Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
Nâzil olan Kur'ân (veyâhud) nüzûl iden şihâb hakkıyçün
S.Tevfik (1927) 53:1
2
Sâhibiniz (Muhammed) dalâletde ve hatâda değildir.
S.Tevfik (1927) 53:2
3
Kendi hevâsına tâbi' olarak söylemez.
S.Tevfik (1927) 53:3
4
Ancak kendine vahy olunan vahyi söyler.
S.Tevfik (1927) 53:4
5
O vahy olunan şey ona pek kuvvetli (Cibrîl) teblîğ itdi.
S.Tevfik (1927) 53:5
6
O, 'akl-ı kâmil sâhibi ve müstakîmdir.
S.Tevfik (1927) 53:6
7
O ufk-u a'lâda idi.
S.Tevfik (1927) 53:7
8
Sonra inüb göründi.
S.Tevfik (1927) 53:8
9
Onunla rasûlün arası iki yay kadar veyâ daha yakın idi.
S.Tevfik (1927) 53:9
10
O, Allâh'ın kulı Muhammed'e Allâh'ın vahyini bildirdi.
S.Tevfik (1927) 53:10
11
Muhammed göziyle gördiğini kalbiyle tekzîb itmedi.
S.Tevfik (1927) 53:11
12
Âyâ onun göziyle gördiği şey hakkında onunla mücâdele idersiniz.
S.Tevfik (1927) 53:12
13
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
S.Tevfik (1927) 53:13
14
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
S.Tevfik (1927) 53:14
15
Cennetü'l Me'vâ o Sidretü'l Müntehâ'dadır.
S.Tevfik (1927) 53:15
16
O Sidre Allâh'ın nûrı veyâ bî-had ve hesâb meleklerle kaplanmışdır.
S.Tevfik (1927) 53:16
17
Onun (Muhammed'in) gözi bir tarafa kaymadı, sağa ve sola meyl itmedi.
S.Tevfik (1927) 53:17
18
Orada rabbinin âyetlerinden en büyüğini gördi.
S.Tevfik (1927) 53:18
19
19,20. "Lât" ve "'Uzzâ" üçünci olan "Menât"dan bana haber virin. (Onlar şâyân-ı 'ibâdet midirler?)
S.Tevfik (1927) 53:19
20
19,20. "Lât" ve "'Uzzâ" üçünci olan "Menât"dan bana haber virin. (Onlar şâyân-ı 'ibâdet midirler?)
S.Tevfik (1927) 53:20
21
Ey Müşrikler! Siz kendinize erkek evlâdı isteyüb Allâh'a kız evlâd mı isnâd idersiniz?
S.Tevfik (1927) 53:21
22
Eğer öyle ise bu münâsebetsiz ve 'adâletsiz bir taksîm olur.
S.Tevfik (1927) 53:22
23
Bu ilâh zu'm itdiğiniz şeyler sizin ve babalarınızın tesmiye iylediğiniz isimlerden başka bir şey değildirler. Allâh bu husûsda hüccet inzâl itmedi. Onların bunlara 'ibâdetleri bilerek değil zanlarına ve nefislerinin hevâsına tâbi' olarakdır. Halbuki onlara rableri tarafından rehber-i hidâyet bir kitâb ve rasûl geldi.
S.Tevfik (1927) 53:23
24
Yoksa insâna her temennî iylediği şey olur mı? (İnsânın her istediği olmaz)
S.Tevfik (1927) 53:24
25
Âhiret ve Dünyâ Allâh Te'âlâ'nındır.
S.Tevfik (1927) 53:25
26
Göklerde ne kadar melekler vardır ki onların şefâ'atleri, ancak Allâh Te'âlâ izin virdikden ve buna râzı oldukdan sonra fâide virir.
S.Tevfik (1927) 53:26
27
Âhirete îmân itmeyenler meleklere "kadındır" dirler.
S.Tevfik (1927) 53:27
28
Bu husûsda kendilerinin hakîki 'ilmî yokdur. Ancak zanna tâbi' olurlar. Zan ise hakdan bir şey ifâde itmez.
S.Tevfik (1927) 53:28
29
Zikrimizden yüz çevirenlerden ve ancak hayât-ı dünyâyı isteyenlerden i'râz it.
S.Tevfik (1927) 53:29
30
Onların bildikleri şey ancak hayât-ı dünyâdır. Allâh Te'âlâ, yolundan şaşan ile hidâyet bulanı daha iyi bilir.
S.Tevfik (1927) 53:30