Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
İbrahim 1 / 52
1
Ben Allâh'ım ki her şeyi göririm. Cümleye gâlib ve kâdir ve bütün hamdlere müstehak olan Allâh'ın doğrı yoluna, rablerinin izniyle nâsı zulumâtdan nûra çıkararak, götürmek içün sana inzâl iylediğimiz bu kitâbdır.
S.Tevfik (1927) 14:1
2
O Allâh ki göklerde ve yerde olan şeylerin kâffesi O'nundur. O'nı inkâr iden kâfirlere şiddetli 'azâbdan ne büyük renc ve helâk vardır.
S.Tevfik (1927) 14:2
3
Dünyâ hayâtını âhirete tercîh idüb sevenler Allâh'ın yolunı bağlayub nâsı men' idenler ve halkı eğri yola çevirmek isteyenler hakdan uzak dalâletdedirler.
S.Tevfik (1927) 14:3
4
Biz gönderdiğimiz rasûllari kendi kavimlerinin lisânıyla gönderdik ki onlara hakkı beyân ve izhâr iderler. Allâh istediğini dalâlete ve dilediğini hidâyete götürir. O gâlib ve kâdir, muktezâ-yı hikmeti imhâl itmez hakîmdir.
S.Tevfik (1927) 14:4
5
Biz Mûsâ'yı, kavmini zulumâtdan nûra çıkar ve onlara Allâh'ın ni'met günlerini yâd itdir diye mu'cizât ile gönderdik. Bunda çok sabır ve çok şükür idenler içün 'ibretler vardır.
S.Tevfik (1927) 14:5
6
Yâd iyle o vakti ki Mûsâ kavmine: "Allâh'ın sizi Âl-i Fir'avn'dan kurtardığı zamânki ni'metlerini tezekkür idiniz. Onlar, size en fenâ 'azâbı çekdiriyorlardı, oğullarınızı katl idüb kızlarınızı hayâtda bırakıyorlardı. Ve bunda sizin içün, rabbiniz tarafından büyük imtihân vardı."
S.Tevfik (1927) 14:6
7
"Size rabbinizin : 'Eğer şükür ider iseniz ni'metimi artırırım. Eğer küfür ve inkâr ider iseniz 'azâbım şiddetlidir' didiğini de zikr idiniz" didi.
S.Tevfik (1927) 14:7
8
Ve yine Mûsâ: "Eğer siz ve yeryüzünde bulunanların kâffesi Allâh'a küfür iderseniz (ona zarar viremezsiniz). Allâh 'ibâdet ve îmânınızdan ganî ve hamde müstehakdır didi.
S.Tevfik (1927) 14:8
9
Size, sizden evvel geçen Nûh ve 'Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan başka ancak Allâh'ın bildiği akvâmın haberleri gelmedi mi? Onlara rasûlleri âşikâr mu'cizelerle geldiler. Kavimleri ellerini ağızları üzerine koyub rasûli sükûta da'vet itdiler. Ve "Sizin rasûl olarak gönderildiğinizi biz inkâr iyleriz ve bizi da'vet itdiğiniz şeyde şek ve şübhedeyiz" didiler.
S.Tevfik (1927) 14:9
10
Rasûller onlara: "Allâh'dan şek olunur mı? Göklerin ve yerin hâlikidir. Sizi, günahlarınızı mağfiret içün da'vet ider. Sizin mücâzâtınızı bir vakt-i mu'ayyene kadar te'hîr iyler" didiler. Kavimleri de: "Siz ancak bizim gibi insânsınız, bizi babalarımızın 'ibâdet iyledikleri şeyden çevirmek mi istiyorsunuz! O halde bize âşikâr bir burhân ve delîl getiriniz" didiler.
S.Tevfik (1927) 14:10
11
Rasûller: "Evet biz sizin gibi beşeriz ve lâkin Allâh Te'âlâ kullarından dilediğine in'âm ile nübüvvet ve risâlet virir. Size dilediğiniz vecihle mu'cize getirmek, ancak Allâh'ın izniyle kâbil olur. Mü'minler Allâh'a tevekkül itsünler."
S.Tevfik (1927) 14:11
12
"Bize ne oldu ki o Allâh'a tevekkül itmeyelim? O bizi bu yola hidâyet buyurdı. Sizin bize olan ezâ ve cefânıza sabrı emr itdi. Tevekkül idenler Allâh Te'âlâ'ya tevekkül itsünler" didiler.
S.Tevfik (1927) 14:12
13
Onlardan kâfir olanlar rasûllerine: "Sizi memleketimizden çıkaracağız, yâhud milletimize dönersiniz." didiler. Bunun üzerine rableri rasûllere: "Biz zâlimleri helâk ideceğiz"
S.Tevfik (1927) 14:13
14
"Ve sizi onlardan sonra arzda iskân iyleyeceğiz. Bu lütuf, benim makâmımdan ve va'îd-i 'azâbımdan korkanlar içündir" diye vahiy buyurdı.
S.Tevfik (1927) 14:14
15
Rasûller, Cenâb-ı Hak'dan fetih ve nusret dilediklerinden her bir cabbâr 'anîd hâib oldı.
S.Tevfik (1927) 14:15
16
Bu haybetden sonra da cehenneme giderler ve orada onlara irinli sular içirilür.
S.Tevfik (1927) 14:16
17
O irinli suyı, yudamadıkları cihetle yudum yudum içerler, her tarafdan üzerlerine ölüm hücûm ider ise de ölmezler. Bundan sonra katı ve ağır 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 14:17
18
Rablerine küfür idenlerin amelleri, kuvvetli bir rüzgârın önüne gelen kül yığını gibidir. Kazandıkları a'mâl-i hayriyeden ellerine bir şey geçmez. İşte bu; rahmetden uzak dalâldir.
S.Tevfik (1927) 14:18
19
Bilmez misiniz ki Allâh gökleri ve yeri hak olarak yaratdı. Dilerse sizi mahv idüb yerinize yeni bir kavim getirir.
S.Tevfik (1927) 14:19
20
Ve bu Allâh Te'âlâ'ya güç değildir.
S.Tevfik (1927) 14:20
21
Cümlesi huzûr-u ilâhiye getyirildiklerinde za'îf ve fakîrleri dünyâda büyüklük taslayanlara: "Biz size tâbi' olmuş idik, şimdi bizi Allâh'ın 'azâbından kurtarabilir misiniz?" dirler. Onlar da: "Eğer bizi Allâh hidâyet itmiş olsa idi biz de sizi hidâyet iderdik. Şimdi gerek âh u figânımız ve gerek sabrımız müsâvîdir, bizim içün kurtuluş çâresi yokdur." cevâbını virirler.
S.Tevfik (1927) 14:21
22
Vaktâki hükm-ü ilâhî cârî olur. Şeytân onlara: "Allâh Te'âlâ size hakkı va'd itdi, ben yalan va'adlerle sizi hilâfa düşürdüm. Benim size cebre kudretim yokdı, ancak sizi da'vet itdim, icâbet itdiniz. Binâen'aleyh beni levm itmeyüb kendi nefislerinizi levm idiniz. Ne ben size ve ne de siz bana mu'âvenet idebilirsiniz. Sizin şirk itdiğinize ben evvelce küfür itmiş idim." dir. Zâlimlere elemli 'azâb vardır.
S.Tevfik (1927) 14:22
23
Îmân idüb sâlih ameller işleyenler, ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl olunurlar. Rablerinin izniyle orada ebedî olarak kalırlar. Onların cennetde birbirine tahiyyet ve ihtirâmları selâmdır.
S.Tevfik (1927) 14:23
24
Görmez misiniz ki Allâh Te'âlâ nasıl mesel darb ider. Bir kelime-i tayyibe (eyi söz, kelime-i îmân) aslı ve köki yerde sâbit ve dalları göğe çıkmış eyi bir ağaç gibidir.
S.Tevfik (1927) 14:24
25
Rabbinin izniyle dâimî olarak meyve virir. Allâh Te'âlâ nâsa düşünüb tezekkür itmeleri içün emsâl darb ider.
S.Tevfik (1927) 14:25
26
Habîs kelime (kelime-i küfür, fenâ söz) fenâ bir ağaç gibidir ki köki olmadığından yeryüzünden onı hafif bir rüzgâr koparır.
S.Tevfik (1927) 14:26
27
Allâh Te'âlâ îmân idenleri dünyâ hayâtında ve âhiretde kavl-i sâbit ile (îmân ve kelime-i şehâdetle) tesbît ider ve zâlimleri de dalâletde bırakır. Dilediğini işler.
S.Tevfik (1927) 14:27
28
Görmez misiniz ki kâfirler, Allâh'ın ni'metini küfürle tebdîl itdiler, kavimlerini de dâr-ı helâke sokdılar.
S.Tevfik (1927) 14:28
29
O dâr-ı helâk cehennemdir ki ne fenâ mahall-i karâr ve ikāmetdir.
S.Tevfik (1927) 14:29
30
Kâfirler, nâsı Allâh'ın yolundan şaşırtmak içün Allâh'a şerîk ve emsâl kıldılar. Di ki: "Hayât-ı dünyâdan istifâde ile 'ömrinizi geçiriniz, nihâyet gideceğiniz yer cehennemdir.
S.Tevfik (1927) 14:30