Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Hac 1 / 78
1
Ey Nâs! Rabbinizden korkub sakınınız. Tahkîk kıyâmetin zelzelesi büyük bir şeydir.
S.Tevfik (1927) 22:1
2
O gün, zelzeleyi görünce, süd viren analar emzirdiği çocuğı unudırlar. Gebeler çocuklarını düşürirler. Halkı serhoş gibi görirsin hakbuki serhoş değillerdir. Lâkin Allâh'ın 'azâbı şiddetlidir.
S.Tevfik (1927) 22:2
3
Nâsdan öyleleri vardır ki 'ilim ve vukûfı olmadan Allâh Te'âlâ hakkında mücâdele iderler ve her azgın şeytâna tâbi' olurlar.
S.Tevfik (1927) 22:3
4
Kendisine dostluk bağlayan her insânı yolundan şaşırtmak, cehennem 'azâbına götürmek şeytân üzerine yazılmışdır.
S.Tevfik (1927) 22:4
5
Ey İnsânlar! Eğer ba's husûsunda şek ve şübhede iseniz şunı düşününüz ki sizi toprakdan sonra nutfeden sonra kan pıhtısından sonra tam veyâ nâtmam hilkat olarak et parçasından yaratdık. Analarınızın rahminde dilediğimiz vakt-i mu'ayyene kadar bırakdıkdan sonra sizi çocuk olarak çıkardık. Sonra besleyüb büyütdük. Sizden genç iken ölenler ve bütün bildiklerini unudub hiç bir şey bilmiyor imiş gibi olacak kadar erzel-i 'ömre terk olunanlar vardır. Yeryüzüni kurumuş görirsin, üstüne su indirdiğimiz zamân toprak hareket ider ve kabarır ve gözleri sevindirecek nebât ve mahsûl hâsıl ider.
S.Tevfik (1927) 22:5
6
Bunlar Allâh Te'âlâ'nın hak oldığına, ölüyi diriltüb diriyi öldürdiğine, her şeye kâdir bulundığına delîldir.
S.Tevfik (1927) 22:6
7
Ve kıyâmetin şek ve şübheden 'ârî olarak geleceğine, Allâh Te'âlâ'nın mezardakileri ba's idüb çıkaracağına delâlet iderler.
S.Tevfik (1927) 22:7
8
Nâsdan ba'zıları vardır ki: 'ilimsiz, burhânsız ve rûşen-i kitâbsız olarak Allâh Te'âlâ hakkında mücâdele iderler.
S.Tevfik (1927) 22:8
9
Ve halkı Allâh'ın yolundan azdırmak içün iki tarafına sallanarak, etrâfına mağrurâne bakarak yürürler. Ona dünyâda rüsvâylık ve rezâlet vardır. Ve âhiretde ise yanmak 'azâbını tatdırırız.
S.Tevfik (1927) 22:9
10
"İşbu 'azâb, cezâ-yı 'amelindir. Tahkîk Allâh kullarına zulüm idici olmadı" dinilür.
S.Tevfik (1927) 22:10
11
Nâsdan öyleleri vardır ki Allâh Te'âlâ'ya bir taraf üzerine (لقصد) 'ibâdet ider. Eğer ona bir hayır ve menfa'at isâbet ider ise onunla mutma'în olur. (Memnûn ve hoşnûd olur). Eğer bir belâ ve fitne isâbet itse yüz çevirir ve ardına döner. O, dünyâ ve âhiretde ziyân itdi. Bu da âşikâr bir hüsrândır.
S.Tevfik (1927) 22:11
12
Allâh'dan gayrı olarak kendine zararı ve fâidesi olmayan şeylere 'ibâdet ider. Bu hal, hidâyetden uzak dalâletdir.
S.Tevfik (1927) 22:12
13
Zararı fâidesinden daha yakın olan şeye du'â iyler, o, ne fenâ mevlâ ve ne fenâ kabîledir.
S.Tevfik (1927) 22:13
14
Allâh Te'âlâ, îmân iden ve a'mâl-i sâliha işleyenleri ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl ider. Tahkîk Allâh dilediğini işler.
S.Tevfik (1927) 22:14
15
Şunlar ki rasûlüne dünyâ ve âhiretde Allâh'ın nusret itmeyeceğini zan iderler, kendilerini evinin tavanından bir ip ile assın sonra o ip kırılsun. Ve bu hîle ve tedbîri kalbindeki gayzı izâle ider mi baksun (Allâh rasûlüne nusret ideceğinden neler yapsalar hattâ intihâr bile itseler fâide virmez) [¹]
S.Tevfik (1927) 22:15
16
Ve biz, evvelki kitâblar gibi Kur'ân'ı vâzıh ve âşikâr âyetler olarak inzâl iyledik. Allâh Te'âlâ irâde iylediği kimseyi hidâyet ider.
S.Tevfik (1927) 22:16
17
Mü'minler, Yahûdîler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsîler ve müşrikler beynini yevm-i kıyâmetde Allâh Te'âlâ fasl ider. (Hak ve bâtılı ayırır) Allâh her şeyi görici ve bilicidir!
S.Tevfik (1927) 22:17
18
(Yâ Muhammed) Bilmez misin ki göklerde ve yerde melekler ve insânlar ve güneş ve ay ve yıldızlar ve dağlar ve hayvânlar ve nâsdan bir çoğı Allâh Te'âlâ'ya secde iderler ve insânlardan bir çoğunın üzerine de 'azâb hak olmuşdur. Ve Allâh'ın zelîl iylediğini 'azîz ve kerîm idecek yokdur. Tahkîk Allâh dilediğini işler.
S.Tevfik (1927) 22:18
19
Bu iki fırka (mü'minler ve kâfirler) rableri hakkında muhâsame ve mubâhase itdiler. Onlardan kâfir olanlara ateşden elbiseler kesilir ve başlarının üstünden kaynar sular dökülür. [²]
S.Tevfik (1927) 22:19
20
Onunla ciğerleri ve bağırsakları dışarı çıkar ve derileri kavrulur.
S.Tevfik (1927) 22:20
21
Onlar içün demirden topuzlar vardır.
S.Tevfik (1927) 22:21
22
Cehennemden ve onun gam ve cefâsından her def'a çıkub kurtulmak isteseler tekrâr oraya i'âde olunurlar. Onlara "Yakıcı 'azâbı tadınız" denilür.
S.Tevfik (1927) 22:22
23
Îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyenleri Allâh Te'âlâ ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl ider ve orada altun bilezikler ve incilerle süslenirler, elbiseleri ipekdendir.
S.Tevfik (1927) 22:23
24
Eyi sözlere ve Allâh Te'âlâ'nın hamd olunan yoluna sevk olunurlar.
S.Tevfik (1927) 22:24
25
Küfür idenlere ve Allâh'ın yolundan ve gerek mukîm ve gerek misâfir içün müsâvî mahall-i emn ve bereket kıldığımız Mescid-i Harâm'dan nâsı men' idenlere ve orada zulüm ile ilhâdı murâd iyleyenlere elemli 'azâbdan tatdırırız.
S.Tevfik (1927) 22:25
26
Vaktâ ki biz, İbrâhîm'e beytin mahallini ta'yîn ve irâe ile didik: "Bana hiç bir şeyi şerîk itme, tavaf idenler ve orada kıyâm, rükû' ve secde iyleyenler içün beytimi tathîr it.
S.Tevfik (1927) 22:26
27
Ve nâsı, nidâ idüb hacca da'vet it ki piyâde ve develere süvâr olarak uzak yollardan geleler.
S.Tevfik (1927) 22:27
28
Orada kendileri içün mevcûd menâfi'i müşâhede ideler. Ma'lûm olan günlerde (hac günlerinde) behîme-i en'âmdan (kurbândan) kendilerne rızık iylediğimiz şey üzerine Allâh'ın ismini zikr ideler. O kurbânlardan yiyiniz ve muhtâc fakîrlere viriniz.
S.Tevfik (1927) 22:28
29
Sonra (îfâ-yı hacdan ve kurbân kesdikden sonra) kirlerini izâle itsünler (traş olmak, tırnak kesmek ve yıkanmak gibi) ve nezirlerini îfâ iylesünler ve Beyt-i 'Atîk'i tavaf itsünler.
S.Tevfik (1927) 22:29
30
İşte menâsik-i hac budur. Allâh Te'âlâ'nı hurumâtını (ahkâmını) ta'zîm iden kimseye rabbi 'indinde o ta'zîm hayırlıdır. Ve size en'âmdan, Kur'ân'da harâm idildikleri yazılı bulunanlardan başka, cümlesi helâl kılındı. Putlara tapmak mundarlığından ve yalan söyden ictinâb idiniz.
S.Tevfik (1927) 22:30