Ana SayfaMealler › Süleyman Tevfik (1927)
ST

Süleyman Tevfik (1927)

Süleyman Tevfik (1927)
Süleyman Tevfik (1927) meali ile okumaya başla
Hud 1 / 123
1
Ben o Allâh'ım ki kerîmim. Bu Kitâb-ı hâkim, kâdir ve her şeyden haberdâr olan Allâh Te'âlâ tarafından tahkîm ve sonra tafsîl idilmiş olan bir kitâbdır.
S.Tevfik (1927) 11:1
2
Ancak Allâh Te'âlâ'ya 'ibâdet idin, ben size o Allâh tarafından 'azâb ile kokudıcı ve sevâb ile müjde viriciyim.
S.Tevfik (1927) 11:2
3
Rabbinize istiğfâr idin ve O'na tevbe iyleyin ki sizi ecel-i müsemmânıza kadar güzel sûretde geçindire ve her sâhib-i fazla fazlının mukâbilini vire. Eğer îmândan ve emrimi kabûlden i'râz ider iseniz üzerinize bir gün büyük bir 'azâb gelmesinden korkarım.
S.Tevfik (1927) 11:3
4
Merci'iniz Allâh Te'âlâ'yadır. O, her şeye kâdirdir.
S.Tevfik (1927) 11:4
5
Münâfıklar, yüreklerindekini O'ndan (Allâh'dan) saklamak içün göğüslerini ezüb büzerler. Âgâh olun ki: Yorganlarını örtünüb yatdıklarını, gizli ve âşikâr bütün şeylerini bilir. Allâh Te'âlâ kalblerde olandan haberdârdır.
S.Tevfik (1927) 11:5
6
Yeryüzünde hiçbir yürüyen yokdur ki, illâ onun refîki Allâh Te'âlâ üzerinedir. Onların oturdukları yerleri, evvelce bulundukları mahalleri de bilir. Cümlesi kitâb-ı mübînde (Levh-i Mahfûz'da) yazılıdır.
S.Tevfik (1927) 11:6
7
O Allâh Te'âlâ'dır ki a'mâlde hanginizin daha iyi oldığını imtihân içün gökleri ve yeri altı günde yaratdı. 'Arş o zamân su üzerinde idi. Sonra (Yâ Muhammed) eğer onlara, "Siz öldükden sonra dirilüb mezarlarınızdan çıkarsınız" disek kafirler "Bu âşikâr bir sihirdir" dirler.
S.Tevfik (1927) 11:7
8
Eğer onlardan, bir vakt-i merhûna kadar, 'azâbı te'hîr itsek (istihzâ ile) "Bu 'azâbı gelmekden ne men' itdi" dirler. Âgâh olun ki: O 'azâb kendilerine geldiği gün onları dört taraflarından ihâta ider.
S.Tevfik (1927) 11:8
9
Eğer biz, insâna tarafımızdan rahmet ve ni'met virüb sonra onı ondan nez' itsek derhâl ye'se ve küfrâna düşer. (Eski ni'meti unudır).
S.Tevfik (1927) 11:9
10
Eğer o insâna, mübtelâ bulundığı zararı izâleden sonra ni'metler tatdırsak: "Benden fenâlık gitdi" diyerek ferahlanır ve kibir ider. (Şükür itmez).
S.Tevfik (1927) 11:10
11
Sabır idüb sâlih amel işleyenlere mağfiret ve büyük ecir ve mükâfât vardır.
S.Tevfik (1927) 11:11
12
(Yâ Muhammed) Sana vahy olunan şeyin bir kısmını terk mi idersin? (Teblîğ itmez misin) "O'na (Muhammed'e) gökden hazîne inse (onunla tarafdâr bulsa) veyâhud berâberinde bir melek olsa (sâdık oldığına şehâdet itse)" dimelerinden kalbin sıkılıyor mı? (Bundan sıkılma) Çünki sen ancak bir nezirsin. (Onlara vahyi teblîğ ve 'azâbdan korkutmakla mükellefsin). Her şey üzerine vekîl Allâh Te'âlâ'dır.
S.Tevfik (1927) 11:12
13
Ya onlar, "Bunı (Kur'ân'ı) Muhammed uydurub Allâh'a iftirâ idiyor" mı dirler? Di ki: "Eğer bu sözlerinizde sâdık iseniz, Allâh'dan gayrı kâdir oldığınız kimseleri da'vet iderek bunun gibi, uydurma olsun, on sûre getiriniz"
S.Tevfik (1927) 11:13
14
Bu da'vetinize icâbet itmezler ise biliniz ki Allâh Te'âlâ Kur'ân'ı 'ilmiyle inzâl buyurdı. Ve Allâh'dan gayrı ilâh yokdur. Müslümânlar mısınız? (Eğer müslümân iseniz bunı böyle bilin ve inanın).
S.Tevfik (1927) 11:14
15
Hasenâtı ile dünyânın hayâtını ve zînetini isteyenlere dünyâdaki 'amellerinin mukâbilini viririz ve onlara, bundan bir şey eksik idilmez.
S.Tevfik (1927) 11:15
16
Onlara, âhiretde cehennemden başka bir şey yokdur. Dünyâda işledikleri 'amelleri hükümsüz ve bâtıl olur.
S.Tevfik (1927) 11:16
17
Rabbi tarafından burhân ve beyyine üzerinde olub Cenâb-ı Hakk'ın şâhidine (Kur'ân'a) tâbi' olan kimse onlar gibi midir? Bundan evvel Mûsâ'nın kitâbı (Tevrât) halka imâm ve rehber, îmân idenlere rahmet idi. Onlar, (Allâh tarafından beyyine üzere olanlar) Kur'ân'a îmân iderler. Müşriklerden Kur'ân'a küfür idenlerin gidecekleri yer cehennemdir. Bunun böyle oldığına şek ve şübhe itme. Bu hüküm, rabbin tarafından hakdır ve lâkin nâsın ekserîsi îmân itmezler.
S.Tevfik (1927) 11:17
18
Allâh Te'âlâ'ya kizben iftirâ idenlerden daha zâlim kim vardır? O zâlimler yevm-i kıyâmetde rablerinin huzûruna getirilürler. Şâhidler de: "İşte bunlar rableri hakkında yalan söylerler" dirler. Âgâh olun ki: Allâh'ın la'neti zâlimler üzerinedir.
S.Tevfik (1927) 11:18
19
Nâsı Allâh'ın yolundan men' idenler ve onun eğri olmasını isteyenler âhiretlerini inkâr idenler,
S.Tevfik (1927) 11:19
20
Allâh Te'âlâ'yı yeryüzünde kendilerini 'azâb itmekden 'âciz ider değillerdir. Onlara Allâh'dan gayrı dost ve ahbab yokdur. Dünyâda ('inâd ile) hakkı görüb işitmedikleri içün 'azâbları iki kat idilür.
S.Tevfik (1927) 11:20
21
Nefislerini ziyâna dûçâr iden onlardır. Allâh'a şerîk olarak iftirâ iyledikleri putlar da onların yanlarından gâib olurlar.
S.Tevfik (1927) 11:21
22
İşte onlar, âhiretde en ziyâde hüsrânda olanlardır.
S.Tevfik (1927) 11:22
23
Îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyen ve rablerine hudû' ve huşû' ile itâ'at idenler cennet ehli olub orada dâimî kalırlar.
S.Tevfik (1927) 11:23
24
Bu iki fırkanın misâli körler ve sağırlarla gören ve işidenlerdir. Bunlar müsâvî olurlar mı? Bunı tefekkür itmezler mi?
S.Tevfik (1927) 11:24
25
Biz Nûh'ı kavmine irsâl iyledik. O: "Ben sizin içün âşikâr sûretde nezîrim"
S.Tevfik (1927) 11:25
26
"Allâh'dan gayrına 'ibâdet itmeyin, size bir gün elemli 'azâbın gelmesinden korkarım" didi.
S.Tevfik (1927) 11:26
27
Kavminden küfür idenler: "Biz, seni ancak bizim gibi beşer görüyoruz, ve sana tâbi' olanları da akıl ve fikirden mahrûm, erâzil takımından buluyoruz, sizin bizim üzerimize bir fazlınızı, sebeb-i rüchânınızı görmüyoruz ve sizi yalancılardan zan idiyoruz" didiler.
S.Tevfik (1927) 11:27
28
Nûh: "Ey Kavmim! Benin rabbim tarafından bir hüccet ve burhân-ı zâhir üzerinde oldığımı görmüyor mısınız? O, bana tarafından rahmet olan nübüvveti virdi. Siz onı görmeseniz ve ondan ikrâh ider olsanız biz, onı size nasıl ilzâm ideriz."
S.Tevfik (1927) 11:28
29
"Ey Kavmim! Ben sizden, risâletim içün ücret olarak mal istemem. Benim ecrim ve mükâfâtım Allâh Te'âlâ üzerinedir. Ben, îmân idenleri nezdimden tard idicilerden değilim [¹] Çünki onlar rablerine mülâkî olacaklardır. (O zamân benden şikâyet iderler). Lâkin ben, sizi tecâhül iden bir kavim görüyorum. "
S.Tevfik (1927) 11:29
30
"Ey Kavmim! Eğer ben onları tard itsem, beni Allâh'ın 'azâbından kim kurtarır? Bunı tefekkür itmiyor mısınız?
S.Tevfik (1927) 11:30