2
O Allah’tır ki O’ndan başka ilâh yoktur; diridir ve her şey O’nun yönetimindedir.
3
O Kitabı (Kur’ân’ı) sana gerçekle ve kendinden öncekini de tasdik edici olarak indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti.
4
Önceden insanlara bir yol gösterici olarak ve Furkân’ı indirdi. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah üstün ve intikam sahibidir.
5
Muhakkak ki Allah’a, ne yerde ne de gökte hiçbir şey gizli kalmaz.
6
O ki, rahimlerde dilediği gibi size şekil verir. O’ndan başka ilâh yoktur; O üstün ve hâkim olandır.
7
Sana Kitabı (Kur’ân’ı) indiren O’dur. Kur’ân’ın âyetlerinin bir bölümü muhkem (anlamı açık)tir; bunlar Kitab’ın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, müteşabih âyetlerin peşine düşerek fitne çıkarmaya ve kendi arzularına göre yorumlamaya çalışırlar. Oysa onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar ise derler ki: “Ona iman ettik; hepsi Rabbimizdendir.” Berrak akıl sahipleri ise ancak düşünüp öğüt alırlar.
8
(Ve onlar derler ki:) “Rabbimiz! Bizi doğru yola yönelttikten sonra kalplerimizi kaydırma; bize katından bir rahmet lütfet. Şüphesiz ki Sen karşılıksız çok verensin.”
9
“Rabbimiz! Şüphesiz sen bütün insanları, kendisinden şüphe edilmeyen bir günde bir araya toplayacaksın. Allah, verdiği sözden asla dönmez.”
10
İnkâr edenlerin ne malları ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir yarar sağlamaz; onlar ateşin yakıtıdırlar.
11
Firavun’un avanesi ve ondan öncekiler âyetlerimizi inkâr ettiler; Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah şiddetli intikam sahibidir.
12
Kâfirlere söyle: “Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir döşektir!”
13
Şüphesiz sizin için karşılaşan şu iki toplulukta ibretler vardır. Bir topluluk Allah yolunda, diğeri ise küfür için savaşıyordu. (Kâfirler,) Allah için savaşanları gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah dilediğine yardımıyla destek verir. Şüphesiz bunda görebilenler için bir ibret vardır.
14
Kadınlara olan şehvet, evlatlar, kantarlar dolusu yığılmış altın ve gümüş, güzel (markalı, seçkin) binekler, hayvanlar ve ürünler insanlara süslü ve çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici metaıdır; asıl varılacak güzel yer ise Allah’ın katındadır.
15
De ki: “Bunlardan daha hayırlısını size haber vereyim mi? Takvâ sahipleri için, altından ırmaklar akan ve ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah kullarını görendir.
16
Onlar şöyle derler: “Rabbimiz! Şüphesiz sana iman ettik; bizi bağışla ve bizi ateş azabından koru.”
17
O sabredenler, doğru olanlar, Rablerine gönülden boyun eğenler, infak edenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri Allah görmektedir.
18
Muhakkak ki Allah, kendisinden başka ilâh olmadığına şahittir. Melekler ve ilimde derinleşmiş olanlar da adaletle bunu tasdik ederler.
19
Allah katında (geçerli) din İslâm’dır. Kendilerine Kitap verilenler, gerçek bilgi kendilerine geldikten sonra, aralarındaki azgınlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çabuk görendir.
20
Şayet seninle tartışırlarsa de ki: “Ben ve bana uyanlar Allah’a teslim olduk.” Kitap verilenlere ve ümmîlere de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlardır; eğer yüz çevirirlerse, senin görevin ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını görendir.
21
O kimseler ki, Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar, nebileri haksız yere öldürüyorlar ve insanlardan doğru ölçüyle hükmetmeyi emredenleri öldürüyorlar; işte onları acıklı bir azapla müjdele.
22
İşte onların yaptıkları hem dünyada hem de âhirette boşa gitmiştir; onlar için hiçbir yardımcı yoktur.
23
Görmez misin, kendilerine Kitap’tan bir nasip verilenler, Allah’ın Kitabı’yla aralarında hükmedilmesi için çağrıldıkları hâlde, onlardan bir grup yüz çevirip dönüyorlar.
24
Bu davranışları, “Bize sayılı günlerden başka ateş dokunmayacak” demelerindendir. Uydurdukları batıl inançları onları kendi dinlerinde aldatmıştır.
25
Onları, geleceğinden şüphe edilmeyen bir günde bir araya toplayacağımız, herkese kazandığının tam karşılığının verileceği ve kimseye haksızlık edilmeyeceği zaman, hâlleri nasıl olacak?
26
De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye kādirsindir.”
27
Geceyi gündüze, gündüzü geceye sokarsın; ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarırsın; dilediğini de hesapsız rızıklandırırsın.
28
Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesin. Kim böyle yaparsa, artık Allah’tan hiçbir şey beklemesin. Ancak onlardan sakınmak için yapılan takiyye müstesnadır. Allah sizi kendisinden sakındırır (çekinmenizi ister). Dönüş yalnız Allah’adır.
29
De ki: “Allah, göğüslerinizdekini gizleseniz de açıklasanız da bilir. Allah göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah her şeye kādirdir.”
30
O gün, her kişi hayırdan ne işlediyse yanında hazır bulacaktır. Kötülükten de ne işlediyse, onunla kendi arasında keşke uzak bir mesafenin olmasını ister. Allah sizi kendisinden çekindirir; Allah kullarına şefkatlidir.
Sonraki 30 ayet →