1
Ey Mü'minler! 'Akidlere ('ahid ve mîsâk, 'akidler, mukâvelât, ta'ahhüdât gibi) vefâ idiniz (ri'âyet idüb yerine getiriniz) Kitâbda okunanlardan mâ'adâ ve ihrâmda ve yâhud haremde bulundığınız haldeki avdan başka en'âm size helâl kılındı. [*] [³]
2
Ey Mü'minler! Allâh'ın şe'âirini (menâsik-i haccı yâhud ahkâm-ı dîni icrâ itmemek veyâ bozmak ile), şehr-i harâmı (onda kıtâl ve muhârebe ile), hedyi (Ka'be'ye ihdâ olunan kurbânı), kalâidi (hac kurbânı oldığı bilinmek içün boynuna tasma takılan hayvânları ahz ve gasb ve yâhud mahalline vusülden men' ile) helâl saymayınız. Rablerinin lütuf ve ihsânını ve rızâsını isteyerek Beytü'l Harâm'a gelüb emn ve emâna girenlerin (ziyâret veyâ ticâret maksadıyla Mekke'ye gelen müşriklerin ve kâfirlerin) katlini helâl 'add itmeyiniz. İhrâmdan veyâ Harem'den çıkdığınızda sayd idiniz. Mescid-i Harâm'dan sizi men' iden kavme olan şiddet-i buğzunuz onlara tecâvüz ve te'addî ile sizi vebâle sokmasun. Hayır ve hasenât ve takvâ üzerine birbirinize mu'âvenet idiniz. Zulüm ve günâh üzerine birbirinize mu'în olmayınız ve Allâh'dan ittikâ idiniz. Allâh'ın 'azâbı şiddetlidir.
3
Size ölmüş hayvân, akmış kan, domuz eti, Allâh'dan gayrı içün zebh olunan (putlara idilen kurbân), boğazı sıkılub boğulmuş, başına veyâ bir tarafına urılarak öldürülmüş, yüksekden düşerek ölmüş, bir hayvânın boynuzıyla urılarak telef idilmiş ve canavar tarafından kısmen yenilerek itlâf olunmuş hayvânların yenilmesi harâm kılındı. Ancak bunlardan, daha ölmeden yetişilerek kesilen harâm değildir. Nasb (câhiliyetde üzerlerinde kurbân kesmek içün Ka'be'nin etrâfına rekz idilmiş üçyüz taş) üstünde zebh olunan ve ezlâm (câhiliyetde fal içün kullanılan oklar) ile fal açmak harâm olundı. Bunlar fıskdır. Bugün, kâfirler sizin dîninizden ye'se düşdiler (dîn-i İslâmın intişârı onları me'yûs itdi). Kâfirlerden korkmayub benden korkınız. Bugün sizin içün dîninizi ikmâl itdim ve üzerinize ni'metimi itmâm iyledim ve size dîn olarak İslâm'la razı oldum (İslâm'ı size dîn olarak ihtiyâr iyledim) [¹] Günâha meyl kasdı olmayarak bunlardan (harâm olan şeylerden) yimeğe muztar olan kimseye günâh yokdur. Allâh gafûr ve rahîmdir.
4
Kendilerine ne gibi şeylerin helâl oldığını senden sorarlar. Di ki: Bütün eyi şeyler ve Allâh'ın size öğretdiği vecihle ta'lîm itdiğiniz yırtıcı hayvânların (tazı, ev köpeği, şâhin gibi) saydı helâl kılındı. O öğredilmiş hayvânların sizin içün tutdukları şeylerden ekl idiniz. Üzerlerine Allâh'ın ismini zikr iyleyiniz. (Muharremâtdan) Allâh'a ittikâ idiniz. Allâh Te'âlâ serî'ul hisâbdır. (Kullarının hesâbını pek çabuk görir ve kat'iyyen yanılmaz).
5
Bugün (şimdi) nefret ve istikrâh olunmayan şeyler size helâl kılındı. Ehl-i Kitâb'ın yemekleri size ve sizin yemekleriniz Ehl-i Kitâb'a helâldir. Müslümân kadınlardan 'iffet sâhibi olanlarla Ehl-i Kitâb'ın sâhibe-i 'iffet kadınları, nikâhlarını virdiğiniz, bununla 'iffet ve salâhı isteyüb zinâ ve fuhuşdan ictinâb kasdında bulundığınız takdîrde size helâldir. Îmândan sonra küfür idenlerin hayırlı 'amelleri hükümden sakıt ve habt oldı. Onlar âhiretde ziyân idicilerdendir.
6
Ey Mü'minler' Namâza kalkdığınız vakit yüzünizi ve dirseklere kadar (dirsekler dâhildir) ellerinizi yıkayınız ve başınızı mesh idiniz ve ayaklarınızı topuklara kadar (topuklar dâhildir) yuyınız. Eğer hasta veyâ seferde iseniz yâhud abdest bozmuş veyâ kadınlara temâs itmiş olub da (gusül ve abdest içün) su bulmasanız temiz toprakla teyemmüm idiniz ve onunla yüzinizi ve ellerinizi mesh iyleyiniz. Cenâb-ı Hak size güçlük istemez, belki sizi temizlemek ve size ni'metini itmâm itmek ister. Ona şükür idiniz.[¹]
7
Allâh Te'âlâ'nın size olan ni'metini ve "İşitdik, itâ'at iyledik" didiğiniz zamân sizinle 'akd iylediği mîsâkı [²] yâd idiniz ve Allâh'dan ittikâ idüb sakınınız. Cenâb-ı Hak kalblerde olan düşünceleri ve niyetleri bilir.
8
Ey Mü'minler! İşlerinizde Allâh içün kâim ve mutî' ve akvâlinizde 'adlle şâhid ve kâil olunuz. Bir kavme şiddetli buğzunuz sizi 'adâletsizliğe sevk ile günâhkâr itmesün. 'Adâlet idiniz ki bu, takvâya daha yakındır. Allâh'dan ittikâ iyleyin. Allâh işlediğiniz şeylerden haberdârdır.
9
Allâh Te'âlâ îmân iden ve eyi işler işleyen kimselere mağfiret ve büyük ecir ve mükâfât va'd buyurdı.
10
Ve küfr idüb âyetlerimizi tekzîb idenler cehennemliklerdir.
11
Ey Mü'minler! Bir kavmin size el uzatmağı kasd iylediği zamân onların ellerini sizden çekdirmek ile üzerinize olan Allâh'ın ni'metini düşününüz. Allâh'dan ittikâ iderek sakınınız. Mü'minler ancak Allâh'a tevekkül itsünler.[¹]
12
Allâh Te'âlâ Benî İsrâîl'den 'ahid ve mîsâk aldı. Ve onlardan oniki nakîb ba's buyurdı. Ve "Namâzı kılar, zekâtı virir, rasûllerime îmân idüb onları ta'zîm ider ve Allâh'a karz-ı hasen olarak ödünç virir, Allâh yolunda infâk ider iseniz sizinle berâberim, sizden seyyiâtınızı 'afv ve kefâret iylerim ve sizi ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl iderim. Bütün bunlardan (bu va'adlerden) sonra sizden küfr iden muhakkak doğrı yolı zâyi' itmişdir" didi.
13
'Ahid ve mîsâklarını nakz itmeleri sebebiyle onlara la'net itdik, kalblerini katı kıldık. Allâh'ın kelâmını (Tevrât'ı) mevzû'ından tahrîf itdiler. Ve onda zikr ve ihtâr olunan şeyden nasîblerini unutdılar. Sen onlardan dâimâ hıyânete muttali' olursun. (Eslâf-ı yehûd kendi kitâb ve peygamberlerine küfür ile, 'ahid ve mîsâklarını nakz ile hıyânet itdikleri gibi bu yahûdîler de dâimâ hıyânet iderler) Ancak onlardan pek azı hıyânet itmediler. Onlara 'afv ve safh ile mu'âmele it. (Yapdıklarını görmemezliğe gel, kabahatlerini 'afv it, haklarında şiddet gösterme) Allâh eyilik idenleri sever.[²]
14
"Biz Nasârâyız" diyenlerden de 'ahid ve mîsâk aldık. Onlar da (yahûdîler gibi) kendilerine zikr olunan şeylerden nasîblerini unutdılar. (Bunun cezâsı olarak) aralarına kıyâmete kadar devâm idecek buğz ve 'adâveti sokduk. Allâh karîben onlara işledikleri şeyin fenâlığını bildirir. (Âhiretde bunun cezâsını görüb anlarlar.) [¹]
15
Ey Ehl-i Kitâb! Size, kitâbdan gizlediğiniz şeylerin bir çoğını beyân iden ve bir çoğını da beyândan sarf-ı nazar iyleyen rasûlümüz geldi. Ve Allâh tarafından bir nûr ve bir kitâb-ı mübîn geldi.
16
Allâh o nûr ve o kitâb ile rızâ-yı ilâhiyesine tâbi' olanları selâmet yollarına götürir ve onları izniyle zulümâtdan nûra çıkarır ve doğrı yola hidâyet iyler.
17
"Allâh Mesîh ibni Meryem'dir" diyenler muhakkak kâfir oldılar. Onlara di ki: Eğer Allâh Mesîh ibni Meryem'i ve vâlidesini ve yeryüzünde olanların cümlesini helâki murâd itse onun irâdesini men'a kim vardır? Göklerde ve yerde ve bunların arasında olan şeylerin kâffesi Allâh'ın malı ve mülkidir. Dilediğini halk ider yaradır. Allâh her şeye kâdirdir.
18
(Yâ Muhammed) Di ki: Didiğiniz gibi ise Allâh sizi ne içün günâhlarınız sebebiyle 'azâb ider? (Didiğiniz gibi değildir) Belki siz de onun halk iylediklerinden beşersiniz. Allâh dilediğini mağfiret ider ve dilediğini de 'azâb iyler. Göklerin ve yerlerin ve aralarındaki şeylerin mülki ve tasarrufı Allâh Te'âlâ'yadır. En sonra gidilecek yer onadır.
19
Ey Ehl-i Kitâb! "Bize sevâb ile müjde idici ve 'ikâb ile korkudıcı gelmedi" dimemeniz içün zamânın rasûllerden fetreti (boşlığı) esnâsında size rasûlümüzi gönderdik. İşte size beşîr ve nezîr geldi. (Artık ma'zerete mahal kalmadı.) Allâh her şeye kâdirdir.
20
Zikr idin şu vakti ki Mûsâ kavmine "Ey Kavmim, Cenâb-ı Hakk'ın, içinizden peygamberler ve pâdişâhlar kılması ve size 'âlemlerden kimseye virilmeyen şeyleri virmesi ile üzerinize olan ni'metlerini tahattur idiniz."
21
"Ey Kavmim! Allâh'ın size nasîb iylediği Arz-ı Mukaddese'ye girin ve geri dönmeyin. Eğer döner iseniz ziyân idicilerden olursunuz" didi.
22
Onlar da (Benî İsrâîl) "Yâ Mûsâ! Orada cabbâr bir kavim vardır. Onlar oradan çıkmadıkca biz girmeyiz, oradan çıkarlar ise gireriz" didiler. [¹]
23
Allâh'dan korkanlardan ve kendilerine Allâh'ın in'âm iylediklerinden iki kişi: [²] "O kavm-i cabbâr üzerine şehrin kapusından giriniz. Girer iseniz muhakkak gâlib olursunuz. Eğer Allâh Te'âlâ'nın va'd iylediği nusrete mü'minlerden iseniz Allâh'a tevekkül idiniz" didiler.
24
Benî İsrâîl: "Yâ Mûsâ! O cabbâr kavim orada oldukca biz ebediyyen oraya girmeyiz. Sen ve rabbin gidüb onlarla cenk it. Biz burada otururuz" didiler.
25
(Bunun üzerine) Mûsâ: "Yâ Rabbî! Ben kendi nefsim ile kardaşım Hârûn'dan başka kimse üzerine söz geçirmeğe mâlik değilim. Bizim ile kâfir olan kavmin arasını ayır" didi.
26
Cenâb-ı Hak da: Arz-ı Mukaddese onlara kırk sene harâm kılınmışdır. Arzda mütehayyer ve sergerdân dolaşub kalacaklardır. Fâsık olan kavme acıyub me'yûs olma" buyurdı. [¹]
27
(Yâ Muhammed) Onlara (Ehl-i Kitâb'a) Âdem'in iki oğlunun kıssasını doğrı olarak oku (haber vir). Onlar (Âdem'in Kâbil ve Hâbil nâm iki oğlı) birer kurbân 'arz iylediklerinde biri kabûl ve diğeri redd olundı. Kurbânı kabûl olunmayan (Kâbil) kardaşına: "Ben mutlakâ seni katl ideceğim" didi. O da: "Allâh Te'âlâ muttakîlerden kurbânını kabûl buyurur."
28
"Eğer sen katl içün el uzadır isen ben seni katl içün el uzadıcı değilim. Ben, âlemlerin rabbi olan Allâh'dan korkarım"
29
"Ben, benim günâhımla berâber Allâh'a ve babana 'isyândan ve beni katlden hâsıl olacak günâhı yüklenerek ehl-i cehennemden olmanı isterim. Bu da zâlimlerin cezâsıdır" didi.
30
(Kâbil'in) nefsi onı, kardaşının katline sevk itmekle onı katl itdi. Dünyâ ve âhiretde ziyân idicilerden oldı.
Sonraki 30 ayet →