Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Sad 1 / 88
1
Semedâniyetim ve mevâ'iz ve nesâyih ile dolu olan Kur'ân hakkıyçün.
S.Tevfik (1927) 38:1
2
Kâfirler hakkı kabûlden kibir iderler ve Allâh ve rasûlüne muhâlefet ve 'adâvetdedirler.
S.Tevfik (1927) 38:2
3
Müşrikîn-i Mekke'den evvel ne kadar karnlar helâk itdik ki onlar 'azâbın geldiği zamânda feryâd ve istimdâd itdiler ve onlara "Şimdi halâs ve firâr vakti değildir" dinildi.
S.Tevfik (1927) 38:3
4
Ve küffâr-ı Kureyş, kendilerinden bir inzâr idici geldiğine ta'accüb idüb "Bu yalancı bir sihirbazdır" didiler.
S.Tevfik (1927) 38:4
5
"İlâhlarımızın (üçyüzaltmış putı) yerine bir tek ilâh mı ikāme ider? Bu son derece 'acîb ve şâyân-ı hayret bir şeydir. [¹]" didiler.
S.Tevfik (1927) 38:5
6
Onlardan bir cemâ'at: "(Müzâkere itdikleri meclisden çıkub birbirlerine) Îmân itmeyin, İlâhlarınızın 'ibâdeti üzerine sabır idin. Muhammed'in bu teklîfi kabûl idilemez ve sezâvâr-ı red bir şeydir"
S.Tevfik (1927) 38:6
7
"Biz böyle bir şeyden diğer milletlerde işitmedik. Bu ancak uydurma bir şeydir."
S.Tevfik (1927) 38:7
8
"Bizim aramızdan (eşrâf ve ruesâmız var iken) ona mı kitâb inzâl olundı?" didiler. Evet. O kâfirler vahyimizden ve inzâl iylediğimiz kitâbdan şekdedirler. Henüz bizim 'azâbımızı tadmamışlardır.
S.Tevfik (1927) 38:8
9
Yoksa kâdir ve gâlib, mübâlağa ile bağışlayıcı rabbinin hazîneleri onların yanında mıdır? (Ki istediklerine vireler)
S.Tevfik (1927) 38:9
10
Yâhud göklerin ve yerin ve ikisi arasındaki şeylerin mülki ve tasarrufı onlarda mıdır? Öyle ise bir yol bulub göğe çıksunlar.
S.Tevfik (1927) 38:10
11
Onlar bir 'askerlerdir ki rasûl ile cenke ittifâk idüb dûçâr-ı inhizâm olmuşlardır. [¹]
S.Tevfik (1927) 38:11
12
12,13. Müşrikîn-i Kureyş'den evvel Nûh ve 'Âd ve kazıklar sâhibi Fir'avn ve Semûd ve Lût kavimleriyle Eyke halkı da rasûllerini tekzîb itdiler ve onlara hücûm ve harb itmek içün aralarında toplandılar.
S.Tevfik (1927) 38:12
13
12,13. Müşrikîn-i Kureyş'den evvel Nûh ve 'Âd ve kazıklar sâhibi Fir'avn ve Semûd ve Lût kavimleriyle Eyke halkı da rasûllerini tekzîb itdiler ve onlara hücûm ve harb itmek içün aralarında toplandılar.
S.Tevfik (1927) 38:13
14
Bu kavimlerin cümlesi üzerlerine, rasûllerini tekzîb itdiklerinden 'azâb hak oldı.
S.Tevfik (1927) 38:14
15
Bu Mekke müşrikleri (helâkleri içün) ancak bir sayhaya intizâr iderler. O vakit bundan kurtuluş yokdur.
S.Tevfik (1927) 38:15
16
"Yâ Rabbî! Hesâb gününden (kıyâmetden) evvel bizim 'azâbdan nasîbimizi çabuk vir" didiler.
S.Tevfik (1927) 38:16
17
Onların didiklerine sabır it ve kudret ve saltanat sâhibi kulumuz Dâvûd'ı yâd ve zikr iyle. O, rabbine tevbe idenlerden idi.
S.Tevfik (1927) 38:17
18
Biz, ona dağları teshîr iyledik ki onunla sabâh akşam tesbîh iderlerdi.
S.Tevfik (1927) 38:18
19
Ve kuşları müsahhar iyledik ki cümlesi etrâfında toplanır ve berâber zikr iylerlerdi.
S.Tevfik (1927) 38:19
20
Ve onun mülkini kuvvetlendirdik. Ve ona 'ilim ve hikmet ve Dâvûd'a hak ve bâtıl arasını tefrîka kudret virdik.
S.Tevfik (1927) 38:20
21
Yâ Muhammed, sana Dâvûd'un hüküm virdiği mihrâba çıkan iki hasmın haberi geldi mi?
S.Tevfik (1927) 38:21
22
Onlar habersiz ve birdenbire girdiklerinde Dâvûd onlardan korkdı. Onlar: "Korkma, birbirimiz üzerine haksızlık itmiş iki hasımız. Aramızda hak ve 'adl ile hüküm it ve zulüm itme ve bizi doğrı yola sevk it" didiler.
S.Tevfik (1927) 38:22
23
Onlardan biri: "Bu arkadaşımın doksandokuz koyunı var ve benim bir tek koyunum mevcûd. Onu da bana vir, benim idâremde olsun" didi. Ve "Bana hitâbda galebe itdi" didi.
S.Tevfik (1927) 38:23
24
Dâvûd: "O, senin koyununı kendi koyunlarına 'ilâveyi istemekle sana zulüm itmişdir. Tahkîk mallarını karışdırmış şerîklerin ekserîsi birbirlerine haksızlık iderler, ancak onlardan azı ki îmân idüb sâlih 'amel işlerler (bunlar haksızlık itmezler)" didi ve Dâvûd onı imtihân iylediğimizi anladığından heman rabbine istiğfâr ile yüzi koyı yere kapanub secde ve tevbe itdi.
S.Tevfik (1927) 38:24
25
Biz ona mağfiret itdik ve onun içün 'indimizde kurbiyet ve güzel bir merci' vardır.
S.Tevfik (1927) 38:25
26
Ey Dâvûd! Biz seni arzda hükümdâr kıldık. Nâs arasında hak ile hüküm it. Ve hevâya tâbi' olma ki seni Allâh'ın yolundan şaşırdır. Allâh'ın yolundan şaşıranlara, hesâb gününi unutdukları sebebiyle şiddetli 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 38:26
27
Biz göği ve yeri ve aralarında olanları bâtıl ve 'abes olarak yaratmadık. Kâfirler böyle zan iderler. Kâfirlere cehennem ateşi ne büyük belâdır.
S.Tevfik (1927) 38:27
28
Îmân idüb 'amel-i sâlih işleyenleri arzda müfsidler gibi mi ideriz? Biz muttakîleri fâcirler gibi mi kılarız?
S.Tevfik (1927) 38:28
29
Âyetleri düşünüb mülâhaza itmeleri ve onun muhtevî oldığı mevâ'iz ve nesâyih ile kâmil 'akıl sâhiblerinin mütenebbih olmaları içün sana mübârek bir kitâb inzâl iyledik.
S.Tevfik (1927) 38:29
30
Ve Dâvûd'a Süleymân'ı ihsân itdik. O ne güzel kuldur. Çünki Cenâb-ı Hakk'a dâimâ tevbe idici ve teslîm-i umûr iyleyicidir.
S.Tevfik (1927) 38:30