderdik, şöyle söyledi: “Ben size apaçık bir uyarıcı olarak geliyorum.
26
“TANRI’dan başkasına tapmayın. Sizin için acı veren bir günün azabından korkuyorum.”
27
Halkı arasından inkâr eden önderler dediler ki “Görüyoruz ki sen de bizim gibi bir insanoğlundan fazlası değilsin ve seni takip eden ilk insanların da aramızdaki en aşağı insanlar olduğunu görüyoruz. Görüyoruz ki bizim üzerimizde hiçbir üstünlüğe sahip değilsiniz. Doğrusu sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.”
28
O dedi ki “Ey halkım! Ya Rabbimden sağlam bir kanıtım varsa? Ya beni rahmetinden nimetlendirdiyse fakat siz onu göremiyorsanız? Sizi ona imana biz mi zorlayacağız?
29
“Ey halkım! Ben sizden herhangi bir para istemiyorum; benim ücretim sadece TANRI’dan gelir. Ben imanlıları kovacak değilim; onlar Rableri ile buluşacaklar (ve onları yalnızca O yargılayacak). Görüyorum ki sizler cahil insanlarsınız.
30
“Ey halkım! Eğer onları kovarsam TANRI’ya karşı beni kim destekleyebilir? Dikkate almaz mısınız?
Sonraki 30 ayet →