1
1,2,3. Yâ Muhammed! senin geçen ve gelecek günâhlarını mağfiret itmek ve senin üzerine ni'metini itmâm iylemek ve sana gâlib ve 'azîz bir nusret virmek içün Allâh Te'âlâ sana âşikâr bir fetih ile fütuhât virdi.
2
1,2,3. Yâ Muhammed! senin geçen ve gelecek günâhlarını mağfiret itmek ve senin üzerine ni'metini itmâm iylemek ve sana gâlib ve 'azîz bir nusret virmek içün Allâh Te'âlâ sana âşikâr bir fetih ile fütuhât virdi.
3
1,2,3. Yâ Muhammed! senin geçen ve gelecek günâhlarını mağfiret itmek ve senin üzerine ni'metini itmâm iylemek ve sana gâlib ve 'azîz bir nusret virmek içün Allâh Te'âlâ sana âşikâr bir fetih ile fütuhât virdi.
4
O Allâh Te'âlâ'dır ki îmânlarına îmân ziyâde olması içün mü'minlerin kalblerine sükûneti ve sebâtı inzâl itdi. Göklerin ve yerin bütün 'askerleri Allâh Te'âlâ'nındır. Allâh halkın mesâlihini bilir. Ve tedbîrinde hakîmdir.
5
Erkek ve kadın mü'minleri ağaçları altından nehirler akan cennetlere, orada muhalled kalmak üzere idhâl itmek ve onların seyyiâtını 'afv iylemek içün o sekîneyi ilkâ iyledi. Bu, Allâh Te'âlâ 'indinde pek yük bir fevz ve salâhdır.
6
Ve Allâh'a fenâ zan ile zanda bulunan erkek ve kadın münâfıkları ve erkek ve kadın müşrikleri ta'zîb ider. Onların sû-i zanları kendi üzerlerine döner. Allâh onlara gadab ve la'net itdi. Ve onlara cehennemi hazırladı ki ne fenâ bir gidilecek yerdir.
7
Ve göklerin ve yerin bütün 'askerleri Allâh Te'âlâ'nındır. Allâh a'dâsına gâlib ve kâdir ve sun'unda hakîmdir.
8
Biz seni ümmetinin ahvâline şâhid ve mü'minleri sevâb ve cennet ile müjdeleyici ve kâfirleri 'azâb ile korkudıcı olarak gönderdik.
9
Tâ ki Allâh rasûlüne îmân idüb onı ta'zîz ve tevkîr idesiniz ve sabâh akşam tesbîh ve tenzîh iyleyesiniz.
10
Seninle mübâya'a idenler (Hudeybiye'deki bey'at-ı rıdvânda sana bey'at idenler) Allâh ile bey'at itmişlerdir. Allâh'ın yedi onların yedi üzerindedir. Va'dinden dönen tahkîk kendi nefsine nakz-ı 'ahid itmişdir. Allâh ile 'ahid iylediği şeyi îfâ idene Allâh karîben büyük ecir ve mükâfât virecekdir.
11
A'râbdan geri kalanlar sana: "Bizi emvâlimiz ve ehil ve 'iyâlimiz işgâl itdi. Bizim içün istiğfâr it." dirler. Onlar kalblerinde olmayan şeyi lisânlarıyla söylerler. Onlara di ki: "Eğer Allâh Te'âlâ size bir zarar veyâhud da bir fâide murâd itse onı kim men' idecekdir? Belki Allâh işlediğiniz şeylerden haberdârdır [¹]
12
(Hayır sizi ne malınız ve ne 'ıyâliniz işgâl itdi) Belki rasûl ve mü'minleri ebeden hânelerine dönmezler zan itdiniz ve bu zan, kalbinizde (şeytân tarafından) tezyîn kılındı. Ve sû-i zanda bulundınız ve siz helâke müstehak kavim oldınız.
13
Allâh ve rasûlüne îmân itmeyen kimse (kâfirdir) ve biz kâfirlere cehennemi hazırladık.
14
Ve göklerin ve yerin mülki Allâh Te'âlâ'yadır. Dilediğine mağfiret ider. Ve dilediğini 'azâb iyler. Cenâb-ı Hak tevbe idenlere gafûr ve rahîmdir.
15
Ganîmet almak içün Medîne'den çıkdığınız zamân evvelce geride kalanlar: "Müsâ'ade idin, sizin arkanızdan gelelim" didiler. Bununla istediler ki Allâh'ın kendi haklarındaki kelâmını tebdîl ideler. Onlara di ki: "Siz bize tâbi' olamazsınız. Allâh evvelce böyle emr itdi. Onlar mü'minlere: "Bize hased idiyorsunuz da onun içün berâber gelmemize razı olmuyorsunuz." dirler. (Öyle değildir) Belki siz emr-i dînden pek az anlarsınız" söyle. [¹]
16
A'râbdan (Hudeybiye gazâsına gitmeyüb) geri kalanlara di ki: "Siz şiddetli cenkci bir kavim ile, onlar İslâm'a gelinceye kadar mukâtele itmek içün da'vet olunursunuz. Eğer bu emre itâ'at ider iseniz Allâh Te'âlâ size eyi mükâfât virir. Eğer evvelce geri döndiğiniz gibi döner iseniz sizi elemli 'azâb ile 'azâb ideriz.[¹]
17
Gazâ ve cihâddan geri kalmakda a'mâ, topal ve hasta içün günâh yokdur. Allâh ve rasûlüne itâ'at iden kimseyi Cenâb-ı Hak ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl ider ve emrinden i'râz idüb yüz çevireni de şiddetli 'azâb ile 'azâb iyler.
18
Allâh Te'âlâ, ağacın altında seninle bey'at itdikleri zamân mü'minlerden razı oldı. Ve onların kalblerinde ne oldığını bildi. Ve onların üzerine sükûn indirdi ve onları yakîn bir fetih ile mükâfât buyurdı.
19
Ve alacakları çok ganîmetler ile mükâfât iyledi. Allâh Te'âlâ gâlib ve kâdir ve hakîmdir.
20
Allâh Te'âlâ size çok ganîmetleri va'd iyledi ki onı alırsınız. Ve size bu ganîmeti (Hayber ganâimini) ta'cîl idüb nâsın ellerini sizden çekdirdi. Tâ ki bu mü'minlere (Allâh'ın ve rasûlünün sıdk-ı va'dine) âyet ola ve sizi doğrı yola hidâyet ide.
21
Henüz sizin onlar üzerine hâkim ve kâdir olmadığınız ve yalnız Allâh Te'âlâ'nın bildiği memleketlerin fethini ve ganîmetleri de Cenâb-ı Hak size va'd iyledi. Allâh Te'âlâ her şeye kâdirdir.
22
Kâfirler (Hudeybiye'de musâlaha itmeyüb) sizinle harb itselerdi arkalarını dönüb kaçarlardı ve sonra da kendilerine dost ve yardımcı bulmazlardı.
23
Bu, (enbiyânın nihâyet galebesi) evvel geçen akvâmda da Allâh'ın sünneti idi. Allâh'ın sünnetinde tebdîl bulamazsın.
24
Batn-ı Mekke'de onların ellerini sizden ve sizi onlar üzerine muzaffer itdikden sonra sizin ellerinizi onlardan çekdiren Allâh Te'âlâ'dır. Allâh işlediğiz şeyleri bilicidir. [¹]
25
Onlar (müşrikîn-i Mekke) küfür itdiler ve sizi Mescid-i Harâm'dan ve kurbânlarınızı mahalline vusül ile zebhden men' iylediler. Eğer onlar arasında sizin bilmediğiniz erkek ve kadın mü'minler olub bilmeyerek onları çiğnemeniz ve bundan dolayı size keder ve teessüf isâbet itmesi melhûz olsa idi (sizin ellerinizi onlardan keff itmezdi. Ve Mekke'ye girerdiniz) Allâh Te'âlâ dilediğini rahmetine idhâl ider. Eğer siz o mü'minleri onlardan temyîz ider olsa idiniz o kâfirleri elemli 'azâb ile ta'zîb iderdik.
26
Kâfirler kalblerinde hamiyet-i câhiliye ile ta'assub ve tekebbür iderek ibrâz-ı gayret iylediklerinde (sizi Mekke'ye sokmamak içün sulh iyledikleri zamân vâki' olan çirkin mu'âmeleleri üzerine) Allâh Te'âlâ rasûli ve mü'minler üzerine sükûn ve vakar-ı inzâl idüb onlara kelime-i takvâyı ilzam itdi. Çünki o kelimeye mü'minler daha ziyâde müstehak ve onun ehli idiler. Allâh Te'âlâ her şeyi bilicidir.
27
Cenâb-ı Hak, rasûlüne gösterdiği hak ru'yâyı tasdîk buyurdı. Ey mü'minler! İnşâallah emîn ve korkudan berî, başlarınızı traş itmiş, saçlarınızı ve tırnaklarınızı kısaltmış oldığınız halde Mescid-i Harâm'a gireceksiniz. Allâh Te'âlâ sizin bilmediğinizi bilir. (Size hangisi hayırlı ise onı ihsân ider) Ve bundan başka size yakîn bir fethi de mukadder kıldı.
28
Allâh Te'âlâ rasûlüni hidâyet ve bütün dinler üzerine izhâr ve rüchânını irâe itmesi içün dîn-i hak ile gönderdi. Şâhid olarak Allâh kâfîdir ki:
29
Muhammed Allâh'ın rasûlidir. Onunla berâber olanlar (mü'minler) küffâra karşı şiddetli ve kendi aralarında merhamet ve şefkatlidirler. Sen onları rükû' ve sücûd ider görirsin. Allâh'dan fazl ve kerem ve rızâ taleb iderler. Yüzlerinde secdelerinin eserlerinden 'alâmet-i îmân varır. Onların Tevrât'da meselleri böyledir. İncîl'de meselleri bir ekin gibidir ki ibtidâ ince bir filiz çıkarır. Sonra bu filiz kuvvetleşir. Sonra kalınlaşub sâkı üzerinde dimdik olur. Bundan çiftciler memnûn olurlar. Allâh'ın onları böyle temsîl buyurması küffârı gayz itdirmek içündir. Allâh onlardan îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyenlere mağfiret ve büyük bir ecir ve mükâfât va'd itdi.