1
Tozı ve dumanı savuran rüzgârlar
3
Denizde kolay giden gemiler
4
Umûr-ı 'ibâdı taksîm ve tevzî' iden melekler hakkıyçün.
5
Size va'd olunan şey doğrıdır.
6
Hesâb ve cezâ elbette vâki' olacakdır.
7
Kendi medârlarında seyr iden yıldızlar sâhibi semâ hakkıyçün
8
Ey Ehl-i Mekke! Tahkîk siz dürlü dürlü sözlerdesiniz. (Sâhirdir, mecnûndur, yalancıdır, iftirâ ider, başkasından öğreniyor gibi.)
9
Kazâ ve kaderde hidâyetden meyl itdirilmiş olan kimse Kur'ân'dan ve rasûlen başka tarafa meyl ider.
10
Onlara (o yalancılara) la'net olsun ki
11
Müstağrak-ı cehâlet olarak îmân ve itâ'atden gâfillerdir.
12
(İstihzâ iderek) "Kıyâmet ne vakitdir" diye sorarlar.
13
Kıyâmet gününde onlar ateş üzerinde yakılurlar.
14
Ve kendilerine: " 'Azâbınızı tadınız. Bu, isti'câl iylediğiniz 'azâbdır" denilür.
15
Muttakîler cennetlerde ve su başlarında
16
Rablerinin ihsân buyurdığı şeyleri alarak râhat iderler. Onlar dünyâda iken a'mâl-i sâliha işlerlerdi
17
Gicelerin az bir kısmını uyurlardı.
18
Seherlerde istiğfâr iderlerdi
19
Mallarında sâillere ve fakîrlere hak vardı. (Sadaka virirlerdi.)
20
20,21. İttikân ve idrâk iden kavim içün yeryüzünde ve kendi nefislerinde kudret-i bâliğamıza delâlet iden 'alâmetler vardır. Bunı basîret göziyle görmez misiniz?
21
20,21. İttikân ve idrâk iden kavim içün yeryüzünde ve kendi nefislerinde kudret-i bâliğamıza delâlet iden 'alâmetler vardır. Bunı basîret göziyle görmez misiniz?
22
Semâda rızkınız ve va'd olundığınız sevâb vardır.
23
Göğün ve yerin rabbi hakkıyçün bunlar hak ve doğrıdır. Söylediğiniz sözi kendinizin söylediğine şübheniz olmadığı gibi bunda da şek ve şübhe yokdur.
24
Sana İbrâhîm'in sezâvâr-ı ikrâm misâfirlerinin haberi geldi mi?
25
Vaktâ ki misâfirler İbrâhîm'in yanına girdiler, Selâm virdiler. İbrâhîm selâmlarını aldıkdan sonra (kendi kendine) "Bunlar tanımadığım adamlardır" didi.
26
Sonra ehline gidüb semiz bir buzağı kebabı ile geldi.
27
Ve misâfirlerinin önüne koydı. (Misâfirlerin yimediklerini görince) "Ne içün yimiyorsunuz?" didi.
28
Onların yimekden imtinâ'larından dolayı kalben korkdı. Onlar: "Korkma" didiler ve onı, 'alîm (bilici) bir evlâd ile tebşîr itdiler.
29
Zevcesi (bu evlâd tebşîrini işitdikde) bir nidâ-yı hayret atarak ve ellerini yüzine urarak onlara teveccüh itdi ve: "Kısır bir ihtiyâr kadınım (nasıl evlâdım olur)" didi.
30
Misâfirler: "Rabbin böyle buyurdı. Tahkîk O sun'unda hakîm ve her şeyi 'alîmdir" didiler.
Sonraki 30 ayet →