1
Allâh kullarına kâfîdir. Onları doğrı yola görtürir. Eli bütün ellerden üstündür. Her şeyi bilir, kavlinde ve va'dinde sâdıkdır.
2
Bu âyetler rabbinin kulı Zekeriyâ'ya rahmetinin zikir ve beyânıdır.
3
Zikr it şunı ki Zekeriyâ rabbine gizli olarak du'â itdi.
4
"Yâ Rabbî! Kemiklerim incelüb za'îf oldı ve başımın kılları ağarub parladı. Bu müddet zarfında Yâ Rabbî! Senin 'ibâdetinde şakî olmadım."
5
"Benden sonra bana halef ve velî olacakların (sana 'isyân itmelerinden) korkuyorum. Zevcem ise kısırdır, bana taraf-ı ulûhiyetinden bir velî ihsân it ki,"
6
"Bana ve 'Al-i Ya'kûb'a vâris olsun. Yâ Rabbî onı kendilerinden razı olduklarından kıl" didi.
7
(Cenâb-ı Hak du'âsını kabûl ile) "Yâ Zekeriyâ! Biz seni ismi Yahyâ olan bir erkek evlâd ile tebşîr ideriz. Bundan evvel o isim ile kimseyi tesmiye itmedik" buyurdı. [¹]
8
Zekeriyâ: "Yâ Rabbî! Zevcem kısır ve ben bunak derecelerine vâsıl olmuş bir ihtiyârken benim evlâdım olur mı?" didi.
9
Melek: "Evet öyledir ve lâkin rabbin, 'Bu benim için kolaydır. Sen, bundan evvel hiç bir şey olmadığın halde seni yaratdım' buyurdı." didi.
10
Zekeriyâ: "Yâ Rabbî! Bana bunun içün bir 'alâmet kıl" didi. Melek de: "Senin 'alâmetin üç gün üç gice mütemâdiyen söz söylememekdir" didi.
11
(Bunun üzerine) Zekeriyâ namâzgahdan kavminin yanına çıkarak onlara sabah ve akşam rablerini tesbîh iylemelerini işâretle anlatdı.
12
Allâh Te'âlâ: "Ey Yahyâ! Kitâbı (Tevrât'ı) kuvvet ve 'azîm ile alub ahkâmına ri'âyet it" diye hitâb buyurdı ve ona sabî iken hikmet ve nübüvveti ihsân iyledi.
13
Ve ona merhamet ve rikkat-i kalb virdik, O takîlerden idi.
14
Ebeveynine hayırlı ve mutî' olub 'inâdcı ve 'âsî değildi.
15
Ona doğdığı gün, öldiği gün ve tekrâr dirilerek ba's olundığı gün Allâh'ın selâmeti olsun.
16
Kitâbda (Kur'ân'da) Meryem kıssasını zikr it. O, (yıkanmak içün) ehlinden ayrılub şark tarafında bir mekâna gitdi.
17
Ve arasına perde çekdi. O sırada ona rûhumuzı gönderdik. Gâyet yakışıklı ve tâmmu'l a'zâ bir insân hâlinde temessül itdi.
18
Meryem (Onı görince korkarak) "Senden Rahmân olan Allâh'a sığınırım. Eğer takîlerden isen (bana ziyân virme)" didi.
19
Melek: "Ben rabbinin rasûlüyüm. Sana, küfür ve me'âsîden tâhir bir evlâd virmek içün geldim." didi.
20
Meryem: "Bana bir insânın eli dokunmamış oldığı ve ben zâniyelerden bulunmadığım halde benim evlâdım olur mı?" didi.
21
Melek: "Evet öyledir. Lâkin rabbin, "Bu, bana kolaydır. Nâsa mu'cize ve tarafımızdan rahmet kılmak içün yapacağız. Bu, hükmi sâdır olmuş bir işdir" buyuruyor" didi.
22
(O veled-i mev'ûdı) hâmil olan Meryem ehlinden uzak bir mahalle gitdi.
23
Vaz'-ı haml sancısı onı kurı bir hurma ağacına dayanmağa mecbûr itdi ve kendi kendine: "Kâşki bundan evvel ölüb gide idim. Şimdi herkes tarafından unudulmuş olurdum" didi.
24
Altından bir nidâ gelüb: "Mahzûn olma, rabbin ayaklarının altından bir nehir akıtdı."
25
"O kurı hurma ağacının dalını salla, üstüne taze ve lezîz hurmalar düşecekdir"
26
"Onlardan ekl it. Ve nehirden iç ve gözün aydın olsun. İnsânlardan biri gördiğinde: 'Ben Allâh Te'âlâ'ya oruc nezr itdim. kimse ile bugün tekellüm itmem' söyle" didi.
27
Meryem oğlı kucağında olarak kavminin yanına geldi. (Onı görenler) "Ey Meryem! Ne kadar çirkin şeyle geldin"
28
"Ey Hârûn'un kız kardaşı! Baban fenâ adam ve vâliden de zâniye değildi." didiler.
29
Meryem kucağındaki çocuğa işâret itdi. Onlar, "Beşikde olan çocuk nasıl tekellüm ider?" didiler.
30
'Îsâ: "Ben Allâh'ın kuluyum. Bana kitâb ve nübüvvet virdi."
Sonraki 30 ayet →