Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Şura 1 / 53
1
1,2. Hükmüm, mülküm, 'ilmim, sem'im ve kudretim hakkı içün.
S.Tevfik (1927) 42:1
2
1,2. Hükmüm, mülküm, 'ilmim, sem'im ve kudretim hakkı içün.
S.Tevfik (1927) 42:2
3
Gâlib ve kâdir ve emir ve tedbîrinde hakîm olan, sana ve senden evvelki peygamberlere böyle vahy ider:
S.Tevfik (1927) 42:3
4
Göklerde ve yerde olanların cümlesi O'nundur ve O pek yüksek ve pek büyükdür.
S.Tevfik (1927) 42:4
5
Allâh'a şirk veyâ veled isnâd idilmesinden dolayı gökler az kaldı ki yarıla ve parçalana. Halbuki melâike rablerinin hamdiyle O'nı tesbîh ve tenzîh iderler ve arzda olan insânlar içün O'ndan mağfiret taleb iylerler. Âgâh olun ki Allâh Te'âlâ gafûr rahîmdir.
S.Tevfik (1927) 42:5
6
Şunlar ki Allâh Te'âlâ'dan gayrı dost ve ma'bûd ittihâz iderler, Allâh onların a'mâl ve ahvâline vâkıfdır, üzerlerine gözci ve muhâfızdır. Ve Yâ Muhammed! Sen onlar üzerine vekîl değilsin.
S.Tevfik (1927) 42:6
7
Ve her rasûle kendi lisânıyla vahy iylediğimiz gibi sana da, ehl-i Mekke'yi ve havâlîsinde olanları, vukû'unda şek ve şübhe olmayan kıyâmet günüyle inzâr idesin içün 'arabî Kur'ân'ı vahy iyledik. O günde insânlardan bir fırka cennetde ve bir fırka da (kâfirler) cehennemdedirler.
S.Tevfik (1927) 42:7
8
Eğer Allâh istemiş olsa idi bütün insânları bir tek ümmet kılardı. Ve lâkin dilediğini rahmetine idhâl ider. Ve zâlimlere dost ve yardımcı yokdur.
S.Tevfik (1927) 42:8
9
Kâfirler Allâh'dan gayrı dost mı ittihâz iylediler? Dost ancak Allâh'dır ve O mevtâyı dirildir. Allâh her şeye kâdirdir.
S.Tevfik (1927) 42:9
10
Herhangi bir şeyde ihtilâf ider iseniz onun hükmi ve faslı Allâh Te'âlâ'ya 'âiddir. Rabbim işte böyle Allâh'dır. O'na tevekkül ider ve O'na teveccüh ve rücû' iylerim.
S.Tevfik (1927) 42:10
11
Gökleri ve yeri yokdan îcâd iden O'dur. Sizin içün kendinizden zevceler ve in'âm içün de dişiler yaratdı ki bu sâyede artar ve çoğalırsınız. O'nun misli gibi bir şey yokdur ve O, işidici ve göricidir.
S.Tevfik (1927) 42:11
12
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bast idüb yayar ve dilediğine kısar ve tahkîk O, her şeyi bilicidir.
S.Tevfik (1927) 42:12
13
Allâh size dinden, Nûh'a vasiyet iylediği şeyi şer' buyurdı. (Yâ Muhammed) Sana vahy iylediğimiz ve onunla İbrâhîm ve 'Îsâ'ya vasiyet itdiğimiz şey: "Dînin ahkâmını tamamıyla yerine getiriniz ve onda tefrika düşmeyiniz"dir. (Bunı size emr ve şer' buyurdı) Sizin da'vet iylediğiniz tevhîd müşriklere ağır geldi. Allâh Te'âlâ tevhîdine dilediğini intihâb ider ve kendisine tam bir tevhîd ile müteveccih olanı o tevhîde hidâyet iyler.
S.Tevfik (1927) 42:13
14
Edyân-ı sâire erbâbının tevhîdde tefrikaları, ancak tevhîdin hak oldığına 'ilim geldikden sonra aralarındaki hasedden dolayıdır. Eğer onların 'azâblarının bir vakt-i mu'ayyene te'hîri hakkında rabbinden bir hüküm sebk itmemiş olsa idi dûçâr-ı 'azâb idilirlerdi. Onlardan sonra kitâba vâris olanlar o kitâb hakkında kuvvetli şek ve şübhededirler.
S.Tevfik (1927) 42:14
15
İmdi bu şek ve şübhelerini izâle içün onları dîne da'vet it. Ve sana emrolundığı vecihle istikâmet iyle. Onların hevâlarına tâbi' olma. Ve: "Allâh'ın inzâl iylediği kitâblara îmân itdim. Aranızda 'adâlet itmekle emr olundum. Rabbimiz rabbinizdir. Bizim 'amellerimiz bize sizin 'amelleriniz sizedir. Aramızda ikāme-i hüccet ve mücâdeleye lüzûm yokdur. Allâh aramızı cem' ider ve rücû' O'nadır" söyle.
S.Tevfik (1927) 42:15
16
Rûz-u mîsâkda Cenâb-ı Hakk'ın rubûbiyet ve rûhâniyetini tasdîk ve rasûlün da'vetini işitdikden sonra vahdâniyeti emrinde mubâhase idenlerin hüccetleri rableri 'indinde bâtıl ve hükümsüzdür ve onların üzerine gadab olunur. Ve onlara şiddetli 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 42:16
17
Allâh Te'âlâ kitâbı ve mîzânı (şerî'ati) hak olarak inzâl itdi. Ne bilirsin? Belki kıyâmet yakındır.
S.Tevfik (1927) 42:17
18
Kıyâmete îmân itmeyenler (istihzâ ile) onun vurûdını isti'câl iderler. Îmân idenler ise kıyâmetden korkub onun hak oldığını bilirler.. Âgâh olun ki kıyâmetin vukû'unda cidâl ve mubâhase idenler hakdan uzak dalâletdedirler.
S.Tevfik (1927) 42:18
19
Allâh Te'âlâ kullarına lütuf ve ihsân idicidir. İstediğini rızıklandırır. O, her şeyden kavî ve emrinde kâdir ve gâlibdir.
S.Tevfik (1927) 42:19
20
Âhiret sevâbını isteyene sevâbını artırır ve fazla ideriz. Ve dünyâ sevâbını isteyene de ondan viririz. Ona âhiretde hiç nasîb yokdur.
S.Tevfik (1927) 42:20
21
Allâh'dan başka, Allâh'ın izin vermediği şeyi onlara dîn olarak vaz' iden ma'bûdları mı vardır? Eğer 'azâblarının yevm-i kıyâmete te'hîri içün hükm-ü Bârî sebk itmemiş olsa idi aralarında hükm-ü kazâ cârî olurdı. Tahkîk zâlimlere elemli 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 42:21
22
Zâlimleri, dünyâda irtikâb iyledikleri me'âsînin cezâsından havf ider görirsin. (Ne kadar korkarlar ise korksunlar) o cezâ onlara gelecekdir. Îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyenler cennet bağçelerinde olurlar. Onlar içün, rableri 'indinde istedikleri her şey vardır. Bu, büyük bir fazl ve keremdir.
S.Tevfik (1927) 42:22
23
Allâh Te'âlâ'nın îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyen kullarına tebşîr iylediği budur. (Yâ Muahammed) Kavmine di ki: "Size teblîğ-i risâletim ve mağfiret-i mevlâyı tebşîrim içün ücret istemem. İstediğim şey ancak karâbete ri'âyet ve meveddetdir." Buna ri'âyetle bir sevâb kazanana biz, sevâblarını artırırız. Allâh Te'âlâ mağfiret idici ve şükre mukâbele iyleyicidir.
S.Tevfik (1927) 42:23
24
Müşrikler, "Muhammed Kur'ân'ı Allâh Te'âlâ'ya yalan olarak iftirâ ider mi?" dirler. Eğer Allâh istemiş olsa senin kalbin üzerine mühür ururdı. (Kur'ân'ı sana vahiy ve inzâl itmezdi) Allâh Te'âlâ bâtılı imhâ idüb kelimâtıyla hakkı ihkâk iyler. O, kalblerde gizli olan düşünceleri bilir.
S.Tevfik (1927) 42:24
25
O Allâh Te'âlâ'dır ki kullarından tevbeyi kabûl idüb seyyiâtı 'afv iyler. Onların 'amellerini tamamıyla bilir.
S.Tevfik (1927) 42:25
26
Allâh mü'min olub a'mâl-i sâliha işleyenlerin du'âlarına icâbet ider ve kemâl-i fazlından sevâblarını artırır. Ve kâfirlere şiddetli 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 42:26
27
Allâh kullarına rızkı tamamıyla bast idüb yaya idi arzda tuğyân ve fesâd çıkarırlardı. Ve lâkin istediği mikdârda indirir (virir). O, kullarının mesâlihini bilici ve göricidir.
S.Tevfik (1927) 42:27
28
O Allâh'dır ki, insânlar tamamıyla ümîdini kesdikden sonra yağmurı indirir ve rahmetini dünyâya yayar. Allâh kullarının velîsi ve bizâtihi müstehakk-ı hamddir.
S.Tevfik (1927) 42:28
29
Göklerin ve yerin yaradılması ve göklerde ve yerde dağıtdığı ve tevzî' iylediği zevi'l ervâh Allâh'ın kudretine delâlet iden âyâtdandır. Allâh istediği zamân 'âlemde dağılı bulunanları cem' itmeğe kâdirdir.
S.Tevfik (1927) 42:29
30
Size isâbet iden her musîbet ceza-yı 'amelinizdir. Allâh günâh ve kabahatlerinizin çoğunı 'afv ider. ('Afv itmese belâ ve musîbetden hiç kurtulmazdınız).
S.Tevfik (1927) 42:30