1
Allâh latîf ve mecîddir.
2
Bu âyetler hikmet ile mâlî olan kitâbın âyetleridir.
3
3,4. Namâzlarını âdâb ve erkânıyla kılan ve zekâtlarını viren ve âhirete şek ve şübheden berî olarak inanan muhsinlere rehber-i hidâyet ve rahmetdir.
4
3,4. Namâzlarını âdâb ve erkânıyla kılan ve zekâtlarını viren ve âhirete şek ve şübheden berî olarak inanan muhsinlere rehber-i hidâyet ve rahmetdir.
5
İşte o muhsinler rableri tarafından hidâyet üzeredirler ve felâh bulmuşlardır.
6
Nâsdab ba'zıları vardır ki bigayri 'ilmin Allâh'ın yolundan şaşırtmak ve âyetlerimizi istihzâ itmek içün bir takım efsâneleri satarlar. İşte onlara zelîl idici 'azâb vardır.
7
Ona âyetlerimiz okundukda onı işitmiyormuş ve kulağında sağırlık varmış gibi geri döner ve yüzüni çevirir. Onı elemli 'azâb ile tebşîr it.[¹]
8
Şunlar ki îmân idüb 'amel-i sâlih işlediler. Onlara ni'metleri çok cennetler vardır.
9
Orada muhalled kalırlar. Allâh'ın va'di hakdır ve o, kâdir, gâlib ve muktezâ-yı hikmeti icrâ iyler.
10
Gökleri gördiğiniz gibi direksiz yaratdı ve temkîni içün arzda dağlar yapdı. Ve onda her dürlü hayvânı yapdı. Ve semâdan su inzâl idüb onunla arzda her dürlü menfa'atli otlar bitirdik.
11
İşte Allâh'ın halkı budur. O'ndan gayrı ma'bûd ittihâz iylediklerinizin ne halk iylediğini bana gösterin. Belki zâlimlerdir ki âşikâr dalâletdedirler.
12
Biz Lokmân'a 'ilim ve hikmet virdik ve "Allâh'a şükür idin" didik. Şükür iden kendi nefsine şükür ider. (Şükür ni'metin artmasını mûcib oldığından kendi müstefîd olur) Ve küfür iden (Allâh'a zarar virmez) zîrâ Allâh halkın şükründen gani ve envâ'i hamde lâyıkdır.
13
Lokân oğluna va'az iderek didi ki: "Ey oğlum Allâh'a şirk itme. Tahkîk şirk en büyük zulümdür."
14
Ve biz insâna baba ve anasıyla vasiyet itdik, anası onı za'f üzerine za'fa sabır iderek karnında taşıdı. Ve iki sene emzirdikden sonra südden kesdi. Ve ona: "Bana ve babanla anana şükür it. Ve geleceğiniz yer benim katımdır" didik.
15
"Eğer onlar senin bilmediğin şeyi bana şerîk itmek içün cehd iderlerse onlara itâ'at itme ve onlara dünyâda iyilik ile refâkat it ve bana inâbe idenlerin yoluna tâbi' ol, sonra merci'iniz banadır. Dünyâda işlediğiniz şeylerden sizi haberdâr iderim" buyurduk.
16
(Yine Lokmân) "Ey oğlum! Eğer sen bir kayanın içinde veyâ göklerde veyâhud arzın bir tarafında olsan ve bir hardal danesi ağırlığında bir şey yapmış bulunsan illâ Allâh Te'âlâ yevm-i hesâbda onı meydâna getirir. Allâh latîf ve habîrdir."
17
"Ey oğlum! Namâzını ikāme it ve ma'rûf (makbûl şeyler) ile emir ve münkerden (istikrâh olunan şeyler) nehy it ve sana isâbet iden belâ ve cefâya sabır iyle. Tahkîk bu sabrın en büyük işlerdendir."
18
"Tekebbür iderek nâsdan yüzüni çevirme ve yeryüzünde mağrûrâne ve iki tarafına salınarak yürüme. Allâh Te'âlâ fahr ve gurûr ile salınarak yürüyenleri sevmez"
19
"Yürüdüğün vakit ne 'acele ve ne de kibir ile ağır ağır yürüme, söylediğin vakit bağırma, çünki en müstekreh ses eşeklerin sesidir."
20
Görmez misin ki Allâh Te'âlâ göklerde ve yerde olan şeyleri size müsahhar kıldı. Ve üzerinize zâhir ve bâtın ni'metlerini boşaltdı ve nâsdan ba'zıları vardır ki bilmeksizin ve yolsuz ve kitâb-ı münîrsiz Allâh Te'âlâ'nın zât ve sıfatında mücâdele ve mubâhase iderler.
21
Eğer onlara Allâh Te'âlâ'nın indirdiği Kur'ân'a tâbi' olun denilse: "Biz babalarımızı üzerinde buldığımız şeye tâbi' oluruz" dirler. Eğer şeytân onları cehennem 'azâbına da'vet iderse ona tâbi' olurlar mı?
22
Eyi 'amellerle ve muhsin oldığı halde vechini Allâh Te'âlâ'ya teslîm iden tahkîk en muhkem ve en sağlam bir ipe yapışmışdır. Her bir emrin ve işin 'âkıbeti Allâh Te'âlâ'ya râci' olur.
23
Kim ki küfür iderse, onun küfri seni mahzûn itmesün. Onların nihâyet merci'i bizedir ve biz onlara işledikleri şeyleri haber viririz. Tahkîk Allâh Te'âlâ kalblerde olan esrârı bilir.
24
Biz onları hayât-ı dünyâdan az bir şey müstefîd ideriz ve sonra kalın ve galîz 'azâba muztar kılarız.
25
Yâ Muhammed! Eğer kâfirlere "Gökleri ve yeri kim halk itdi?" diye sorsan "Allâh halk itdi" dirler. Di ki: "Elhamdülillâh." Belki onların ekserîsi bu i'tirâflarındaki mülzemiyeti bilmezler.
26
Göklerde ve yerde olan şeylerin cümlesi Allâh Te'âlâ'nındır. Tahkîk Allâh halkın 'ibâdet ve hamdinden ganîdir ve bizâtihi hamde müstehakdır.
27
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem ve deniz ve ondan sonra yedi deniz daha mürekkeb olsa Allâh'ın kelimâtı tükenmez. Allâh Te'âlâ gâlib ve kâdir ve ef'âlinde hakîmdir.
28
Cümlenizin yaradılmanız ve öldükden sonra ba's olunmanız bir nefsin halk ve ba'sı gibidir. Allâh Te'âlâ işidir ve görir.
29
Görmez misin ki Allâh Te'âlâ giceyi gündüze ve gündüzi giceye sokdı ve güneşi ve ayı, her biri vakit veyâ mahall-i mu'ayyene kadar cereyân itmek üzere müsahhar kıldı. Allâh işlediğinizden haberdârdır.
30
Bu kudret ve 'ilim Allâh Te'âlâ'nın ma'bûdun bil-hakk oldığı ve Allâh'dan gayrı 'ibâdet itdikleri şeylerin bâtıl bulundığı içündir. Ve Allâh Te'âlâ pek 'âlî ve pek büyükdür.
Sonraki 4 ayet →