Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Kıyame 1 / 40
1
Kıyâmet güniyle kasem iderim.
S.Tevfik (1927) 75:1
2
Ve kendine dâimâ levm iden nefs ile kasem iderim.
S.Tevfik (1927) 75:2
3
İnsân zan ider mi ki biz onun dağılmış kemiklerini cem' idemeyiz?
S.Tevfik (1927) 75:3
4
Evet: Biz onun parmaklarını bile toplayub yeniden yapmağa kâdiriz. [¹]
S.Tevfik (1927) 75:4
5
(Buna kudretimizi bilir) ve fakat insân önündeki ba's ve neşri inkâr itmek ister.
S.Tevfik (1927) 75:5
6
(Tûl-i emele düşerek) Ve: "Kıyâmet ne vakit olacak?" diye sorar. (İstihzâ ile)
S.Tevfik (1927) 75:6
7
Korkudan ve hayretden gözler parladığı
S.Tevfik (1927) 75:7
8
Ayın ziyâsı gidüb karârdığı
S.Tevfik (1927) 75:8
9
9,10. Güneş ve ay birleşdiği zamân insân: "Bundan kaçacak yer nerededir?" dir.
S.Tevfik (1927) 75:9
10
9,10. Güneş ve ay birleşdiği zamân insân: "Bundan kaçacak yer nerededir?" dir.
S.Tevfik (1927) 75:10
11
Hayır (Allâh'ın 'azâbından) kaçub saklanacak yer yokdur.
S.Tevfik (1927) 75:11
12
O günde cümlenin karârgahı rabbinin 'indindedir.
S.Tevfik (1927) 75:12
13
O günde insâna evvelce gönderdiği a'mâli ve arkasında bırakdığı hayrât ve emvâli haber virilür.
S.Tevfik (1927) 75:13
14
14,15. İnsân her ne kadar ma'zeretler dermeyân ider ise kendi nefsine basîrdir. (Kendi hâlini temamiyle bilir.)
S.Tevfik (1927) 75:14
15
14,15. İnsân her ne kadar ma'zeretler dermeyân ider ise kendi nefsine basîrdir. (Kendi hâlini temamiyle bilir.)
S.Tevfik (1927) 75:15
16
Sana Kur'ân vahy olunur iken 'acele iderek lisânını oynatma.
S.Tevfik (1927) 75:16
17
Onun kalbinde cem'i ve lisânında isbâtı bize 'âiddir.
S.Tevfik (1927) 75:17
18
Biz sana Kur'ân'ı (vâsıta-i Cibrîl ile) okudığımız zamân o Kur'ân'a teb'iyet it. (Sen de kendi kendine oku)
S.Tevfik (1927) 75:18
19
Sonra sana müşkil olanı beyân ve îzâh bizim 'uhdemizdedir.
S.Tevfik (1927) 75:19
20
Öyle yapma. ('Acele itme). Belki siz 'aceleyi, ondan dolayı dünyâyı seversiniz.
S.Tevfik (1927) 75:20
21
Ve âhireti terk ve ihmâl idersiniz.
S.Tevfik (1927) 75:21
22
22,23. O günde yüzler vardır ki mesrûr veyâ parlak olub rablerine bilâ-hicâb nazar idicilerdir.
S.Tevfik (1927) 75:22
23
22,23. O günde yüzler vardır ki mesrûr veyâ parlak olub rablerine bilâ-hicâb nazar idicilerdir.
S.Tevfik (1927) 75:23
24
24,25. Ve yüzler vardır ki çirkin ve buruşuk olub onları üzerlerindeki yükden bel kemiklerini kırılmış zan idersin.
S.Tevfik (1927) 75:24
25
24,25. Ve yüzler vardır ki çirkin ve buruşuk olub onları üzerlerindeki yükden bel kemiklerini kırılmış zan idersin.
S.Tevfik (1927) 75:25
26
26,27. Hayır (böyle olmaz) rûh boğaza geldiği ve hâzır olanlara: "Bunı 'ilâc idecek kim vardır?" dinildiği vakitde
S.Tevfik (1927) 75:26
27
26,27. Hayır (böyle olmaz) rûh boğaza geldiği ve hâzır olanlara: "Bunı 'ilâc idecek kim vardır?" dinildiği vakitde
S.Tevfik (1927) 75:27
28
Hasta bunun dünyâdan firâk ve ayrılmak zamânı oldığını bilir.
S.Tevfik (1927) 75:28
29
Ve hâlet-i nez'in şiddetinden baçakları birbirine dolaşır.
S.Tevfik (1927) 75:29
30
O günde mahall-i sevk rabbinedir.
S.Tevfik (1927) 75:30