Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Zariyat 1 / 60
1
Tozı ve dumanı savuran rüzgârlar
S.Tevfik (1927) 51:1
2
Yağmurı yükli bulutlar
S.Tevfik (1927) 51:2
3
Denizde kolay giden gemiler
S.Tevfik (1927) 51:3
4
Umûr-ı 'ibâdı taksîm ve tevzî' iden melekler hakkıyçün.
S.Tevfik (1927) 51:4
5
Size va'd olunan şey doğrıdır.
S.Tevfik (1927) 51:5
6
Hesâb ve cezâ elbette vâki' olacakdır.
S.Tevfik (1927) 51:6
7
Kendi medârlarında seyr iden yıldızlar sâhibi semâ hakkıyçün
S.Tevfik (1927) 51:7
8
Ey Ehl-i Mekke! Tahkîk siz dürlü dürlü sözlerdesiniz. (Sâhirdir, mecnûndur, yalancıdır, iftirâ ider, başkasından öğreniyor gibi.)
S.Tevfik (1927) 51:8
9
Kazâ ve kaderde hidâyetden meyl itdirilmiş olan kimse Kur'ân'dan ve rasûlen başka tarafa meyl ider.
S.Tevfik (1927) 51:9
10
Onlara (o yalancılara) la'net olsun ki
S.Tevfik (1927) 51:10
11
Müstağrak-ı cehâlet olarak îmân ve itâ'atden gâfillerdir.
S.Tevfik (1927) 51:11
12
(İstihzâ iderek) "Kıyâmet ne vakitdir" diye sorarlar.
S.Tevfik (1927) 51:12
13
Kıyâmet gününde onlar ateş üzerinde yakılurlar.
S.Tevfik (1927) 51:13
14
Ve kendilerine: " 'Azâbınızı tadınız. Bu, isti'câl iylediğiniz 'azâbdır" denilür.
S.Tevfik (1927) 51:14
15
Muttakîler cennetlerde ve su başlarında
S.Tevfik (1927) 51:15
16
Rablerinin ihsân buyurdığı şeyleri alarak râhat iderler. Onlar dünyâda iken a'mâl-i sâliha işlerlerdi
S.Tevfik (1927) 51:16
17
Gicelerin az bir kısmını uyurlardı.
S.Tevfik (1927) 51:17
18
Seherlerde istiğfâr iderlerdi
S.Tevfik (1927) 51:18
19
Mallarında sâillere ve fakîrlere hak vardı. (Sadaka virirlerdi.)
S.Tevfik (1927) 51:19
20
20,21. İttikân ve idrâk iden kavim içün yeryüzünde ve kendi nefislerinde kudret-i bâliğamıza delâlet iden 'alâmetler vardır. Bunı basîret göziyle görmez misiniz?
S.Tevfik (1927) 51:20
21
20,21. İttikân ve idrâk iden kavim içün yeryüzünde ve kendi nefislerinde kudret-i bâliğamıza delâlet iden 'alâmetler vardır. Bunı basîret göziyle görmez misiniz?
S.Tevfik (1927) 51:21
22
Semâda rızkınız ve va'd olundığınız sevâb vardır.
S.Tevfik (1927) 51:22
23
Göğün ve yerin rabbi hakkıyçün bunlar hak ve doğrıdır. Söylediğiniz sözi kendinizin söylediğine şübheniz olmadığı gibi bunda da şek ve şübhe yokdur.
S.Tevfik (1927) 51:23
24
Sana İbrâhîm'in sezâvâr-ı ikrâm misâfirlerinin haberi geldi mi?
S.Tevfik (1927) 51:24
25
Vaktâ ki misâfirler İbrâhîm'in yanına girdiler, Selâm virdiler. İbrâhîm selâmlarını aldıkdan sonra (kendi kendine) "Bunlar tanımadığım adamlardır" didi.
S.Tevfik (1927) 51:25
26
Sonra ehline gidüb semiz bir buzağı kebabı ile geldi.
S.Tevfik (1927) 51:26
27
Ve misâfirlerinin önüne koydı. (Misâfirlerin yimediklerini görince) "Ne içün yimiyorsunuz?" didi.
S.Tevfik (1927) 51:27
28
Onların yimekden imtinâ'larından dolayı kalben korkdı. Onlar: "Korkma" didiler ve onı, 'alîm (bilici) bir evlâd ile tebşîr itdiler.
S.Tevfik (1927) 51:28
29
Zevcesi (bu evlâd tebşîrini işitdikde) bir nidâ-yı hayret atarak ve ellerini yüzine urarak onlara teveccüh itdi ve: "Kısır bir ihtiyâr kadınım (nasıl evlâdım olur)" didi.
S.Tevfik (1927) 51:29
30
Misâfirler: "Rabbin böyle buyurdı. Tahkîk O sun'unda hakîm ve her şeyi 'alîmdir" didiler.
S.Tevfik (1927) 51:30