1
Ey Mü'minler! Düşmanlarımı ve düşmanlarınızı dost ittihâz itmeyiniz. Siz onlara meveddet göstererek ahvâlinize dâir haber virirsiniz, onlar da size hak olarak gelen Kur'ân'a küfür iderler. Rabbiniz olan Allâh'a îmân itdiğiniz içün Rasûli ve sizi diyârınızdan çıkardılar. Allâh yolunda ve taleb-i rızâ kasdıyla çıkdığınızda (cihâda 'azîmetinizde) onlara, dost sanarak sır virirsiniz. Sizin gizlediğiniz ve âşikâr itdiğiniz şeyleri bilirim. Bundan sonra sizden onlarla dostluk idenler doğrı yoldan şaşmışlardır. [¹]
2
Eğer size zafer bulsalar derhâl düşman olarak size fenâlık ile ellerini ve dillerini uzadırlar. Ve sizin küfrinizi ve irtidâdınızı isterler.
3
Size (onlar arsında bulunan) akrabâ ve evlâdınızın fâidesi olmaz. Yevm-i kıyâmetde Allâh sizinle onların arasını ayırır. Allâh Te'âlâ işlediğinizden haberdârdır.
4
İbrâhîm'de ve onunla berâber olanlarda sizin içün iktidâya lâyık sünnet-i hasene vardır. Vaktâ ki onlar kavimlerine: "Biz sizden ve sizin Allâh'dan başka 'ibâdet iylediklerinizden berîyiz. Sizi inkâr itdik. Sizinle bizim aramızda ebedî buğz ve 'adâvet zâhir oldı. Bir Allâh'a îmân idinceye kadar biz size düşmanız" didiler. (Onların bu hallerine iktidâ idin) Ancak İbrâhîm'in babasına olan kelâmına (iktidâ itmeyin). İbrâhîm babasına: "Ben senin içün Allâh'dan mağfiret taleb iderim. Eğer îmâna gelmez isen Allâh'ın 'azâbından bir şey senden def' idemem" didi. Diyiniz ki: "Yâ Rabbî! Sana rücû' ideceğiz"
5
"Yâ Rabbî! Bizi kâfirlere fitne kılma ve bizi mağfiret it. Yâ Rabbî! Sen gâlib ve kâdir ve ef'âlinde hakîmsin"
6
Ey Mü'minler! Sizden, Allâh'ın rızâsını ve yevm-i âhiret ni'metini ricâ iden kimse içün onlarda (İbrâhîm ile ittibâ'ında) iktidâ idecek sünnet-i hasene vardır. Bundan i'râz iden kimse (bilsün ki) Hak Te'âlâ onların îmânlarından ganîdir. Ve bizâtihî müstehak-ı hamddir.
7
Me'mûldür ki Cenâb-ı Hak karîben ehl-i Mekke'den aranızda 'adâvet olanlarla sizin beyninizde meveddet kıla, Allâh buna kâdir ve gafûr ve rahîmdir.
8
Sizinle dîn içün mukâtele itmeyen ve sizi diyârınızdan çıkarmayanlara hayır itmekden ve ihsân iylemekden Allâh sizi nehy itmez. Allâh 'adl idenleri sever. [¹]
9
Ancak sizinle dîn içün mukâtele iden ve sizi diyârınızdan çıkaranlar ve ihrâcınıza yardım idenlerle dostluk itmenizi nehy ider. Onlarla dost olanlar zâlimlerdir.
10
Ey Mü'minler! Size muhâcir olarak mü'min kadınlar gelirse onları imtihân idin. (Ahvâllerini iyice tedkîk idin) Allâh onların yemînlerini (doğrı olub olmadığını) sizden daha iyi bilir. Onların sâdık mü'min olduklarını anlar iseniz onları küffâra i'âde itmeyin. Ne onlar küffâra ve ne de küffâr onlara helâl olmaz. Terk idüb geldikleri kocalarına, evvelce onlara virdikleri malı i'âde idin. Eğer bedel-i nikâhı virir iseniz onları nikâhda sizin içün günâh yokdur. Zevcenizi kâfir nikâhıyla tutmayın. (Mürted olub dâr-ı küffâra kaçan zevceler mutlakâ olur) O kadınlara evvelce virmiş oldığınız malı onları tezvîc idenlerden isteyin. Müşrikler de, İslâm olub kaçan zevcelerine virdikleri malı "onı tezvîc iden mü'minlerden" istesün. Size Allâh'ın hükmi budur. Aranızda Allâh hüküm ider. O bilir ve hakîmdir.
11
Eğer zevcelerinizden irtidâd ve ve firâr iden kadının mehrinden küffâr zimmetine bir şey geçmiş olsa ve onı tahsîl idememiş iseniz küffâr ile mukâteleden aldığınız ganîmetden o kadınların zevclerine nikâhı mikdârı virin. Ve îmân iylediğiniz Allâh'a ittikâ idin. [¹]
12
Ey Nebî! Allâh'a bir şeyle şirk itmemek, çalmamak, zinâda bulunmamak, evlâdlarını katl iylememek, önlerine koydukları bühtânı zevclerine iftirâ itmemek, ma'rûf olan emrinde sana 'âsî olmamak şartıyla bey'at iylemek içün mü'min kadınlar gelir ise onlara bey'at vir. Ve onlar içün istiğfâr it. Tahkîk Allâh Te'âlâ gafûr rahîmdir.
13
Ey Mü'minler! Allâh'ın gadab itdiği kavim ile dostluk itmeyin. (Yahûdîlerle). Onlar, kâfirlerin, ölenlerin ba's olunmalarından me'yûs oldukları gibi âhiretden me'yûs olmuşlardır. [¹]