Ana SayfaMealler › Osman Fırat
Osman Fırat meali ile okumaya başla
Yunus 1 / 109
1
Elif, Lâm, Râ. Bunlar hüküm içeren kitabın ayetleridir.
O. Fırat 10:1
2
Kendi içlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve o iman edenlerin Rableri katında bir doğruluk makamı kazanacağını müjdele” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti? Kâfirler ise: “Bu (adam) apaçık bir sihirbazdır” dediler.
O. Fırat 10:2
3
Şüphesiz Rabbiniz Allah’tır; O gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a istivâ etti. Bütün işlerin tedbirini alıyor; onun izni olmadan kimse şefaatçi de olamaz. İşte Rabbiniz Allah budur; O’na kulluk edin, öğüt almaz mısınız?
O. Fırat 10:3
4
Hepinizin dönüşü onadır. Allah’ın vaadi haktır; şüphesiz O, ilk yaratmayı başlatandır; sonra da iman edip salih amel işleyenlere kıstasla (doğru kriterlerle) karşılık vermek için onu iade edendir (yeniden diriltendir). Kâfirler için de küfürleri sebebiyle kaynar bir içecek ve acıklı bir azap vardır.
O. Fırat 10:4
5
O’dur ki Güneşi ışıklı, Ay’ı da nurlu (aydınlanan) yaptı. Ve senelerin sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menziller takdir etti. Bunları Allah ancak bir gerçek olarak yarattı; bilen bir toplum için (Allah) ayetlerini ayrıntılı açıklıyor. (Not: Bilimsel olarak Güneş kendinden ışıklıdır ve Ay da Güneş ışığıyla aydınlanır. Bu âyet bu bilimsel gerçeğe işaret etmektedir.)
O. Fırat 10:5
6
Şüphesiz ki gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, göklerde ve yerde, yarattığı şeylerde sakınan bir topluluk için ayetler vardır.
O. Fırat 10:6
7
Muhakkak ki bizimle karşılaşmayı ummayanlar ve dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar ayetlerimizden gafil olanlardır.
O. Fırat 10:7
8
İşte bunlar kazandıklarıyla yerleri ateştir.
O. Fırat 10:8
9
İman edip salih amel işleyenleri Rableri, imanları sebebiyle altından ırmaklar akan nâim cennetlerine yöneltir.
O. Fırat 10:9
10
Oradaki (cenneteki) duaları: “Ey Allah’ım!.. Sen bütün eksikliklerden münezzehsin.” Ve oradaki yaşam temennileri ise “Selâm”dır; dualarının sonu ise “Hamd (övgü), alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” demeleridir.
O. Fırat 10:10
11
Eğer insanların hayrı acele istemeleri gibi Allah, onlar için şerre acele etseydi, onların ecellerine hükmedilirdi ve (böylece) bizimle karşılaşmayı ummayanları azgınlıkları içinde bocalamaya bırakırdık.
O. Fırat 10:11
12
İnsana bir zarar dokunduğunda yanüstü, yahut otururken yahut ayakta iken bize yalvarır; ne zaman ondan o zararı (sıkıntıyı) kaldırırsak sanki o, sıkıntısından bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. Böylece aşırı giden ölçüsüzlere yaptıkları süslü gösterilmiştir.
O. Fırat 10:12
13
Sizden öncekiler zulmettiklerinde onlara resullerimiz apaçık belgelerle geldiği halde iman etmeyince onların kentlerini yok ettik. İşte müc’rim bir topluluğu böylece cezalandırırız.
O. Fırat 10:13
14
Sonra da onların ardından sizleri yeryüzüne onların yerine geçenler yaptık ki bakalım siz ne yapacaksınız?
O. Fırat 10:14
15
Ve onlara apaçık ayetlerimiz anlatılınca, bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar dediler ki: “Bize bu Kur’an’dan başka bir (kitap) getir veya onu değiştir.” De ki: “Kendi arzumla onu değiştiremem. Benim tabi olacağım tek şey ancak bana vahyolunanadır. Eğer ben Rabbime karşı gelirsem, kesinlikle o büyük günün azabından korkarım.”
O. Fırat 10:15
16
De ki: “Şayet Allah dilemeseydi, ben onu size anlatmazdım ve siz de onu idrak edemezdiniz. Ondan (Kur’an’dan) önce bir ömür içinizde kaldım. Akletmez misiniz?”
O. Fırat 10:16
17
Ve Allah’a iftira edenlerden veya O’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim vardır? Şüphesiz ki O, suçluları iflah etmez.
O. Fırat 10:17
18
Onlar kendilerine ne zarar ne de fayda vermeyen, Allah’tan başkalarına kulluk ediyorlar ve diyorlar ki: “İşte bunlar Allah’ın yanında şefaatçilerimizdir (kurtarıcılarımızdır).” De ki: “Ortağı olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu, kendisi kimseye muhtaç olmayan Allah’a; göklerde ve yerde bilmediğiniz şeyleri mi haber veriyorsunuz?”
O. Fırat 10:18
19
İnsanlar (başlangıçta) sadece tek bir topluluktu, ardından ayrılığa düştüler. Eğer senin Rabbinden geçmiş bir söz olmasaydı, o ayrılığa düştükleri şeyde hükmünü vermiş olurdu.
O. Fırat 10:19
20
Ve diyorlar ki: “Rabbinden onun (Resulün) üzerine bir kanıt indirilmeli değil miydi?” De ki: “Gaybı bilen muhakkak ki Allah’tır. Bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber kesinlikle bekleyenlerdenim.”
O. Fırat 10:20
21
Ve insanlara tattırdığımız bir rahmetten sonra onlara bir zarar dokundurduğumuzda, ayetlerimiz hakkında bir tuzak kurarlar. De ki: “Allah, tuzağı en seri olandır.” Muhakkak ki bizim resullerimiz (melek elçiler) o kurmakta olduğunuz tuzakları yazmaktadırlar.
O. Fırat 10:21
22
Size karada ve denizde yolculuk yaptıran O’dur. Ta ki siz gemide güzel bir rüzgârla seyrederken ve onunla ferahlanırken (o sırada) fena bir rüzgâr ve her taraftan dalgalar gelir ve onlar (gemidekiler) her taraftan onunla (fırtınayla) sarıldıkları zannına kapılırlar; dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar ve: “Eğer bizi bu felaketten kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız.” (derler).
O. Fırat 10:22
23
Ne zaman ki onları (o felaketlerden) kurtarırsak, yeryüzünde (şükretmeyi unutup) haksızlık etmek için aranırlar. Ey insanlar! Azgınlığınız kendi kendinizedir; dünya hayatının geçici metaıdır (yararıdır). Sonra dönüşünüz bizedir ve size ne yaptığınızı haber vereceğiz.
O. Fırat 10:23
24
Dünya hayatının misali, gökten inen bir su gibidir ki onunla yeryüzünün bitkileri yeşerip birbirine karışır; insanlar ve hayvanlar ondan yerler. Ta ki yeryüzü onunla bezenip süslenir ve onun sahipleri ona her şeyi yapmaya kendilerini muktedir zannederlerken, ona gece veya gündüz emrimiz gelir; onu kökünden söker ve sanki dün ona sahip değilmiş gibi olur. Düşünen bir topluluk için böylece ayetlerimizi ayrıntılı açıklıyoruz.
O. Fırat 10:24
25
Ve Allah (böylece) sizi selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini dosdoğru yola iletir.
O. Fırat 10:25
26
Güzel davrananlar için güzellik ve daha fazlası vardır; onların yüzlerini ne bir karartı ne de bir zillet kaplar. İşte bunlar cennet yaranıdırlar ve onlar orada devamlıdırlar.
O. Fırat 10:26
27
O kötülük kazananlara da karşılığı aynısı, bir kötülüktür. Onları bir zillet kaplar; onları Allah’tan kurtaracak birisi de yoktur. Sanki yüzlerini gecenin zifiri karanlığının karanlığı kaplamıştır. İşte bunlar cehennem yaranıdırlar, onlar orada devamlıdırlar.
O. Fırat 10:27
28
Ve onları topladığımız bir günde, sonra da şirk koşmuş olanlara: “(Haydi) yerlerinize, siz ve şirk koştuklarınız!” deriz; aralarını ayırırız. Ve onların (Allah’a) şirk koştukları kimseler de onlara: “Siz sadece bize tapmıyordunuz.” derler.
O. Fırat 10:28
29
Ve ardından onlar: “Sizinle aramızda şahit olarak Allah yeter; kesinlikle biz sizin bize tapmanızdan habersizdik.” (derler).
O. Fırat 10:29
30
İşte orada her kişi kendisini, geçmişte yapmış olduklarıyla bulur ve gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler; uydurdukları (yalvardıkları) onlardan kaybolurlar.
O. Fırat 10:30