Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Yusuf 1 / 111
1
Ben her şeyi gören Allâh'ım. İşte bunlar kitâb-ı mübînin âyetleridir.
S.Tevfik (1927) 12:1
2
Biz onı, ma'nâsını anlayub ta'akkul itmeniz içün 'arabî Kur'ân olarak inzâl iyledik.
S.Tevfik (1927) 12:2
3
Biz, bu sûrede, Kur'ân'da sana vahy iylediğimiz kıssaların en güzelini nakl ideceğiz. Sen bu kıssayı evvelden bilmezlerden idin.
S.Tevfik (1927) 12:3
4
Yûsuf babasına: "Ey Babam! Ben onbir yıldızı ve güneşi ve ayı bana secde iderler gördüm" didikde,
S.Tevfik (1927) 12:4
5
Ya'kûb: "Ey Oğlum! Ru'yânı kardaşlarına söyleme. Sonra sana bir hîle iderler. Şeytân insânlara âşikâr düşmandır."
S.Tevfik (1927) 12:5
6
"Bu ru'yâ ile şerefini haber virdiği gibi rabbin seni mümtâz kılacak ve sana ru'yâ ta'bîri 'ilmini öğredecek ve bundan evvel babaların İbrâhîm ve İshak'a oldığı gibi sana ve Âl-i Ya'kûb'a ni'metini itmâm iyleyecek. Tahkîk rabbin müstehakı bilir, muktezâ-yı hikmeti icrâ ider" didi.
S.Tevfik (1927) 12:6
7
Muhakkak Yûsuf ve kardaşları kıssasında suâl idenlere bir çok 'ibretler vardır.
S.Tevfik (1927) 12:7
8
Birâderleri birbirine: "Yûsuf ve kardaşı (baba ve anadan birâderi) pederimize bizden ziyâde sevgilidirler. Halbuki biz kuvvetli işgüzârlarız. babamız bizden ziyâde o iki küçük ve 'âciz çocuğa muhabbet itmekle âşikâr hatâdadır."
S.Tevfik (1927) 12:8
9
"Yûsuf'ı öldiriniz yâhud bir hâlî yere atınız ki pederinizin yüzi (muhabbeti) size kala! Sonra sâlih bir kavim olınız." didiklerinde,
S.Tevfik (1927) 12:9
10
İçlerinden birisi "Yûsuf'ı öldirmeyiniz, kuyuya atınız. Oradan onı bir kervan bulur ve alır. Eğer bir şey yapacak iseniz böyle yapınız" didi.
S.Tevfik (1927) 12:10
11
Yûsuf'un kardaşları babalarına: "Ey Bababız! Ne içün Yûsuf'ı bize inanmıyorsun? Halbuki biz ona nasîhat idicilerdeniz (muhâfaza ider ve iyiliğini isteriz).
S.Tevfik (1927) 12:11
12
Yârın onı bizimle berâber gönder, meyvelerden yisün ve oynasun. Biz onı muhâfaza ideriz" didiler.
S.Tevfik (1927) 12:12
13
Ya'kûb: "Onı alub götürmeniz beni mahzûn ider. Korkarım ki ondan gâfil oldığınız bir sırada onı kurd yer" didi.
S.Tevfik (1927) 12:13
14
Onlar: "Biz böyle kuvvetli ve genç adamlar oldığımız halde onı kurd yer ise tahkîk biz hâsirlerden oluruz" didiler. (Bunun üzerine Ya'kûb Yûsuf'a onlarla sahrâya gitmeğe izin virdi.)
S.Tevfik (1927) 12:14
15
Vaktâ ki Yûsuf'ı alub sahrâya gitdiler ve onı, kuyuya atmağa ittifâk iylediler. Biz Yûsuf'a: "Sen bir vakit olacak ki onlara bu işlerinden haber vireceksin. Onlar bunı bilmezler" diye vahy itdik.
S.Tevfik (1927) 12:15
16
(Yûsuf'ı kuyuya atdıkdan sonra) Akşam vakti ağlayarak babalarının yanına geldiler.
S.Tevfik (1927) 12:16
17
"Ey Pederimiz! Biz yarış itmeğe gitdik ve Yûsuf'ı eşyâmızın yanında bırakdık. O sırada onı kurd yidi. Biz her ne kadar sözimizde sâdıklar isek de sen bize inanmazsın" didiler.
S.Tevfik (1927) 12:17
18
Ve gömleği üzerinde yalancı kan getirdiler. [¹] Ya'kûb: "Onı kurd yimedi, belki nefsiniz sizi aldadub bu işe sevk itdi. Benim içün sabırdan başka çâre yokdur. Sizin bu hal ve hareketinize karşı Allâh'dan 'inâyet isterim" didi.
S.Tevfik (1927) 12:18
19
(Bir müddet sonra) Kuyunun civârına bir kervan gelerek sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını daldırub çekdiği zamân (Yûsuf berâber çıkdığından) "Âh! Ne a'lâ! Bir çocuk buldum" diye bağırdı ve onı kıymetdâr bir mal gibi sakladılar. Allâh Te'âlâ işledikleri şeyleri bilir.
S.Tevfik (1927) 12:19
20
Yûsuf'ı (Bizim kölemizdi kaçdı diye iddi'â iden kardaşlarından) sayılı bir kaç dirhemden 'ibâret olan noksan kıymet ile kervandan birisi satın aldı. Bâyi'ler kıymet husûsunda zâhidlik gösterdiler. (Fazla istemediler).
S.Tevfik (1927) 12:20
21
Onı satın alan Mısırlı, zevcesine: "Buna eyi bak ve ikrâm it. Olabilir ki ondan bize karşı menfa'at ola veyâhud onı kendimize evlâd ittihâz ideriz" didi. Bu sûretle Yûsuf'ı yeryüzünde temkîn iyledik. Ve ona ru'yâ ta'bîri 'ilmini öğretdik. Her emrinde Allâh Te'âlâ gâlibdir. Lâkin nâsın ekserîsi bunı bilmez.
S.Tevfik (1927) 12:21
22
Yûsuf sinn-i rüşde bâliğ oldukda ona hikmeti ve 'ilmi virdik. Ve biz muhsinleri böyle mükâfât ideriz.
S.Tevfik (1927) 12:22
23
Yûsuf'dan, hânesinde bulundığı kadın ('Azîz-i Mısır'ın zevcesi Zeliha) münâsebeti istedi ve kapuları kapadarak "Haydi gel" didi. Yûsuf: "Ma'âzallah. O (senin zevcin) benim sâhibimdir ve bana eyi bakdı ve ikrâm itdi. Allâh zâlimleri iflâh itmez" didi.
S.Tevfik (1927) 12:23
24
Zeliha ona karşı sarf-ı himmet idüb çalışdı. Eğer Yûsuf, rabbinin burhânını görmemiş olsa idi Zeliha'ya o da sarf-ı himmet iderdi. Böylece ondan fenâlığı ve fuhşı çevirmek içün ona burhânımızı gösterdik. Yûsuf bizim muhlis kullarımızdandı.
S.Tevfik (1927) 12:24
25
Kapuya doğrı (Yûsuf önden Zeliha arkadan) koşdılar. Yûsuf'un gömleği arkadan (kadın tutdığı cihetle) yırtıldı. Efendilerine, kapunun önünde rast geldiler. Zeliha: (Kendini kabahatli göstermemek içün derhâl) "Ehline fenâlık murâd idenin cezâsı nedir?" (didikden sonra onı katl ider korkusuyla) "Meğer ki zindâna atıla ve yâhud elemli 'azâb idile" didi.
S.Tevfik (1927) 12:25
26
Yûsuf: "O, benden münâsebeti taleb itdi" didi. Mezbûrenin ehlinden biri (akrabâsından beşikde bulunan bir çocuk) şehâdet iderek: "Eğer Yûsuf'un gömleği ön tarafından yırtık ise kadın sâdıkdır öteki yalancıdır" didi.
S.Tevfik (1927) 12:26
27
"Eğer onun gömleği arka tarafından yırtılmış ise kadın yalandır Yûsuf sâdıklardandır" didi.
S.Tevfik (1927) 12:27
28
Yûsuf'un efendisi gömleğin arkadan yırtıldığını gördükde zevcesine: "Bu sizin hîlelerinizdendir. Hîleniz çok büyükdür"
S.Tevfik (1927) 12:28
29
"Ey Yûsuf! Sen bundan i'râz it (bunı unut) Ey Zeliha! Sen de günâhına tevbe it. Tahkîk sen hatâ idenlerdensin" didi.
S.Tevfik (1927) 12:29
30
Memleketde ba'zı kadınlar, " 'Azîz'in zevcesi kölesinden münâsebet istemiş, onı sevmiş, Zeliha'yı bu haliyle âşikâr dalâletde göriyoruz" didiler.
S.Tevfik (1927) 12:30