Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Rad 1 / 43
1
Ben bilir ve görür Allâh'ım. Bunlar (beyân iylediğimiz haberler) kitâbın âyetleridir. Ve sana rabbin tarafından gönderilen Kur'ân hakdır. Ve lâkin nâsın ekserîsi ona îmân itmezler.
S.Tevfik (1927) 13:1
2
O Allâh ki, gördiğiniz gibi gökleri direksiz olarak yükseltdi, sonra 'arşı üzerine istivâ itdi. Güneşi ve ayı, (kullarının mesâlihi içün) vakit veyâ mahall-i mu'ayyene kadar devir ve cereyân ider oldukları halde, müsahhar kıldı ve âhiret umûrını tedvîr ider. Âyâtını tafsîl ve beyân iyler. Tâ ki rabbinize mülâkî olacağınıza inanasınız.
S.Tevfik (1927) 13:2
3
Arzı yapub serdi. Onda dağlar ve su mecrâları yapdı. Her dürlü meyve ve mahsûlden çift çift yaratdı. Gice gündüzi kaplar. Bütün bunlarda düşünen kavim içün 'ibret vardır.
S.Tevfik (1927) 13:3
4
Yeryüzünde birbirine mütecâvir kıt'alar vardır. Üzüm bağları, dürlü mezrû'ât, kimi bir kökden kimi köklerden çıkmış hurma ağaçları vardır. Cümlesi bir ve 'aynı su ile sulanırlar. Ba'zısını ba'zısı üzerine lezzetde ve ta'amda tafdîl iyledik. Bütün bunlarda tefekkür iden kavim içün kudret-i ilâhiyeye delâlet iden âyetler vardır. [²]
S.Tevfik (1927) 13:4
5
(Yâ Muhammed) Ne kadar ta'acüb itsen hakdır. Müşriklerin: "Biz ölerek toprak oldukdan sonra yeniden bir halk olarak dirilir miyiz?" dimeleri şâyân-ı ta'acübdür. Bunlar rablerini inkâr idenlerdir. Boyunlarında zincirler (la'net halkaları) vardır. Orada dâimî kalacak olan cehennemliklerdir.
S.Tevfik (1927) 13:5
6
Müşrikler, Allâh'ın ihsânından evvel 'azâbının gelmesini isti'câl iderler. Onlardan evvel de böyle haller geçdi. Tahkîk rabbin, nâsın günâhlarını mağfiret idici ve küfürde ısrâr idenlere şiddetli 'ikâb sâhibidir.
S.Tevfik (1927) 13:6
7
Kâfirler: "Rabbi tarafından Muhammed'e ne içün bizim istediğimiz mu'cize gelmedi?" dirler. Sen ancak inzâr idicisin ve her kavim içün bir rehber vardır.
S.Tevfik (1927) 13:7
8
Allâh Te'âlâ her dişinin yükli oldığı şeyi bilir, rahîmlerde azalan ve artan şeyleri de bilir. Onun 'indinde her şey mikdârıyla muharrerdir.
S.Tevfik (1927) 13:8
9
Gâib ve hâzırı, gizli ve âşikârı bilicidir. Kadri büyük ve cümleden yüksek ve 'âlîdir.
S.Tevfik (1927) 13:9
10
Sizden birinizin kelâmını gizlemesi veyâ açık söylemesi, gice gizli ve gündüz âşikâr iş görmesi onun 'indinde müsâvîdir.
S.Tevfik (1927) 13:10
11
Allâh Te'âlâ'nın insânları ta'kîb idici melekleri vardır ki önlerinden ve arkalarından dolaşarak Allâh'ın emriyle onları hıfz iderler. Tahkîk Allâh Te'âlâ bir kavme olan in'âm ve ihsânını, o kavim kendi nefislerindeki ahlâk ve ahvâli tebdîl itmedikce tağyîr itmez. Allâh bir kavme fenâlık murâd itse irâdesini red idecek yokdur. Ve onlara Allâh'dan gayrı dostluk idecek bulunmaz.
S.Tevfik (1927) 13:11
12
O Allâh'dır ki size şimşeği korku ve ümîd ile gösterir. Yağmurlarla dolu bulutları yapar.
S.Tevfik (1927) 13:12
13
Ra'd (Gök gürüldisi) onun hamdiyle ve melâike de korkusuyla tesbîh iderler. Yıldırımları gönderir ve dilediğine isâbet itdirir. Halbuki kâfirler, Allâh vardır yâ yokdur gibi mücâdele ile iştigâl iderler. Allâh kudret ve 'ikâbında şedîddir.
S.Tevfik (1927) 13:13
14
Ona du'â itmek hakdır. O'ndan başkasına du'â idenlere hiç bir şeyde icâbet olunmaz. Onlar ağzına su götürmek içün kuyuya ellerini uzadan ve suya yetişemeyen gibidirler. Kâfirlerin du'âsı ancak dalâletdedir.
S.Tevfik (1927) 13:14
15
Göklerde ve yerde olanlar ve bunların gölgeleri, gündüz ve gice, istekleriyle veyâ cebren Allâh Te'âlâ'ya secde iderler.
S.Tevfik (1927) 13:15
16
"Göklerin ve yerin rabbi kimdir?" diye sor ve "Allâh'dır" diye cevâb vir. Müşriklere di ki: "Nefislerine bile fâide ve zarâra mâlik olmayanları Allâh'dan başka olarak dost mı ittihâz idersiniz? A'mâ ile gözlü, zulumât ile nûr müsâvî olur mı? Yoksa onun gibi halk idüb halk itdikleri şey Allâh'ın halkına benzediğinden içün Allâh'a şirk mi kılarlar. (Şirk itdikleri şeyler Allâh Te'âlâ gibi yaratmağa kâdir midir?)" Di ki: "Her şeyin hâliki bir ve kahhâr olan Allâh'dır.
S.Tevfik (1927) 13:16
17
Semâdan su indirdi. Vâdîler mikdârına göre akdılar. Sel yüzündeki köpüği alub götürdi. Hulî ve âvânı yapmak içün ateşde eritdiğiniz ma'denin de sel gibi üstünde köpüği vardır. Bu sûretle Allâh Te'âlâ hak ve bâtılda mesel darb ider. Selin üzerindeki köpük zâyi' olur gider. Nâsa nâfi' olan su veyâ cevher yerinde bâkî kalır. İşte Allâh Te'âlâ böyle meseller darb iyler.
S.Tevfik (1927) 13:17
18
Rablerine icâbet idenlere âhiretde en eyi mükâfât vardır. Rablerine icâbet itmeyenler, yeryüzünde olan şeylerin kâffesi onların olsa ve bir o kadar dahî bulunsa, ('azâbdan kurtulmak içün) onları fedâ iderlerdi. İşte onlara âhiretde fenâ hesâb vardır. Yerleri de cehennemdir, orası ne fenâ yatılacak mahaldir.
S.Tevfik (1927) 13:18
19
Rabbin tarafından sana inzâl olunan şeyin hak oldığını bilen, a'mâ olub hakkı görmeyen kimdir? Bunı düşünüb tezekkür idenler ancak kâmil 'aklı olanlardır.
S.Tevfik (1927) 13:19
20
Şunlar ki Allâh'ın 'ahdine vefâ idüb mîsâklarını bozmazlar.
S.Tevfik (1927) 13:20
21
Allâh Te'âlâ'nın îsâlini emr iylediği şeyi îsâl iderler (sıla-i rahme ri'âyet iderler) rablerinden ve yevm-i kıyâmetin fenâ hesâbından korkarlar.
S.Tevfik (1927) 13:21
22
Şunlar ki rızâ-yı Bârî taleb ile sabır iylerler, namâzlarını kılarlar, kendilerine rızık iylediğimiz şeylerden gizli ve âşikâr olarak infâk iderler, hasenât ile seyyiâtı giderirler. İşte onlara dâr-ı âhiret vardır.
S.Tevfik (1927) 13:22
23
O dâr-ı âhiret cennetdir. Oraya kendileri, babalarından, zevcelerinden, zürriyetlerinden sâlih olanlar girerler. Ve yanlarına her kapudan giren melekler:
S.Tevfik (1927) 13:23
24
"Sabrınız sebebiyle size Allâh'ın selâmı olsun" dirler. Dâr-ı âhiret ne güzel bir yerdir.
S.Tevfik (1927) 13:24
25
Ve şunlar ki mîsâkdan sonra Allâh'ın 'ahdini bozdılar. Allâh'ın îsâlini emr itdiği şeyi kesdiler, arzda fesâd iderler. İşte onlara la'net ve en fenâ bir yer vardır.
S.Tevfik (1927) 13:25
26
Allâh dilediğine rızkı çok virir ve dilediğine de kısar. Müşrikler dünyâ hayâtıyla ferahlanır. Halbuki hayât-ı dünyâ âhirete nisbeten cüz'î bir geçinmedir.
S.Tevfik (1927) 13:26
27
Kâfirler, Muhammed'e "Ne içün bizim istediğimiz bir âyet gelmedi" dirler. Di ki: "Allâh Te'âlâ dilediğini dalâlete sevk ider. Ve tevbe idenleri de kendine hidâyet buyurur.
S.Tevfik (1927) 13:27
28
Allâh'a îmân idenlerin zikrullah ile kalbleri mutma'în olur. Âgâh olun ki Allâh'ın zikriyle kalbler mutma'în olurlar.
S.Tevfik (1927) 13:28
29
Îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyenlere ne mutlu! Onlara âhiretde güzel mekân vardır.
S.Tevfik (1927) 13:29
30
Onlara, sana vahy iylediğimiz Kur'ân'ı tilâvet itmek içün seni, kendinden evvel ümmetlere gelüb geçen bir ümmete gönderdik. Halbuki onlar "Rahmân nedir" diye inkâr iderler. Di ki: "O benim rabbimdir. Ondan, gayri ilâh yokdur. Ben O'na tevekkül itdin. Tevbem ve rücû'um O'nadır."
S.Tevfik (1927) 13:30