Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
İnsan 1 / 31
1
İnsân üzerine dehrden bir zamân geldi geçdi ki onda zikre şâyân bir şey değildi.
S.Tevfik (1927) 76:1
2
Biz insânı karışık nutfeden (erkek ve kadın nutfelerinin ihtilâtından) yaratdık ve onı işidir ve görir kıldık.
S.Tevfik (1927) 76:2
3
Ve ona yolı (hidâyet ve dalâlet yolını) gösterdik ki yâ Allâ'ha şükür idici veyâhud inkâr iyleyici olur. (İsterse hidâyete ve isterse dalâlete gider.)
S.Tevfik (1927) 76:3
4
Ve biz kâfirlere zincirler, boyunlarına takılacak laleler ve cehennem 'azâbı hazırladık.
S.Tevfik (1927) 76:4
5
Ve ebrâra (sâdık ve emr-i Hakk'a muti' mü'minlere) kâfur karışdırılmış şarâb kaselerinden içirilür.
S.Tevfik (1927) 76:5
6
Ve kâfûr bir punardır ki Allâh'ın kulları şarâbı onunla karışdırub içerler ve o punarın suyunı istedikleri yere akıdırlar.
S.Tevfik (1927) 76:6
7
(Ebrârdan Allâh'ın kulları bu ikrâma şunun içün nâil oldılar ki) Dünyâda iken nezîrlerine vefâ iderlerdi. Şerri ('azâbı) âşikâr ve uzun olan günden korkarlardı.
S.Tevfik (1927) 76:7
8
Ve fakîri, yetîmleri ve esirleri severek it'âm iderlerdi.
S.Tevfik (1927) 76:8
9
Ve onlara: "Sizi Allâh rızâsıyçün it'âm idiyoruz. Buna karşı sizden ne ücret ve ne teşekkür isteyoruz" dirlerdi.
S.Tevfik (1927) 76:9
10
"Yüzlerin mütemâdiyen buruşuk ve çirkin oldığı günde rabbimizin 'azâbından korkarız" dirlerdi.
S.Tevfik (1927) 76:10
11
Allâh onları o günün şerrinden vikâye idüb yüzlerine beşâşet ve kalblerine sürûr ihsân buyurdı.
S.Tevfik (1927) 76:11
12
Sabırlarının cezâsı olarak onları cennet ve ipekli libâslar ile mükâfât iyler.
S.Tevfik (1927) 76:12
13
Onlar cennetde tahtlar üzerine yaslanmış istirahat iderler. Orada ne güneş harâreti ve ne de kış burûdeti görirler.
S.Tevfik (1927) 76:13
14
Cennet ağaçlarının sık gölgelerinde meyveler onlara yaklaşdırılur. (Oturdukları ve yatdıkları yerden ellerini uzadub koparırlar.
S.Tevfik (1927) 76:14
15
15,16,17. Gümüş gibi billur sürâhiler ile etrâflarında dolaşub istedikleri mikdâr cennet zencebili ile karışık şarâb ikrâm olunur.
S.Tevfik (1927) 76:15
16
15,16,17. Gümüş gibi billur sürâhiler ile etrâflarında dolaşub istedikleri mikdâr cennet zencebili ile karışık şarâb ikrâm olunur.
S.Tevfik (1927) 76:16
17
15,16,17. Gümüş gibi billur sürâhiler ile etrâflarında dolaşub istedikleri mikdâr cennet zencebili ile karışık şarâb ikrâm olunur.
S.Tevfik (1927) 76:17
18
O cennetde selsebîl tesmiye olunur bir punar daha vardır.
S.Tevfik (1927) 76:18
19
Ve etrâflarında (onlara hidmet için) her dem civân köleler dolaşırlar ki eğer onları görsen dizisinden dağılmış inciler zan iderdin.
S.Tevfik (1927) 76:19
20
Her ne tarafa baksan orada bol ni'metler ve ve büyük mülk görirsin.
S.Tevfik (1927) 76:20
21
Ehl-i cennetin arkalarında yeşil renkli, ince kalın ipekli libâslar olub gümüşden bilezikler ile tezyîn olunmuşlardır. Ve onlara rableri tâhir ve temiz şarâb içirir.
S.Tevfik (1927) 76:21
22
Onlara: "Bütün bu ni'metler sizin içün a'mâlinizin mükâfâtıdır ve dünyâda iken olan sa'yiniz makbûl ve rızâ-yı Bârî'ye mukârin oldı." denilür.
S.Tevfik (1927) 76:22
23
(Yâ Muhammed) Biz sana Kur'ân'ı sûre sûre, âyet âyet inzâl itdik.
S.Tevfik (1927) 76:23
24
Rabinin hükmüne sabır it. Kâfirlerden seni günâhkâr idecek veyâhud küfrân-ı ni'met itdirecek olana itâ'at itme. [¹]
S.Tevfik (1927) 76:24
25
Sabâh ve akşam rabbinin ismini zikr it.
S.Tevfik (1927) 76:25
26
Ve gicenin bir kısmında O'na secde ve 'ibâdet iyle ve uzun gice O'nı tesbîh ve tenzîh it.
S.Tevfik (1927) 76:26
27
Bu müşrikler dünyâyı severler. Ağır ve güç güni (kıyâmeti) arkalarına atub bırakırlar. (Onı tasdîk itmezler)
S.Tevfik (1927) 76:27
28
Biz onları halk itdik, Mafsallarını kuvvetlendirdik. Eğer istersen onları helâk idüb, yerlerine emsâllerini getirerek tebdîl iylerdik.
S.Tevfik (1927) 76:28
29
Bu sûre mev'ızadır. İsteyen onı tefekkür ve tezekkür idüb rabbine yaklaşmağa yol ittihâz ider.
S.Tevfik (1927) 76:29
30
Siz, Allâh Te'âlâ istemedikce birşey isteyemezsiniz. (Her şey O'nun meşiyyetine merbûtdur.) Allâh herkesin ehliyetini bilir ve hikmeti muktezâsını icrâ ider.
S.Tevfik (1927) 76:30