Ana SayfaMealler › Orhan Kuntman
OK

Orhan Kuntman

Orhan Kuntman
Orhan Kuntman meali ile okumaya başla
Enfal 1 / 75
1
(Ey Muhammed) Sana savaş ganimetlerinden (onların taksiminden) sorarlar. De ki: Ganimetler, Allah'ın ve Resulünündür. (Allah nasıl emrederse, Peygamber de ona göre taksim eder) O halde (gerçekten mümin) iseniz, Allah’tan korkun. (O’nun emirlerine, peygamberinin taksimine karşı gelmeyin) Aranızda çıkan anlaşmazlıkları (ona baş vurarak) halledin ve Allah ve Resulüne itaat edin!
O. Kuntman 8:1
2
(Gerçek) müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer, kendilerine O'nun ayetleri okunduğu zaman imanlarım artırır, (kalben tasdikleri artar, kuvvet bulur ki, bu açıdan her mümin eşit değildir. Elbette bir çok deliller ile mücehhez, dini hükümlerin ulviyetini ve hikmetini idrak eden zatların imanları farklıdır.) ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar. (başarılarını O’ndan beklerler)
O. Kuntman 8:2
3
Onlar ki, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz azıklardan (Allah yolunda, rızasını kazanmak için) harcarlar.
O. Kuntman 8:3
4
İşte onlar (gerçek) müminlerin ta kendileridir! Onlar için (ahirette) Rableri katında nice yüksek dereceler, bağışlarıma ve tükenmez rızık vardır, (ki iman ile salih amelin asıl mükâfatı bunlardır, bunların yanında, dünya malı ve savaş ganimetleri pek değersiz kalır)
O. Kuntman 8:4
5
(Hatırlarsın) Rabbin seni hak uğrunda evinden (savaşa) çıkarmıştı, müminlerden bir kısmı ise bunu, (öyle az bir kuvvet ile düşmana karşı çıkmayı hiç de) hoş görmüyorlardı.
O. Kuntman 8:5
6
Hak (yolunda cihadın gerekli olduğu, senin duyurun ile) apaçık ortaya çıktığı halde, -sanki göz göre göre (boşuna) ölüme sürükleniyorlarmış gibi- (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.
O. Kuntman 8:6
7
(Ey iman edenler. Bedir savaşını) Hatırlayın ki, Allah size "İki galebeden biri, şüphe yok ki sizindir" diye vadediyordu. (Birisi Kureyş ordusuydu, diğeriyse -kırk süvari ile korunan- Şamdan gelen kervandı) Siz güçsüz olan kervanın sizin olmasını (şan ve şerefi olmayan küçük şeyler) arzu ediyordunuz. Allah ise, ayetleri ile (size yapacağı ilahi yardım ile) hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin kökünü kurutmayı murad ediyordu.
O. Kuntman 8:7
8
(Böylece) O günahkarların (müşriklerin) hoşuna gitmese de hak (İslam) galip gelecek, bâtılı ortadan kaldıracaktı!
O. Kuntman 8:8
9
(Gene) Hatırlayın ki, (savaşın en kızgın bir anında) Rabbinizden imdat diliyordunuz, O da, (duanızı kabul etti) "Ardarda inen bin melek ile size yardım edeceğim" buyurdu.
O. Kuntman 8:9
10
Allah ise bu yardımı sırf, sizlere müjde olsun, (Rabbimiz niyazımızı kabul etti, diyerek) kalbiniz huzura kavuşsun, diye yaptı. Oysa şüphe yok ki, yardım (ve zafer) ancak Allah katındandır. (Yoksa bir melek ile bile dünyanın altını üstüne getirirdi) Çünkü Allah, herşeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
O. Kuntman 8:10
11
O sırada katından bir güven ve esenlik olmak üzere, size uyku sardırıyordu ve sizleri (bedensel kirlerden) temizlemek, şeytanın vesvesesini sizlerden gidermek, kalblerinize şevk ve kuvvet aşılayarak düşmana karşı direnme gücü vermek için de (hiç umulmadık bir anda) gökten üzerinize yağmur (rahmet) indiriyordu.
O. Kuntman 8:11
12
Ve Rabbin meleklere de: "Kuşkusuz ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin (onların düşmana karşı direnmelerini sağlayın) diye vahyetti ve (müminlere) "Ben kafirlerin kalplerine elbette korku salacağım, o zaman siz de hemen onların boyunlarının üstüne ve parmaklarına (kılıçlarınızla) vurun (onları saf dışı bırakın)" buyurdu.
O. Kuntman 8:12
13
Bunun (kuvvetli oldukları halde, kafirleri böyle yenilgiye uğratmamızın) sebebi, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleridir, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki, Allah cezası çok çetin olandır.
O. Kuntman 8:13
14
(Ey kafirler) İşte gördünüz. Şimdi (bu dünyadaki) azabı tadın. Muhakkak ki, kafirlere (ahirette) bir de cehennem azabı vardır.
O. Kuntman 8:14
15
Ey iman edenler, -sizden sayıca üstün de olsa- toplu olarak düşmanla karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin, (kaçmayın)
O. Kuntman 8:15
16
Tekrar dönüp çarpışmak için geri çekilme ve diğer bir bölüğe ulaşıp mevzi tutma dışında kim öyle bir günde düşmana arkasını dönüp kaçmaya yeltenirse o muhakkak Allah katından bir gazabı hak eder, onun (ahirette) yurdu ancak cehennemdir, orası ne kadar kötü bir son duraktır!
O. Kuntman 8:16
17
(Ey iman edenler biliniz ki gerçekte) Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. (O, yardım etmeseydi sizler yenilmiştiniz. Ey Muhammed, o bir avuç toprağı düşmanların yüzüne) Atan da sen değildin, fakat onu da Allah attı. (Emri veren, o kum zerrelerini her birinin gözüne isabet ettirerek onları bozguna uğratan O idi.) Bunu (bu yardımları Allah) müminleri güzel bir imtihan ile denemek için yaptı, (ki, Rablerinin yardımı sayesinde üstün geldiklerinin bilincine varsınlar ve Onun bu nimetini hiç unutmayıp daima şükretsinler ve ganimet sevdasından vazgeçsinler) Şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir, her şeyi hakkıyle bilendir.
O. Kuntman 8:17
18
İşte bu (takdiri, her zaman) böyledir. Allah, kafirlerin hile ve tuzaklarını boşa çıkarır!. (Onlar, müminleri zayıf bulduk, tuzağımıza düşürdük diye sevinirler. Fakat Allah'ın yardımı sayesinde müminler gâlip gelir, onlar ise perişan olup kaçarlar)
O. Kuntman 8:18
19
(Ey iman edenler) Eğer siz (gerçekten) fetih (zafer) istiyor idiyseniz, işte size zafer geldi. Şayet (bundan ibret alıp da ganimet sevdasından ve Peygambere karşı gelmekten tümüyle) vaz geçerseniz, (biliniz ki) bu sizin için daha hayırlıdır. Fakat yine dönerseniz. (Peygambere karşı, o kötü davranışları tekrarlarsanız haberiniz olsun ki, savaşta) Topluluğunuz çok da olsa size hiçbir yarar sağlamaz. (Rabbinizden yardım gelmez.) Çünkü Allah (emir ve yasaklarına uyan) müminlerle beraberdir.
O. Kuntman 8:19
20
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne itaat edin. (Peygamberin cihad çağrısını) duyduğunuz halde, ondan yüz çevirmeyin, (duymamazlıktan gelmeyin)
O. Kuntman 8:20
21
Siz öyle kimseler (münafıklar) gibi olmayın ki, (Peygamberin cihad çağırısını umursamadıkları halde) İşittik, derler, oysa onlar işitmezler! (işitmiş sayılmazlar, çünkü emre hiç riayet etmezler)
O. Kuntman 8:21
22
Şüphe yok ki Allah katında -yeryüzünde yaşayan canlıların en kötüsü- o sağırlar, o dilsizlerdir (münafıklardır) ki, (hakk'ın İslam'da olduğunu) akıl edemezler, (kulakları olduğu halde duymamazlıktan gelirler, dilleri olduğu halde gerçeği söylemekten kaçınırlar.)
O. Kuntman 8:22
23
Allah şayet onlardan bir hayır görseydi elbet işittirirdi! (Onlar da, tasdiki dillerinde bırakmayıp, kalben de tasdik etmeye zerre emare görseydi, elbet onlara tevbe nasip eder, Peygambere itaat etmelerini sağlardı) Fakat işittirmiş olsaydı bile, yine onlar (tevbelerini bozar, imandan) yüz çevirerek (eski hallerine muhakkak) dönerlerdi! (çünkü onların kalplerinde nifak hastalığı vardı, huylarından asla vazgeçmezlerdi)
O. Kuntman 8:23
24
(Ey iman edenler, Allah ve Resulü) Sizi, hayat verecek şeylere, (Rabbinizin her emrine, özellikle Allah yolunda cihada) çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne (O’nun Peygamber vasıtasıyle yaptığı bu davete hemen) uyun, (seve seve gönüllü olarak Allah yolunda cihada katılın) Ve biliniz ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer, (size şah damarınızdan daha yakındır -Kaf/16 ve unutmayınız ki, sonunda) O'nun huzurunda toplanacaksınız.
O. Kuntman 8:24
25
Ve öyle bir fitneden (halkın cihada katılmasını engelleme teşebbüsünden) sakınınız ki, (onun maddi ve manevi zararı) içinizden sadece zulmedenlere (o fitneyi çıkaran münafıklara) dokunmakla kalmaz, (bütün topluma sirayet eder ve o zaman toplumun her ferdi de fitneden sorumlu olur. Çünkü, toplumda beliren kötülükleri men etmeye çalışmak da her ferdin görevidir)
O. Kuntman 8:25
26
(Ey iman edenler) Hatırlayın ki, siz bir zaman yeryüzünde (Mekke'de) azınlıkta idiniz, kuvvetten yoksundunuz zayıf kimseler idiniz. İnsanların (Mekke müşriklerinin) sizi tutup kapmasından (sizi yok etmesinden) korkuyordunuz. (Sizler böyle perişan durumda iken) sonra (Rabbiniz) sizi (Medine'ye yerleştirdi) size yer yurt verdi, yardımıyla destekledi, (düşmana üstün kıldı) ve şükredesiniz diye size temizinden rızıklar ihsan etti, (ganimet mallarını size helal kıldı, oysa sizden evvelki ümmetlere helal kılınmamıştı)
O. Kuntman 8:26
27
Ey iman edenler, Allah'a ve Peygambere hainlik etmeyin! (topladığınız ganimetler de, size emanet edilen birer devlet malıdır, onları derhal toplandığı mahalle gidip teslim ediniz.) Yoksa bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz! (Çünkü onlar, zamanı geldiğinde Peygamber vasıtasıyle muhtaç olanlarınıza Allah'ın emrettiği şekilde taksim edilecektir.)
O. Kuntman 8:27
28
Biliniz ki kuşkusuz, mallarınız ve çocuklarınız (sizler için birer) imtihandır. (Onlara karşı muhabbetiniz, sakın sizi Rabbinizin emirlerine karşı gelmeye sevk etmesin, haberiniz olsun ki) Asıl büyük mükafat, şüphe yok ki, (bu fani dünyada değil) ancak Allah katındadır.
O. Kuntman 8:28
29
Ey iman edenler, Eğer Allah’tan korkarsanız, O size, iyi ile kötüyü ayırd edecek bir akıl ihsan eder, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar, Allah büyük bir lutuf ve kerem sahibidir.
O. Kuntman 8:29
30
(Ey Muhammed) Hatırla ki bir vakit o (Mekkeli) kafirler, ya seni tutup bağlamak, ya öldürmek veya (yurdundan) çıkarmak için tuzak kurarlarken, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkarıyordu. (Cebrail a.s. vasıtasıyle sana haber veriyordu sen de Mekke'den ayrılıyordun) Çünkü Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Allah Teala elbette, hile ve tuzak kurmaktan münezzehtir. O’nun işi hayırdır, hile ve tuzağı geçersiz kılmaktan ibarettir)
O. Kuntman 8:30